Bir ihtimal daha var İngiltere...

Yıl 1939, aylardan Eylül. 2 gün önce Nazi Alman orduları Polonya’yı işgale başlamış...

Aynı gün içinde İngiltere Almanları uyarır; ‘48 saat içinde saldırıyı durdurmazsanız size savaş açarız!’

3 Eylül günü İngiliz Büyükelçisi, Adolf Hitler ve şürekasına Berlin’deki makamında İngiltere'nin savaş ilanını bildirir.

Hitler adeta buz kesilir, derinliklere dalıp gider.

Bir süre sonra kendine gelir, şaşkınlıktan dili tutulmuş Dışişleri Bakanı'na döner ve sorar: Şimdi ne olacak?

O esnada odada olan Joseph Goebbels (Hitler'in en yakın arkadaşlarından ve en sadık yandaşlarından biridir)
bana göre en ilginç reaksiyonu verir: Nasıl bu kadar salak olabilirler!..

Göbels’in sorusunda Almanların İngilizleri nasıl algıladığı saklıdır aslında-ki Almanlara göre İngilizler yakın akrabalarıdır. İngilizlere amca çocuğu gibi bakarlar-

Almanların bu değerlendirmesi temelsiz değildir. Şu an İngiltere tahtında oturan Windsor Hanedanı'ndan Kraliçe Elizabeth’in geldiği hanedanının esas adı Saxse -Coburg’dur. Sapına kadar Almandırlar ve aralarında konuştukları lisanda Alman aksanına çok yakın bir İngilizce’dir.

Ne ki faşizan rejimlerin kendi ideolojilerini oturttukları romantik temel dünya gerçeklerinden
uzak olur ve sonunda gelip duvara çarpar. Nazi Almanyası da bu gerçeği ıskalamış...

Sayfalar Tozlu Ama

Neden baştan tarihe daldım biliyor musunuz? Çünkü bugün Avrupa'yla İngiltere arasında çok benzer bir oyun sergilenmekte...

İngilizler bir referandum yapıp salakça AB’den çıkma kararı aldılar; fakat henüz yeni barış sağlanmış İrlanda ve Kuzey İrlanda olgusunu hesaba katmadılar.

2 senedir AB’yle pazarlık yapıp sonuca varamıyorlar, üstüne üstelik, Başbakan May’in AB’le yaptığı anlaşma Parlamento tarihinde görülmemiş bir hezimete uğradı.

Bütün göstergeler İngiltere'nin AB’den çıkmakla ciddi ekonomik zararları olacağı yönde. Ne var ki parlamentoda retorik ‘Benim babam Dunkirk çıkartmasında Nazilere karşı savaştı onun oğlu olarak ben Almanlara diz çökmem ‘( AB Komisyon başkanı Junkers’i kastediyor) şeklinde, milliyetçi ve duygusal boyutta, devam ediyor.

Elisabeth’den Sonra Hanedan Ne Olur ?

Kraliçe yaşını başını aldı. Genç yaşta tahta oturduğu ve büyük tecrübesi olduğundan saygınlığı tam. Arkadan gelen aile için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Her bir üye boğazına kadar paparazzi bataklığına saplanmış durumda. Gün geçmiyor ki hanedanla ilgili hoş, boş ve içi sulu haber çıkmasın.

Tabii iş orada bitmiyor. Ülkedeki mülkiyet haklarından saçma sapan bir sürü kanuna kadar kraliyet olmanın getirdiği çağ dışı uygulamalar var. Örneğin, ülkedeki yaban hayvanlarının sahibesi Kraliçe. Yaban domuzu avlamak için bile Kraliçe'den izin gerekiyor.Ve tabi hanedanı sürdürebilmek içinde yüklü bir bütçe.Kısacası anakronik bir durum.

İngiliz Kültürü Yabana Atılmaz

Adamlar Hindistan'ı koloni yapmışlar; günümüzde 1.5 milyar Hintlinin resmi dili İngilizce. Hakimleri öküze tapan insanları mahkemede peruk takıp yargılıyor.

Aynı şey Amerika için de geçerli. Toplamda daha fazla olan Kıta Avrupalı göçmen sayısına rağmen Amerikan Senatosu 1 oy farkla resmi dili İngilizce seçmiş. ( Böl ve Yönet prensibinin efendileri yani)

İngiltere Kuzey Atlantik Ülkesidir

İngiltere Amerika'nın babasıdır. Nasıl baba yaşlanınca çocuklarının yanına sığınır, bugün İngiltere'nin de sığınacağı güvenli liman Amerika’dır. 2. Dünya savaşında İngiltere bu tercihini zaten yapmıştır. Bugün en büyük emperyal güç ABD'nin tüm uluslararası istihbaratını İngiliz İstihbaratı servis eder. Amerika askeri gücünü kullanır İngiltere’de mahsusçuktan katılır gibi yapar.
Yakın geçmişte Irak’ta, Suriye’de ve Katar’da da böyle olmuştur.

Elizabeth’den sonrası tufan mı?

Para hala babada. İngiltere açık ara Amerika’daki en büyük yabancı yatırımcıdır. Öyle böyle değil büyük meblağ. Lisan aynı lisan, kültür aynı kültür, suyun her iki yakasında yaşayan beyaz adamın emperyal ihtirasları da örtüşmekte.

Muhterem Kraliçe (Allah gecinden versin) Anglikan Kilisesi'nden ışıklara yürüyünce, İngiltere'de başlayacak tartışma oyun değiştirici gelişmelere gebe olabilir.

Bir bakmışsınız önce bir Amerikan- İngiliz Ortak Pazarı, arkadan ABD-İngiltere Birliği ve nihayetinde siyasi entegrasyonla taçlandırılmış beraberlik.

Aslında İngiliz elitleri her şeyin farkında. Öyle 60 milyonluk ülkeyle ‘üzerinde güneş batmayan İmparatorluk’ olsa olsa nostaljik sanat müziği olur. Ama Amerika'nın 345 milyonuna katılırsan bak o zaman, 400 küsür milyonla eski görkemli günleri yeniden yaşamak mümkün.

Velhasıl değerli okurlar küreselleşmenin Paris’te ‘Sarı Yeleklilerin’ duvarına çarptığı şu günlerde küreselleşmenin ağa babaları ‘big money’nin torbadan hangi tavşanı çıkaracağı belli olmaz.

Son olarak...

Önümüzdeki yıllarda İngiltere’yi ABD’nin 52. eyaleti olarak görürseniz şaşırmayın derim.

A+ A-