TGB'nin kadın konulu eylemine kadın protestosu

Güncelleme:

Ankara Üniversitesi'nde toplanarak son dönemde kadına yönelik şiddeti protesto etmek amacıyla Şili'den tüm dünyaya yayılan "Las Tesis" eylemlerini protesto eden TGB'lilere, kadınlar mor boya atarak tepki gösterdi.

Ankara Üniversitesi'nde toplanarak son dönemde kadına yönelik şiddeti protesto etmek amacıyla Şili'den tüm dünyaya yayılan "Las Tesis" eylemlerini protesto eden Türkiye Gençlik Birliği üyelerine (TGB) kadınlar mor boya atarak tepki gösterdi.

TGB'li grup, dünyadaki kadınların sahip çıktığı "Las Tesis" dansının "Devlet düşmanlığı" olduğunu savunarak yaptığı eylemde, "Kiminle dans ettiğinizin farkında mısınız" yazılı bir de pankart açtı.

Basın açıklamasının okunduğu sırada kadınların, TGB'lilere tepki göstererek üzerlerine mor boya fırlattığı fark edildi. Mor boya fırlatan kadınlar, polis tarafından gözaltına alınırken, TGB'lilerin de slogan attığı görüldü.

TGB'DEN AÇIKLAMA

Konuyla ilgili olarak TGB'den de bir açıklama geldi.

TGB tarafından yapılan açıklamada, "Terörün siyasi uzantısı olanların, şiddetin sorumlusu olanların şiddet karşıtlığı ikiyüzlülüktür. Türk gençliği annelerinin, ablalarının ve arkadaşlarının yaşama hakkını ve onurunu savunmak için önce bu iki yüzlülükle mücadele etmelidir. Mesele dans etmek, protesto etmek değildir. Bu yapılanların protestoyla, kadın haklarıyla bir ilgisi yoktur. Emperyalist merkezlerce kadın sorununun özünden koparılmasına izin verilemez" denirken, "Ankara Valiliği’ni ve Ankara Üniversitesi Rektörlüğü’nü kadınımızı, devletimizden ve milletimizden koparmaya çalışan, polisimizi ve yargımızı küçük düşürmeye girişen bu eyleme karşı göreve çağırıyoruz" diye belirtildi.

TGB'nin açıklaması şu şekilde:

"Değerli Ankara Üniversiteli arkadaşlarımız, sevgili Ankara halkı ve değerli basın emekçilerimiz,

Açıklamamıza, öncelikle sınır boylarında savaşan kahraman kadınlarımıza, üreterek devletimizi var eden emekçi kadınlarımıza, HDP Diyarbakır il binası önünde direnen annelerimize selam göndererek başlıyoruz. Şule Çet’i, Emine Bulut’u, Özgecan Aslan’ı, Ceren Damar’ı, Ceren Özdemir’i ve kaybettiğimiz tüm kadınları anıyoruz. Bu acıların tekrar yaşanmaması için kahraman kadınlarımızın kararlılığıyla mücadele ediyoruz.

Üzülerek söylüyoruz ki kadın sorunlarına dair çözüm üretmek yerine, Türk Milletine ve Türk Kadınına çözümsüzlüğü dayatan, halkı bölmeye hizmet eden eylemler içerisine, üniversitemiz dahil edilmeye çalışılmaktadır. Bu eylemlerden birinin de yarın üniversitemizde yapılacağı haberini aldık. Bu yapılan eylemde söylenen şarkının şu sözleri çok çarpıcıdır:

'Tecavüzcü sensin

Öldüren sensin

Polisler

Hakimler

Devlet ve başkan'

Kadınıyla erkeğiyle hep birlikte kurmuş olduğumuz Cumhuriyet’e, “tecavüzcü ve katil” sözleri söylenmektedir.

Teröre karşı canı pahasına mücadele eden Türk Ordusuna, Türk polisine, Türk hakimine “tecavüzcü ve katil” denmektedir.

Birçok ülkeden daha önce kadına seçme ve seçilme hakkını veren, kadınımızın başı dik yaşamasının güvencesi Türk Devleti’ne “tecavüzcü ve katil” denmektedir.

Emine Bulut’un failine müebbet hapis cezası veren hakime “tecavüzcü ve katil” denmektedir.

Karnında bebeğiyle şehit verdiğimiz Şerife Özden Kalmışlara, Songül Yakutlara, Esma Çeviklere de aynı sıfatlar yakıştırılmaktadır.

Bu büyük bir utançtır.

Bugün Türk kadınının gerçek sorunu devleti katil ilan eden bu protesto gösterileriyle çözüme ulaştırılabiliyor mu? Devlet ile halkı karşı karşıya getiren bu eylemlerle; Özgecan’a, Emine’ye, Şule’ye verdiğimiz sözleri tutmuş mu oluyoruz? Bu talepler kadın sorununun çözümüne nasıl bir cevap doğuruyor?

Bu dansın derdi Türk kadınının sorununu çözmek değildir. Emperyalizmle mücadele eden devleti, polisi, yargıyı tecavüzcü ve katil ilan etmek, yüzlerce kadınımızı sokak ortasında öldüren, yine yüzlercesini ve çocuklarını kaçıran PKK ve FETÖ ile dans etmektir. Bu dansla milletimiz kahramanca savaşan polisimize, yargımıza, devletimize karşı kışkırtılmaktadır.

Türk kadınının gerçek sorununu fabrikada tezgâh başındaki kadından, üniversitelerin öğretim kadrolarındaki bilim kadınlarından, biz öğrencilerinden öğrenmemiz gerekir. Onlardan öğrendiğimizde Türk kadınının gerçek sorunlarıyla buluşacağız.

Kadınımızın sorunu erkeğimizin de sorunudur. Erkeği kadının karşısında bir düşman olarak gören yaklaşımlar bu sorunun çözülmesinin önündeki en büyük engellerdir. Parklarımızda aynı bombalar patlamış, üzerimizden aynı uçaklar uçmuştur, boğazımızdan aynı ekmek geçmiş, aynı geçim kaygısı bizleri vurmuştur. Türkiye’ye saldırılar arttıkça, kadının karşısına erkek konmuştur. Oysa çözüm tektir, Türkiye bağımsız olacaktır, kendi üretimini kendi yapacaktır. Kadın da erkek de özgürleşecektir.

Kadın erkek el ele Türkiye’nin üstündeki bulutları dağıttıkça kadın sorunu çözülmektedir. Türk kadını ve Türk erkeği yüz yıldan fazladır, aynı cephede omuz omuza aynı toplum içerisinde aynı devletin çatısı altında savaşmaktadır. Kadınımızı toplumumuzdan ve devletimizden koparma çabaları boşunadır.

Kadın mücadelesini toplumdan koparan, sorunun temeline erkek düşmanlığını koyan, emperyalizmin güdümünde çalışma yürüten feminist örgütler kadını daha ağır zincirlerin altına sokmaktadır. Bu yaptıklarıyla bataklığı kurutmaya değil yeni bataklıklar oluşturmaya çalışmaktadırlar. Türk kadınını bataklığa çekme çabaları boşunadır.

Türk Kadının gözünü siyah bant çekerek kapatamazsınız. Türk Kadınını aciz, mağdur, ezilmiş gösteremezsiniz!

Türk kadını, Türk erkeğiyle omuz omuza kadınlarımızın ve bütün toplumun özgürleşmesi için görevlere hazırdır.

Kadın, çözümün yegâne adresi olan devlete, polise, yargıya düşman değildir; Türk kadını devlettir, polistir ve yargıdır.

Türk kadını Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, omuzlar üzerinde yükselmeye layıktır. Türk gençliği olarak Atatürk’ten aldığımız bu görevi gerçekleştirmeye hazırız. Devletimizle, polisimizle ve yargımızla omuz omuzayız. Devlet düşmanlığını kışkırtma çabaları sonuçsuz kalacaktır.

Terörün siyasi uzantısı olanların, şiddetin sorumlusu olanların şiddet karşıtlığı ikiyüzlülüktür. Türk gençliği annelerinin, ablalarının ve arkadaşlarının yaşama hakkını ve onurunu savunmak için önce bu iki yüzlülükle mücadele etmelidir. Mesele dans etmek, protesto etmek değildir. Bu yapılanların protestoyla, kadın haklarıyla bir ilgisi yoktur. Emperyalist merkezlerce kadın sorununun özünden koparılmasına izin verilemez.

Ankara Valiliği’ni ve Ankara Üniversitesi Rektörlüğü’nü kadınımızı, devletimizden ve milletimizden koparmaya çalışan, polisimizi ve yargımızı küçük düşürmeye girişen bu eyleme karşı göreve çağırıyoruz."

Seçiniz...