Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeyi verdi !

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Futbol Zirvesi'nde konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah Ankara 19 Mayıs Stadı'nı yıkıyoruz onun yerine 35-40 bin seyirci kapasiteli yeni bir stadyum yapmaktayız. İhale aşamasında. Onu da süratle bitirip futbolun hizmetine sunacağız. Başkent'te örnek bir stadyumumuz yok. İstanbul güzel bir noktaya geldi." dedi.

Kulüpler Birliği ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ortaklığında bu yıl ikincisi düzenlenen Futbol Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla Haliç Kongre Merkezi'nde başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, "Şimdi 18 yaşında parlamentoya girmenin önünü açıyoruz. Bu ne demektir, genç, dinamik, ilim irfan sahibi bir gençlik parlamentomuzda yer alacaktır. Gençlerden korkan bir bir anlayış olabilir. Aslında bunların jübile zamanı gelmiş ama hala direniyorlar. Onun için çıktıkları her maçta yeniliyorlar. Daha önce 7 maçta yenilmişlerdi inşallah 16 Nisan'da sekizinci defa yenileceklerdir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle;

FUTBOLUN ÖZÜNDE REKABETLE BİRLİKTE DOSTLUK VARDIR

2. Futbol zirvesinin ülkemiz, milletimzi, sporcularımız, tüm futbol camiamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye Süper Lig Profesyonel Futbol Kulüpleri Birliği'ne ve katkı sağlayan tüm kuruluşlara teşekkür ediyorum. Tüm misafirlerimize hoşgeldiniz diyorum. Sunumlarıyla, tespit ve teklifleriyle zirveye katkı sunacak dostlarımıza şimdiden teşekkür ediyorum. Türk futbolunun daha ileriye gitmesi Kulüpler Birliğimizin gösterdiği gayretleri yakından takip ediyorum. Sporun özellikle futbolun kaynaştıran, farklı kimlikleri, karakterleri, hikayeleri biraraya getiren yönünü hepimiz çok iyi biliyoruz. Günümüzde futbol herhangi bir spor dalı olmanın çok ötesinde anlamlara sahiptir. Futbolun özünde rekabetle birlikte fedakârlık, centilmenlik, dostluk ve dayanışma vardır.

FUTBOL BİR DİRENİŞ AYNI ZAMANDA MEYDAN OKUMAKTIR

Hakem bitiş düdüğünü çalana kadar pes etmemeyi gerektiren bir oyunda ümitsizliğe asla yer yoktur. Hele hele son zamanlarda açık ara mağlup olan dünya futbolunun marka takımlarının rövanşında nasıl elediğini görerek bir şey açıkça ispat edildiğine şahit oluyoruz. Futbol tarihi hezimetin kıyısından koparılmış muhteşem zaferlerle doludur. Bu oyun aynı zamanda bir direniştir, meydan okumaktır. Afrika çöllerinden, Brezilya gecekondularına kadar dünyanın her yerinde itilip kakılan kenar mahalle çocuklarının kurtuluş umudu olan bir oyundan söz ediyoruz. Bu aynı zamanda bizim çocukluğumuzun da hikayesidir. Mahalle arasında yazın toz toprak, kışın çamur içinde tüm çocuklar için futbol parlak bir geleceğe çıkan yolun adıdır. Bugün Beşiktaş'ın Vadofone'nu düşünüyorum bir de Şeref Stadı'nı düşünüyorum. Bir Fenerbahçe'nin şu anki stadyumunu düşünüyorum, bir de Dereağzı'ndaki yeri düşünüyorum. Nereden nereye?

FUTBOLUN ORDİNARYUSU LEFTER'İ BÖYLE HATIRLIYORUZ

Öyle futbolcular vardır ki biz onları sadece yetenekleri, golleriyle değil aynı zamanda dürüstlükleri, tevazu, yetenek ve takım arkadaşlarıyla olan örnek ilişkileriyle tanınırız. Kaleci Lastik Ömer'in nitelemesiyle, "Gözlerle bile yakalaması mümkün olmayan Metin Oktay'ın gollerini"  böyle hatırlıyoruz. Fenerbahçe'de futbolun ordinaryüsü denilen Lefter'i böyle hatırlıyoruz. Tek başına bir takım denebilecek Baba Hakkı'yı böyle hatırlıyoruz. Futbola bağrından çıktığı şehre, tutkuyla bağlandığı takımın renklerin ömrünü vakfetmiş Dozer Cemil'i böyle hatırlıyoruz. Pele, Ronaldo, Hagi'yi böyle hatırlıyoruz.

SPOR GİBİ SİYASETİN ÖZÜ DE REKABETTEN KAYNAKLANIYOR

Çocukluk dönemlerinden itibaren futbola gönül vermiş gençlik yıllarında top koşturmuş bir kardeşiniz olarak bir insana neler kazandırabileceğini çok iyi biliyorum. Bu oyunun bana kazandırdığı tüm kazanımlardan çok istifade ettim. Siyasetin temelde futbolla birçok yönü olduğuna inanıyorum. Spor gibi siyasetin de özü rekabettir, yarıştır. Bu yarışın ilk aşaması sandıktan galip çıkmak için, ikinci aşaması ise sorumluluk üstlendikten sonra millete hizmet götürmektir. Futbol gibi siyaset de takım oyunudur. Sağlam bir kadro gerektir. Taktiği ve stratejisi olmayan bir takımın kupayı kaldırma şansı yoktur, millete sözü olmayan siyasilerin başarı şansı yoktur. Futbolun da bir inadı vardır. Sporun içine şiddet ve saldırganlık girince centilmenlik ruhu nasıl kayboluyorsa siyasetin içine yalan, iftira ve çarpıtma girince aynı sonuç ortaya çıkıyor.

BUNLARIN JÜBİLE ZAMANI GELDİ AMA HALA DİRENİYORLAR

Son anayasa değişikliğinde olduğu gibi hala nasıl futbolun, inşallah onlardan kurtuluyoruz, holiganlar varsa hala holigan siyasetiyle sonuç almaya çalışanları da görüyoruz. Hala şikeden, hileden çekinmiyorlar. Anayasa değişikliğinin Meclis'in kapatılacağından, ülkenin bölüneceğine kadar akla hayale sığmayacak yalanlar ortaya konuyor. Böyle bir şey asla yoktur. Cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi yoktur. İktidarı şikeyle elde edeceğin izannedenler millet tarafından her zaman engellenmiştir. Şimdi 18 yaşında parlamentoya girmenin önünü açıyoruz. Bu ne demektir, genç, dinamik, ilim irfan sahibi bir gençlik parlamentomuzda yer alacaktır. Gençlerden korkan bir bir anlayış olabilir. Aslında bunların jübile zamanı gelmiş ama hala direniyorlar. Onun için çıktıkları her maçta yeniliyorlar. Daha önce 7 maçta yenilmişlerdi inşallah 16 Nisan'da sekizinci defa yenileceklerdir.

ÜLKEMİZİN PEKÇOK ŞEHRİNE YENİ STADLAR KAZANDIRDIK

Gençliğimizde koskoca İstanbul'da eli yüzü düzgün saha sayısı yoktu, bir elin parmaklarından azdı. 2002'den itibaren Türkiye spor altyapısında gerçekten çok ileri ve önemli bir konumda bulunuyor. Cumhuriyet tarihimizde 2002 yılına kadar yapılan toplam spor tesisi sayısı 1575 adet ken biz buna 14 yılda 1924 yeni tesis ilan ettik. Genelleme yapıyorum sadece 12 olan atletizm pistini 52'ye çıkardık. Gençlerimizin futbola olan ilgisinde çok önemli yere sahip olan halı saha sayısını 578'den aldık 1924 mahalle tipi ve 736 standart ilavesi yaptık. Ülkemizde 48 yarı olimpik veya olimpik havuz varken 14 yılda 78 adet yeni havuz ilan ettik. 2002'e kadar olan 272 stadın çoğuna stad demek için binbir şahit lazımdı. Çoğu yıkık dökük haldeydi. Biz ülkemizin pekçok şehrine dünyada parmakla gösterilen yeni stadlar kazandırdık, kazandırıyoruz.

ANKARA'DA 19 MAYIS STADYUMU 35-40 BİN KAPASİTELİ OLACAK

İnşallah Ankara 19 Mayıs Stadı'nı yıkıyoruz onun yerine 35-40 bin seyirci kapasiteli yeni bir stadyum yapmaktayız. İhale aşamasında. Onu da süratle bitirip futbolun hizmetine sunacağız. Başkent'te örnek bir stadyumumuz yok. İstanbul güzel bir noktaya geldi. Bir kere olimpiyat yapmış olanlara ikinci kez olimpiyatlar verdiler. Oralarda dönen dolapları gördüm, biliyorum. Olimpiyatlar için altyapıda ciddi mesafeler katettik. İstanbul'un yanında Erzurum, Antalya, Trabzon, Mersin pekçok şehrimiz uluslararası müsabakalar için daima hazır durumdalar.

SPORDA ŞİDDETİ ÖNLEMEK İÇİN İLAVE TEDBİRLER ALACAĞIZ

Futbol da insan ile kaimdir. Süper Lig takımlarımızda oynayan kendi gençlerimizin sayısının giderek azalıyor olmasını hep birlikte düşünmeliyiz. Dünyanın en iyi futbolcuların takımlarımızda oynaması hepimizi elbette sevindirir. Ama kendi çocuklarımızın buralarda olması sevincimize gurur katar. Yeni dönemde Süper Lig'de oynayan kendi gençlerimizin artacağını ümit ediyorum. Sporda şiddeti de önümüzdeki süreçte alacağımız ilave tedbirlerle çok güçlü seviyelere getireceğimize inanıyorum.

Sonraki Haber