Erkekler neden kadınlardan daha az yaşıyor ?

DSÖ, insanlığın yaşam standartlarına ilişkin yıllık bilgilendirme raporunda, kadın ve erkeklerin ortalama yaşam uzunluklarına ilişkin bilgiler paylaştı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), insanlığın yaşam standartlarına ilişkin yıllık bilgilendirme raporunu yayımladı. DSÖ’nün bu yılki istatistikleri, kadın ve erkeğin ortalama yaşam ömürlerinin farklılıkların nelere dayandığına ilişkin bilgiler içerdi.
 
DSÖ Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, yıllık raporun önsözüne şu ifadeleri yazdı:
 
“Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 istatistiklerinin tamamen rakamlardan oluştuğunu ve gerçek sonuçların gerçek insanlara bağlı olduğunu akıldan çıkarmamak gerekiyor.”
 
Söz konusu çalışmada, erkeklerin neden kadınlardan daha az yaşadığı sorusuna ilişkin birtakım sonuçlara ulaşıldı. İşte o sorunun yanıtı…
 
KADINLAR SADECE UZUN YAŞAMIYOR, AYNI ZAMANDA SAĞLIKLI DA YAŞIYOR
 
Ortalama yaşam ömrü, neredeyse bütün dünyada artmaya devam ediyor. Günümüze erkeklerin ortalama yaşam ömrü 70 yıl iken, kadınlarınki ise 74 yıl olarak öne çıkıyor. Bu rakamlar, 2000 yılına göre beş sene artmış durumda bulunuyor. İki cinsiyet arasındaki ortalama yaşam ömürleri ise minimum dört yıllık farkı korumaya devam ediyor.
 
Bu süreçte, insanların sağlıklı yaşam süreleri de artış gösterdi. Bugün doğan bebekler, ortalama 63,3 yıl boyunca sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor. Bu noktada kadınlar ortalama 64,8 yıl, erkekler ise ortalama 62 yıl boyunca sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor.
 
ERKEKLERİN DAHA ERKEN ÖLMELERİ KONUSUNDA BİRÇOK SEBEP BULUNUYOR
 
DSÖ’nün raporuna göre, erkeklerin ortalama yaşam sürelerinin kadınlardan daha az olması konusunda bir dizi sebep bulunuyor. Bunlar arasındaki en önemli etkenler şu şekilde sıralanıyor:
 
• İskemik kalp rahatsızlığı
 
• Kaza
 
• Akciğer kanseri
 
• Kronik obstrüktif akciğer hastalığı
 
Bazı durumlarda ise genetik eğilimler ön plana çıkıyor. Yapılan araştırmaya göre, kız çocuklarının bağışıklık sisteminin daha güçlü olması, bebeklik döneminde hayatta kalma oranlarını artırıyor. 2017 yılında, beş yaşına ulaşamadan ölen bebekler ele alındığında, erkek bebeklerin kız bebeklere oranla yüzde 11 daha fazla olduğu görüldü.
 
Diğer sebepler arasında ise cinsiyet rollerinin öne çıktığı gözlendi. Taşımacılık sektöründe daha fazla yer alan erkeklerin, bu bağlamda trafik kazalarında hayatını kaybettikleri istatistiklere yansıdı. 15 yaşından büyük erkeklerin trafik kazalarında ölme oranlarının, kadınların iki katından daha fazla olarak gerçekleştiği görüldü.
 
GELİŞMİŞ ÜLKELERDEKİ ORTALAMA YAŞAM UZUNLUĞU FARKI, GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDEN ÇOK DAHA FAZLA
 
Kadın ve erkeklerin ortalama yaşam uzunlukları arasındaki fark, bulundukları ülke ve coğrafyaya göre farklılık gösteriyor. Bu da, gelişmiş ülkelerdeki kadın ve erkekler arasındaki ortalama yaşam uzunluğunun, gelişmekte olan ülkelerdekinden çok daha fazla olmasıyla sonuçlanıyor.
 
Düşük gelirli ülkelerin yüzde 90’ından fazlasında her bin kadına 4 veya daha az ebe düşüyor. Bu da şu sonuçları doğuruyor:
 
• Düşük gelirli ülkelerdeki her 40 kadından biri, hamilelik veya doğum sürecinde hayatını kaybediyor.
 
• Yüksek gelirli ülkelerde ise her 3 bin 500 kadından biri bu süreçte hayatını kaybediyor.
 
Fakir ülkelerdeki erkek ve kadınlar, enfeksiyonlara bağlı olarak eşit oranda hayatlarını kaybediyor. Zengin ülkelerdeki erkek ve kadınlar arasındaki yaşam uzunluğu ise, ekoloji ve sağlıksız yaşam tarzlarına bağlı olarak farklılık gösteriyor.
 
Örnek olarak, yüksek gelirli ülkelerdeki insanlar daha fazla alkol ve sigara tüketiyor. DSÖ raporuna göre, bu ülkelerdeki erkekler, kadınlardan beş kat daha fazla sigara ve dört kat daha fazla alkol tüketiyor.
 
Dünya Sağlık Örgütü’nün raporunda, “Eğer erkekler hipertansiyon tedavisi konusunda daha yapıcı olsa ve sağlık merkezlerine başvurma konusunda daha istekli olsalar, yaşam uzunlukları artış gösterirdi.” ifadelerine yer verildi. Fakat araştırmacılara göre, ortalama yaşam uzunluğunun artması için asıl yapılması gerekenler; sigara, alkol ve sağlıksız diyetleri terk etmek ve yol kazalarından korunmak olarak sıralanıyor.
 
ABD VE AVRUPA’NIN BAŞLICA SORUNLARI: CİNAYET VE İNTİHAR
 
Dünya Sağlık Örgütü’nün derlediği istatistiklere göre, küresel çapta yaşanan cinayet olaylarının büyük çoğunluğu Kuzey, Orta ve Güney Amerika’da gerçekleşiyor. İntihar oranlarının en yüksek olduğu yer ise, Rusya’nın da dahil edildiği Avrupa bölgesi olarak öne çıkıyor.
 
Cinayet ve intihar faktörleri ele alındığında da erkekler ve kadınlar arasındaki fark göze çarpıyor. Küresel ölçekte bakıldığında, bir erkeğin intihar etme ihtimali, bir kadının intihar etme ihtimalinden yüzde 75 daha fazla olarak görülüyor. Buna ek olarak, erkeklerin cinayete kurban gitmesi, kadınlardan dört kat daha fazla olarak gerçekleşiyor.
 
Küresel ölçekte şiddete maruz kalma oranlarına bakıldığında ise kurbanların büyük çoğunluğunun kadın olduğu görülüyor. 2013 yılı istatistiklerine göre, yaşları 15 ile 49 arasında değişen kadınların yüzde 35’inin, fizikî veya cinsî istismara maruz kaldıklarını belirttikleri görülüyor.
 
ERKEKLER, HASTALIKLAR KONUSUNDA KADINLARA GÖRE DAHA DUYARSIZ
 
Bir hastalıkla karşı karşıya kalan erkekler, tıbbî destek almak için son anı bekliyor. Mesela verem hastalığına yakalanan erkeklere çoğunlukla geç teşhis koyulduğu görülüyor. Bu bağlamda tıbbî destek almak için çok geç kaldıkları anlaşılıyor. Bu durum da erkeklerin tedavi edilebilir hastalıklardan dolayı hayatlarını kaybettiklerini gösteriyor.
 
Raporun sonucunda ise şu ifadelere yer verildi:
 
“Erkeklerin sağlık hizmetlerine eriştirilmesine yönelik strateji geliştirilmesi, yalnızca cinsiyetler arasındaki ortalama yaşam uzunluğunu dengelemek değil, ayrıca bazı hastalıkların toplum içerisinde yayılmasının da sınırlandırılması anlamına geliyor.”
 
 
 

Sonraki Haber