Adnan Oktar: Ben mehdi değilim !

Adnan Oktar evrim konusunda neden bu kadar hassas olduklarını açıkladı...

Adnan Oktar: Ben mehdi değilim !
A+ A-

HABER3.COM / Ebru Eğinlioğlu

 

Hakkında pek çok şey yazılan, çizilen, söylenen Adnan Hocacılar diye bilinen cemaatin kurucusu Adnan Oktar, evrim konusunda neden bu kadar hassas olduklarından, cemaatin yaşayışına kadar, hakkında merak edilen pek çok soruya cevap verdi.
 

- Video -
Röportajı izlemek için tıklayınız..


Mehdi iddialarından, Ergenekon Örgütüne, kadınların örtünmesinden, Marx’ın görüşlerine kadar geniş bir yelpazede konuşan Adnan Oktar, HABER3.COM YAZARI EBRU EĞİNLİOĞLU'na konuştu.

 

Evrim Teorisi ile ilgili ben de köşe yazılarım yer vermek için, bazı araştırmalar yapıyorum. 1800’lü yıllara dayanan bir süreç… Bilimin çok fazla gelişmediği bir dönemde bir takım kuramlar ve araştırmalar ortaya konulmuş. Fakat bu teorinin etkilerinden çok, bu konuyla ilgili siz çok hassas davranıyorsunuz. Öncelikle bu konuyu merak ediyorum. Neden bu konuda bu kadar hassassınız? Evrim Teorisi’ne neden bu kadar karşısınız?

 

Allah’ın varlığı çok aşikar bir şey. Evrimciler bunu anlamazlıktan gelip, biraz geri plana almak istiyorlar. Allah’ın varlığıyla hayat bir anlam buluyor. Dünyanın güzel olmasının nedeni bu. İnsanları sevmemizin nedeni bu. Çiçek, deniz,gökyüzü, meyveler Allah’la birlikte güzel oluyor. Yoksa dünya çok korkunç olur. Kabus olur. Deniz de, yerin altı da çok korkunç olur. Yerin altı magma, her an patlayabilir.Biz gökyüzünde her an bir yıldıza çarpabiliriz. Yani aksi tam bir kabus olur. Allah’ın varlığı çok aşikar olduğuna göre, atomlardan tutunda genetik şifremizden, fiziki görünümümüzden meyvelerin, çiçeklerin güzelliğine kadar her şeyde Allah’ın varlığını anlıyoruz. Bunu anlamazdan gelmek, vicdanı çok zorlayan bir şey. Evrim olsa, biz niçin “evrim” demeyelim… Allah böyle yarattı derdik.Çok da makul olur aslında. Allah iki hücre yaratırdı, onu artırırdı, geliştirirdi bir hayvan meydana getirirdi. Onu da geliştirirdi bitkileri meydana getirirdi. Bu çok makul olurdu. Ama böyle yapmamış.

 

Bu konuyla ilgili Eski Diyanet İşleri Başkanı’nın da açıklaması var. İnsanın maymundan geldiğine inanmıyoruz, ama diğer evrim ve gelişim sürecinin bizim diyanet işlerinin tavrıyla bağdaşmayan bir içerik içermiyor diyorlar. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz?

 

Bu aslında İslam alemine oynanan oyunun çapını, gücünü, gizliliğini ve acımasızlığını gösteriyor. Demagojiye ne gerek var. Evrim varsa, konu bitmiştir zaten. Allah inancı ve din kalkar. Darwinizm varsa din kalkar. Bu çok net bir şeydir. Allah’ın varlığı çok aşikar olduğuna göre, bilimsel gerçekler de bizi buna götürdüğüne göre, vicdanımızda bize bunu açıkça gösterdiğine göre bu gerçeği vurgulamak durumundayız. Aksi demagoji olur. Diyaneti bile bunu söyletebiliyorlarsa muazzam yol almışlar demektir.

 

Tabii ki bu sizin kişisel fikriniz. Aynı zamanda size inanan, sizin kitaplarınızı okuyan insanların da fikri bu. Kabul etmek zorunda değilsiniz. Bu görüş ortaya çıktığı yıllarda tüm dünyada zaten tepkilerle karşılaştı. Dolayısı ile herkes evrime inanıp inanmamakta serbest. Şunu merak ediyorum. Evrime çok fazla reaksiyon gösteriyorsunuz ama aynı zamanda da “Tanrı Yanılgısı” kitabının yazarı Zooloji profesörü Richard Dawkins’in internet sitesine de Türkiye’den girişi yasaklatıyorsunuz. Neden böyle bir yasakçı zihniyete ihtiyaç duydunuz. Aynı fikri savunmayabilirsiniz ama özgürlük her fikrin gelişmesi için gereklidir. Neden böyle bir şey yapma gereği duydunuz?

 

Eğer komünistler, Darwinistler rahat hareket etmezlerse bizim de varlığımızın bir anlamı kalmaz. Onlara geniş özgürlükler verilmeli ki biz de çıtır çıtır ezelim. Rakip yoksa ne yaparız.

 

İNTERNET SİTESİNİ NEDEN KAPATTIRDI ?
Diğer sayfada...

[PAGE]

- Video -
Röportajı izlemek için tıklayınız..

 

İnternet sitesinin mahkeme kararıyla sizin tarafınızdan kapatıldığı doğru mu?

 

Doğru. Ama hakaret olduğu için kapattırdık. Hakaret olmasa bu son derece faydalı bir şey. İnsanın ufkunu açar. Tartışmayı kapattın mı, zaten fikir de gelişmez. İmanda gelişmez. Durgunluk olur, durağanlık olur. Fikir geriye doğru gider. Darwin’in bu iddiaları olmasaydı ben bu kitapları yazmaya gerek duyar mıydım. Belki gene yazardım ama bu kadar etkili, heyecanlı olmazdı. Fikirlerin ortaya özgürce atılması, demokrasi ortamının sağlanması lazım. Tabii ki sevgi ve saygıya dayalı bir üslupla. Düşmanca olmaz. Her fikre saygı duyarım. Ben kendisine saygı duyuyorum, hatta sempati bile duyuyorum. Davet ettik. Keşke gelse. Çok sempatik bir tip. Neşeli, kırmızı yanaklı tam bir İngiliz. Ama sitesinde çok yoğun hakaretler var.

 

Nasıl hakaretler vardı sizle ilgili?

 

Yoruma açmış. Yoruma açmak çok tehlikeli bir şey. Yorumun kontrol edilmesi lazım. Birkaç kere uyardık. Mahkemeye verip kapattıracağız dedik, dinlemedi. Biz de mahkemeye başvurduk, küt kapatıldı.

 

Kapalılık durumu hala devam ediyor mu?

 

Hayır. Açık.

 

“Yaratılış Atlası” adlı bir eser ortaya koydunuz. Bu kitap çok konuşuldu. Kitabın içeriğinden bahseder misiniz? Fransa’da okullarda okutulmadı. Siz bu konuda da tepkinizi ortaya koydunuz. Neden sizce böyle bir uygulamaya gittiler. Ve kitap tam olarak neyi anlatıyor?

 

Evrimciler çok gafil avlandılar. Etrafı çok boş sandılar. Ben çocukluğumda hiç fosil görmedim. Akademideyken de evrim üzerine kitap yazayım dedim, kütüphane gittim ama 3-5 tane fosil bulabildim. Çok az. Sonra bir de baktık ki 250 milyonun üzerinde fosil varmış. Hazretler bunu söylemiyorlar, gizlemişler. Yaratılışı ispat eden fosil var. Nereye gitsen var. Yer gök kaynıyor. Bu dehşet bir olay.


FOSİLLERİ NEREDEN BULDU ?
Diğer sayfada...

[PAGE]

 

Bu fosillere nasıl ulaştınız?

 

İnternet sayesinde öğrendik. Ben bu kadar fosil olduğunu bilmiyordum. İnsanlarda fosil koleksiyonu olduğunu, dünyanın her yerinde olduğunu bilmiyordum. Kitabı hazırlayıp Avrupa’ya gönderdikten sonra bunlar kelimenin tam anlamıyla havaya fırladılar. Şok yaşadılar. Avrupa’daki gazeteler de aynı yönde yazdı. 150 yıllık bir yalan bir anda alabora oluyor. Üniversiteler, hocalar bunu savunuyor. Trilyonlarca sermayeleri var. Ve dünyanın bütün okullarına hakim olmuşlar. Ama biri kitap hazırlıyor ve onları can evinden vuruyor. Bu gururlarını da çok yıktı. Gazetelere bakın, artık ara fosil yalanları yok. Eksiklikler tamamlandı deniliyordu, artık o yalanı söyleyecek güçleri kalmadı. Her seferinde yalanlarını ortaya koyuyorum.

 

Kitabın bilimsel bir kisvesi olmadığı söyleniliyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?

 

Evrimde fotoğraf kullanamazlar. Genellikle çizim kullanırlar. Çünkü ara fosiller yoktur. Ben 14 cilt hazırladım. İnşallah on binlerce kaynak olacak bu konuyla ilgili.

 

Kaynak olarak bilim adamlarından faydalandınız mı? Sonuç olarak fosillerin araştırılması zooloji ve antropolojinin ilgi alanına giriyor. Bu alanlardan destek aldınız mı?

 

Benim profesör ve doçentlerden oluşan 30 kişilik bir ekibim var. Ama bu fosilleri bir çocuğa gösterseniz, canlılarını da yanına koysanız, benziyor mu diye sorsanız , benziyor amca der. Yaratılışı anlamak o kadar karmaşık ve zor bir şey değildir. Ayrıca bir proteinin tesadüfen bir araya gelemeyeceğini dünya alem biliyor. Genetikteki gelişmeler, muazzam bir ihtişamın tesadüfen oluşamayacak bir sistemin olduğunu bunlara gösterdi. Şu an sadece şok yaşıyorlar. Habertürk’te röportajımız vardı. Bunlar çoluk çocukla çıkıp konuşuyorlar. Ama karşılarında pazısı güçlü biri gördüler mi fellik fellik kaçıyorlar.

 

Siz fikrinizin her zaman arkasında duruyorsunuz. Her zaman aynı şeyi savunuyorsunuz. Dolayısı ile size kendi fikirlerini kabul ettirme imkanlarının olmadığını bildikleri için, tartışmaya da lüzum kalmıyor.

 

Ara fosiller olsa ki olsa trilyonlarca olması lazım. Biz de kabul ederdik. Ama yok, öyle bir olay yok. 250 milyon adet fosil ne demek…

 

Evrim Teorisi’nin bilime hizmet edebileceğini düşünüyor musunuz? Evrim Teorisi’nin içinde faydalı bilgiler çıkartılıp da bilimin hizmetine sokulabilir mi? Hiç bu açıdan düşündünüz mü?

 

Marx’ ın içinde de güzel fikirler var, Darwin’ de  güçlü olan zayıfı ham yapar diyor. Ama bunu yeni bir bilgi gibi sunmanın bir anlamı yok. Bunu biz de biliyoruz. Kaplan küçük bir geyik yavrusunu yakalarsa, yer. Bu Darwin’in keşfettiği olağanüstü yeni bir bilgi değil ki.

 

Canlıların gelişimi ile ilgili karadaki hayvanların suya geçmesi, mesela su kaplumbağası sizin Yaratılış Atlası’nda da kara hayvanı olarak yer almış. Evrimciler su kaplumbağasından dolayı su hayvanı olarak yer alması gerektiğini savunuyorlar. Bence bunun gibi Evrim Teorisi’nin de doğru tarafları var. Kertenkeleler, timsahlar ve çok fazla geçişler var…

 

Bana inanın. Çok samimi söylüyorum. Yok böyle bir şey. Hepsi yalan. Olsa oldu deriz. Şurası doğru burası yanlış deriz. Ama yok.

 

Ben de bunu öğrenmek istiyorum. Bu  felsefenin , doğru gördüğünüz yanları var mı?

 

Bir tek güçlü olanın zayıfları ham yapması konusu doğru. Ama bu onun keşfi değil. Darwin’den önce söylenmişti bu. O dönemde bilim mi vardı. Sadece o dönemde yalan söylemek serbestti. Darwinizm, masonların insanlarla alay etmesidir. Yani şeytanın masonları kullanarak insanlarla alay etmesidir.

 

Mason teşkilatı ile ilgili de sizin çok sert açıklamanız var. Hiç bu teşkilat içinde bulundunuz mu? Toplantılarına katıldınız mı? Karşı olduğunuz kesimi çok iyi tanıyor musunuz?

 

Benim mason çok tanıdığım var 33. dereceden arkadaşlarım var.  Samimi olarak anlatıyorlar. Kendilerinin Darwinizmi anlattıklarını ama samimi sohbette inanmadıklarını söylüyorlar. Okulda Darwinizmi anlatır ama samimi konuştuğunda inanmaz. Allah’a dua eder. Peygambere de inanıyordur. Ama maaş aldığı için gidip okulda onu anlatıyor. Resmi ideolojinin dayatmasıdır.


KARAKOLDA YİYECEĞİNİN İÇİNE KOKAİN ATMIŞLAR

Diğer sayfada...

[PAGE]

- Video -
Röportajı izlemek için tıklayınız..

DEVLETİN KARAKOLUNDA YİYECEĞİMİN İÇİNE KOKAİN KATTILAR

 

Daha çok ateistler bu felsefenin biraz daha arkasına sığınıyor olabilirler. Ya da insanlar kendi işlerine geldiği gibi bilimsel gerçekleri yorumluyor olabilirler. Aslında çok da kişiler üzerinde durmamak lazım. Darwin gibi sembollerin de çarpıtıldığı oluyor. Düşüncelerde serbest olmak lazım. Siz de doğal olarak kendi fikrinizi savunuyorsunuz.

İnsanlar geçmişteki bir takım tatsız olaylarla, mahkemelerle sizi hatırlıyorlar. Aynı zamanda Oktar Bey’in de ailesi ile ilgili problemleriyle. Bu sizin için üzücü bir imajdı, çok fazla deşmek istemiyorum. Şimdi bu imajın değiştiğini ve dağıldığını düşünüyor musunuz?

 

İşin doğrusu imaj beni hiç ilgilendirmez. Ben kendimi Allah’a adadığım için… Çok gözü kara bir insanım. Sadece Allah’tan korkarım. İnsanların ne dediğini hiç düşünmem. 10 küsür yıl iftira ettiler. Ben şeref duyarım bundan. Peygamberlere yapılan bir şeydir bu. Yine Ebru Şimşek hanımla birlikte musallat ettiler. Onu mahkemede ispat ettik. Benim bulunduğum evin tavanı dümdüz tavan. O bayanın evinde kirişler görülüyor. Benim evimde pencereler yerden tavana kadar. Bayanın bulunduğu evde pimapen küçük pencereler var. Mahkemeye bunu seyrettirdik. Baktık ki 60-70 metrekare bir apartman dairesi. Benim bulunduğum ev İtalyan stili bir villa. Mahkemede bilirkişi ile birlikte fotoğraflar karşılaştırıldı, uzaktan yakından alakası olmadığı tespit edildi. Söylenildiği gibi bir şantajın olmadığı anlaşıldı. Ve ben bundan mahkemede berat ettim. Berat etmeme rağmen yine bunu benim üzerime yıktılar. Sorsanız o şekilde biliyorlar. Bilir kişinin tespitiyle berat ettim ben. Kokain komplosu yaptılar. Devletin karakolunda yiyeceğimin içine kokain kattılar. Adli tıp bunu ispat etti. Devletin kurumu bunu ispat etti. Mahkeme tasdik etti ve berat ettim. Evime kokain koydular. Yiyeceğime kattılar.

 

ERGENEKON MASONİK VE ŞEYTANİ BİR ÖRGÜT

Diğer sayfada...

[PAGE]

- Video -
Röportajı izlemek için tıklayınız..

 “MASONİK, ŞEYTANİ BİR YAPI OLAN ERGENEKON ÖRGÜTÜNÜ ÜZERİMİZE SALDILAR”

 

Neden bu kadar çirkin şeyle karşılaştınız?


Şeytan, karşısındaki gücü ezmek ister. Şeytanla bizim bir mücadelemiz var. Ateist, materyalist, dinsiz düşünceyle bir mücadelemiz var. Şeytan hasmını bilir ve ne yapması gerektiğini de bilir. İddia edilen Ergenekon örgütü masonik, şeytani bir yapılanmadır. Bu örgütü üzerimize  saldılar. Biz üç klasör kadar dosyayı Ergenekon davasına bakan savcıya gönderdik. Bizimle neden uğraşıyorlar, neler olmuştur, gelişmeler nasıl olmuştur? Bu konuda çok geniş kapsamlı bir dosyayı savcılığı gönderdik. Şimdi hakkımda gene dava açtılar. 6 yıla kadar hapis cezasıyla…..

 



Konusu nedir davanın?

 

5-6 kişi toplanmışlar, gizli tanık. Adamlar hikaye anlatıyorlar. Bu insanları ne gördüm ne de tanıdım. Anlattıkları hikayeleri hiç bilmiyorum. Ve gizli tanık. Çok kolay bu. 5-6 kişi topluyorlar. 2-3 kişi de şikayetçi oluyor. Sonra olay basına yansıyor. Uğraş dur ondan sonra. Vay be neler yapmışlar diyorlar. Sonunda berat ediyorsun ama…..

 

Konu neydi? Gizli tanıklar neye tanıklık ettiler?

 

Bunlar çetedir, örgüttür. Bize baskı yaptılar diyorlar. Çıkıp anlatsana o zaman kardeşim. Biz senden çekiniriz. Sen mi bizden çekineceksin? Cümle alem üstümüze rahat rahat saldırıyor. Her türlü iftirayı atıyorlar. Kimseye de bir şey olmuyor. Hepsi hala zımba gibi. Böyle bir şey olmayacağını da gayet iyi biliyorlar. Çünkü sevgi, şefkat, merhamettir benim düşüncem. Allah’tan korkan insanlarız. Kendimizi savunmak zorunda kalsak bile, insanlardan uzak durarak, kendimizi savunuyoruz. Ama gizli tanık olunca iftira ihtimali daha yüksek oluyor. Çünkü özgürce iftira atabiliyorlar. Bu avantajı kullanıyorlar.

 

Biraz da bu cemaat konularını merak ediyorum ben. En çok merak edilen bir şey de siz nerede yaşarsınız? Ne yer, ne içersiniz? Cemaatinizle aynı evde mi yaşarsınız? Belki biraz özel olacak ama, insanlar bunu çok merak ediyor.

 

Türkiye’de biliyorsunuz birçok cemaat var. Müslümanların, Ortodoksların  Musevilerin, Masonların, Hıristiyanların… Bunların hepsi arkadaştırlar. Kendi aralarında görüşürler, ticaretlerini kendi aralarında yaparlar. Genellikle kendi aralarında evlenirler. Kendi aralarında bir aile gibidirler. Biz de beni seven arkadaşlarımla aile gibiyiz. Dostuz, kardeşiz. Yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmez. Ama aynı eve doluşup birlikte yaşamıyoruz tabii. Ayrı ayrı, rahat rahat yaşıyoruz. Arkadaşların çoğu da evlidir. Oktar’da evlidir. Hatta eşi çete suçundan yargılanıyor. Hüküm verildi de Yargıtay aşamasında. Ama bu Müslümanların karşılaştığı bir şeydir. Biliyorsunuz Hz.Yusuf’ta hapiste kalmıştır. Eğer insan Allah’ı dini savunuyorsa her türlü zorluğa katlanacaktır. Yoksa öbür türlü bir hayat yok zaten. Allah, öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden hemen cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz der. Demek ki bu imtihanla karşılaşacağız. Bu normal bir şey. Ortar’ın eşinin yargılandığı suçtan ben de 3 yıl hapis aldım. Fakat cumhuriyet savcısı “dosyayı inceledim ama sanıkların aleyhinde tek bir delil bulamadım” diyor. Çok önemli bir hususa daha dikkat çekiyor. Yanlarında avukat yok diyor. Yanlarında avukat olmadığı için, tehdit altında alındığı için bu ifade geçersizdir diyor. Üçüncü bir delil daha veriyor savcı. Bu çocuklar daha önce yargılanmışlar aynı suçtan. Fakat dosyadaki bütün ana deliller ve bu kişilerin yargılandığı konu aynı. Bu kişilere beraat verdiğinize göre bunlara da beraat vermeniz lazım diyor. Dosyada aynı, kişilerde aynı diyor. Fakat bunu mahkeme kabul etmedi. 2 yıl olan cezaya 1 yıl daha artırarak 3 yıl ceza verdi. Hayırlı uğurlu olsun.

 

Çok zor tabii ki…

 

Zorluk olmadan ibadet olmaz. Her zorlukta kolaylık vardır diyor Allah. Savcının bu ifadelere rağmen 3 yıl ceza almak benim için çok heyecan verici bir şeydir. Şeref duyarım.

 

İnternette yaptığımız araştırmalarda sizin cemaatinize mensup hanımların ifadeleri dinledim. Şu dikkatimi çekti. Hepsi aileleriyle sorunları olduğunu söylüyor. Herkesin ailesi bir şekilde çok kötü. Bütün hanımlar aynı şeyleri söylüyor. Robot gibi, kelimeler aynı. “Biz dinimize bağlı olduğumuz için ailemizden zulüm gördük” diyorlar. Aileleriyle sorunları olan insanlar bu cemaatte mi toplanıyor? Böyle bir görüntü çıkıyor ortaya. Siz dinsel ve ehli sünnet bir cemaatin içinde bu insanlara aileleriyle uzlaş öğüdü vermiyor musunuz?

 

Ben anne ve babaları çok severim. Aileleri severim ve desteklerim. Çünkü Kuran’ı Kerimin bizden istediği de budur. Anne sevgisi Kuran’da çok detaylı bir şekilde vurgulanır. Anne-babaya öf bile denmez. Fakat cenabı Allah, Allah’a isyan konusunda itaat yok diyor. Aileler özellikle şu dönemde çok bozulmaya uğradı. Artık düzgün aileye çok nadir rastlanıyor. Cezaevleri on binlerce suçlu anne-babayla dolu.  Hırsızlık, enses ilişki, her türlü ahlaksızlık, PKK’lı aileler... Çok sayıda arkadaşım var ve ben bunların aileleriyle çok güzel ilişkiler içindeyim. Ellerini öpüyorum, ziyaretlerine gidiyorum. Onlar beni çok severler. İnternet sitemizde de bu konuda yüzlerce anne-babanın ifadesi var. Bazı anne-babalar dejenere bir hayatı çocuklarına zorla empoze etmeye çalışıyorlar. Bunları 3-5 ile bizim karşılaşmamız çok normal.

 

 

Bu konuların ortaya dökülmesi uygun mu? Böyle bir şey olsa bile kapatılsaydı, hiç bir şey konuşulmasaydı daha doğru olmaz mıydı?

 

Zaten bu konular konuşulmuyordu. Mahkemede iftira edilince, hapse attırılmaya çalışılınca konuşulmak zorunda kalındı. Oktar Babuna’ya da ailesi çete suçunda dava açtı. Hiç bir şey dışarıdan görüldüğü gibi olmuyor. Aile diyince insanlar kusursuz bir yapılanma diye düşünüyor. Ama öyle olmuyor. Enses ilişkiye yatkın aileler oluyor. Çocuklar bunu kimseye söyleyemiyor, çünkü söylese kendileri de rezil olacak aileleri de. Müthiş bir toplum baskısı altına girecek. Ancak kaçarak bunu ifade ediyorlar. PKK’lı aileler var. Çocuk bunu söylese kendi de yanacak. Aile çocuğunun dağa çıkmasını, PKK’lı olması istiyor ama çocuk bunu istemiyor. Mesela bizim yanımıza geliyor. Burada dindar biriyle evleniyor ve bir aile oluyor. Dolayısı ile onların baskısını kabul etmiyor.

 

Ailelere şu ters gelmiş olabilir mi? Burada insanlar cemaat oldukları için belirli yerlerde oturuyorlar, yaşıyorlar. Ama biz normal hayatta böyle yaşamıyoruz. Bir şekilde ailelerimize yakınız. Dolayısı ile aileler bu sisteminize alışmamış oldukları için tepki gösteriyor olabilirler mi?

 

Hayır normal bir aile gibi yaşıyorlar ve gayette mutlular.

 

“KIZLARI VE KADINLARI YOĞUN BİR KORUMA HİSSİ İÇİNDEYİM”

Diğer sayfada...

[PAGE]

- Video -
Röportajı izlemek için tıklayınız..

 “KIZLARI VE KADINLARI YOĞUN BİR KORUMA HİSSİ İÇİNDEYİM”

 

Ama herkes aynı şartlarda yaşamıyor galiba. Bu insanların yanlarında birkaç kişiyle birlikte görüşmeye gittikleri söyleniyor. Bunlar şehir efsanesi değil herhalde?

 

Mesela siz çok güzel ve hoş bir insansınız. Ben sizin yalnız gelebilme ihtimalinizden çok tedirgin oldum, rahatsız oldum.

 

İtiraf edeyim ki ben de gelirken çok korktum....

 

Ortalık çok bozuk. Laf atan olabilir, söz söyleyen olabilir. Bundan dolayı yalnız gelirsiniz diye çok korktum, gerildim. Ama yanınızda biri olduğunu duyunca güvenliğiniz açısından çok rahat ettim. Hatta yanında kimse yoksa biz alalım biz bırakalım dedim arkadaşlara. Ben kızlara ve kadınlara çok acıyorum. Çok şefkat duyuyorum. Onları yoğun bir koruma hissi içerisindeyim. Üzülmelerini istemem, canları yansın istemem. Ben kız arkadaşıma tek başına git demem. Dışarıda bir sürü anormal insan var. Bu insanlar arkadaşımı üzebilir, canını yakabilirler.  Peygamberimizin de bu konuda tavsiyesi vardır. Tek başınıza çıkmayın, yanınızda muhakkak arkadaş olsun diyor. En makbulü de 3 kişidir diyor. 1 kişiyi de kendinize lider yapın, o şekilde dışarı çıkın diyor.

 

“KADINI YALNIZ DIŞARI GÖNDERMEK, ÇİÇEĞİ ARABANIN ALTINA ATMAK GİBİ BİR ŞEY”

 

Aslında cemaat üyesi değiliz ama biz de böyle geziyoruz.

 

Doğrusu budur. Ben sizin tek başınıza gezmenizi asla istemem. Vicdanen rahatsız olurum. Bir çiçeği arabanın altına atmak gibi bir şey. O çiçeğe muhakkak bir şey olur. Çiçeğimize, kedilerimize,çocuğumuza bir şey olmasın diye nasıl dikkat ediyorsak sıcakta kalmasın, ceyranda kalmasın diye sevdiğimiz insanları da aynı şekilde korumak zorundayız. 

 

DEVLETİN “HAKİMLER DEVLETİ” OLMASINDAN KORKULUYOR
Diğer sayfada...

[PAGE]

- Video -
Röportajı izlemek için tıklayınız..


DEVLETİN “HAKİMLER DEVLETİ” OLMASINDAN KORKULUYOR

Güzel şeyler söylüyorsunuz, İslamiyet’i anlatıyorsunuz, kardeşlikten, sevgiden bahsediyorsunuz. Aradaki fesatların gitmesi, buzların erimesi ve insanların sevgiyle bir araya gelmesi açısından bu aileleri ıslah etme yolunda bir şeyler yapmak daha güzel olmaz mı?

 

Ben Cevat Babuna ile çok samimiydim. Bizi çok severdi. Televizyonlara çıktı anlattı. “Ben o insanların içinde yaşadım. Bu insanlar çok temiz, kaliteli ve dindar çocuklar” dedi. Ama iddia edilen Ergenekon örgütü devreye girdiği zaman olağanüstü bir şey oldu. Polis içerisinde de iddia edilen Ergenekon örgüt üyesi insanlar var. Yargı içinde de var, bir çok yerde de var. Ben bunu aylardan beri söylüyorum. Yargı içinde çok tehlikeli bir yapılanma var. Şu anda bu iddia edilen örgüt dehşet saçıyor. Türkiye’yi ve milleti tehdit altında tutuyor. Devletin hakimler devleti olmasından korkuluyor. Bu ergenekon örgütünün bir şey yapmasından çekinmeye dayanan bir ifadedir bu. Dolayısı ile biz bu ailelerle 20 yıldır çok iyiydik. Bu aileler son zamanda birden ortaya çıktılar. Ani tahrik edilip, ani harekete geçip, ani şekilde organize edildiler. Ve birden bire iftiralar devreye girdi.

 

LİSE YILLARIMDAKİ GİBİYİM
Diğer sayfada...

[PAGE]

- Video -
Röportajı izlemek için tıklayınız..

LİSE YILLARIMDAKİ GİBİYİM

Cemaat içinde ibadetinizi nasıl yerinize getiriyorsunuz? Mesela benim tanıdığım yoga yaptıran hocalar var. Bunlar Antalya’da yoga kampları düzenler. Sabahları yoga yapılır. Ondan sonra hafif bir şekilde beslenilir. Sizinde cemaat içinde size özel uyguladığınız şeyler var mı?

 

Diyeceksiniz ki bu gençliğinizi neye borçlusunuz. Ben yaşımdan en az 20 yıl daha genç gösteriyorum. 53 yaşındayım. Lise yıllarında da ellerim şu anki gibiydi. Lise yıllarımdaki gibiyim. Hiçbir değişikliğe uğramadım. Hepsinin başında iman geliyor. Allah sevgisi, Allah aşkı. Aşk insanı güzelleştirir. En güzel güzellik ilacı aşktır. Allah aşkı insanı bir kapladı mı, deli gibi aşık oldun mu Allah’ın yarattığı her şeye aşık olursun. Bir kadına aşık olursun, bir çocuğa aşık olabilirsin. Bu Allah’ın tecellisidir. Çiçeğe, güle, laleye aşık olabilirsiniz.

 

Hayvan besliyor musunuz?

 

Evet. Var. Tavşanlar, kediler..... Ordu şeklinde...

 

İbadetlerden bahsedecektik...

 

İbadetler ehli sünnet inancıdır.  Ömer Nasuhi Bilmem’in tam İslam  ilmihali vardır. Bu mükemmel bir eserdir. Tabii ki  Müslümanların tam dört dörtlük olması mümkün değildir. Bu olamaz. Ama ben elimden geldiği sürece ehli sünnet inancına, hanefi mezhebine mensubum. Şartları neyse onları yerine getiriyorum.  Titizlik gösteriyorum. Dinde değişiklik, reform olmaz zaten. Buna kimse yanaşmaz, kabul etmez ve mantığı da yoktur. 1400 yıldan beri din neyse bugünde odur.

 

Örtünme, namaz, gereken ne varsa....

 

Hepsi aynıdır. Usulüne uygun yapıyoruz hepsini.

 

Bazı dinle yakından ilgilenen insanlar hanımlarla el sıkmazlar. Sizde böyle bir şey yok sanırım. Doğru mu?

 

Orada kişinin aklı, iradesi ve kişiliği çok önemlidir. Kaliteli, görgülü, kültürlü bir insan için bunun bir riski yoktur. Ama cahil bir insan için olmaz. Mesela ben sizin cahil bir insanla el sıkışmanızı istemem. Kalitesiz, kontrolsüz bir insanla el sıkışmanızdan rahatsız olurum.

 

Türban ve örtünme konusunda neler söyleyeceksiniz?

 

Örtünme tabii ki var ama herkes bunu yapamaz.

 

Çarşafla mı örtünme? Nasıl bir örtünme?

 

Hayır. Herhangi bir şekilde başının örtülmesi. Kadının etraftan dikkat çekmemek için güzelliğini gizlemesi.

 

Barbie Bebek gibi olmaması yani…

 

Kendinize örnek aldığınız bir din alimi, felsefeci, düşünür var mı?

Gelmiş geçmiş alimlerin en iyisi Said-i Nursi’dir. benim mürşidim benim hocam. Çok çok değerli olağanüstü bir insandır. Bütün tarihi bilen bir insandır. Kıyamete kadar olacak bütün olayları bildirmiştir. Ve hepsi teker teker çıkıyor. Yani 1971’deki olayları bildirmiştir. Kendi zamanındaki olayları bildirmiştir.  Cesedinin kaybolacağını bildirmiştir. Mezarının yıkılacağını bildirmiştir. Mehdinin çıkacağı yeri bildirmiştir. Tarihini söylemiştir. 81-91-2001-2011-2021’deki  bütün olayların detaylarını anlatmıştır. Hicri 1545’te de kıyamet kıyamet kopacak diyor. Yani 2120.

 

Mehdi konusuna girmek istemiyorum. Siz defalarca söylediniz çünkü. Ben mehdi değilim benzediğimi söylüyor insanlar diye.

 

Yoo. Ben söylüyorum. Benziyorum doğru. Alametlerim benziyor ama iddia etmiyorum. Mesela Oktar’ın da saçı benziyor, saçı siyah. Mehdinin saçı siyahtır. Sakallıdır. Ne var yani benziyor.

 

Yani benziyor demek ima etmek mi?

 

Şimdi ben bunu açıklamakla mükellefim. Bu çok büyük bir mucize. Bir kere olaylar aynısıyla çıkmış. İran Irak savaşı olacak diyor, çıktı. Hürriyet sür manşetten vermiş. “Mehdi geliyor” diyor. Kapaktan vermiş. Cumhuriyet tarihinde ilk defa oluyor. Ben hiç böyle bir haber görmedim. Çok olağanüstü bir şey. Demek ki yer yerinden oynuyor. Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulması olacak diyor Peygamberimiz. Bu 2 kere tekrar edecek diyor. 1981 ve 1982 yıllarında gerçekten oldu bu. Mesela bir kuyruklu yıldız çıkacak diyor ve çıktı. 2. bir kuyruklu yıldız çıkacak diyor Peygamber efendimiz , fakat bu batıdan doğuya gelecek ve çift uçlu olacak diyor. Bu da çıktı. Kabe’ye baskın yapılacak ve kan akıtılacak diyor. Hacılar orada katledilecek diyor. Bu da oldu. Afganistan işgal edilecek diyor, bu da oldu. Irak işgal edilecek, yeniden yapılacak  ve Irak ordusu çölde yok olacak diyor, bu da oldu. Yani buna benzer yüzlerce alamet olmuştur. Buna karşıda Ehli Beyitten Muhammet Mehdi isminde bir zat çıkacak diyor Peygamber efendimiz. Saçları siyah, geniş alınlı, alının ortasındaki çizgi tek olacak diyor. Normalde insanların alnının ortasında çift çizgi vardır ama onunkinde tek çizgi vardır. Benimkinde de tek çizgi var. Bunu insanların gözünün içine baka baka anlattığında insan ne anlar? Kendini ima ediyor diyecek insan. O zaman ya alakası yok diyeceğim ya da dürüstçe değilim ama benziyorum diyeceğim. Bende dürüstçe benziyorum ama değilim diyorum.

 

MEHDİNİN İZLERİNİ TAŞIYOR

Diğer sayfada...

[PAGE]

- Video -
Röportajı izlemek için tıklayınız..

 

MEHDİNİN İZLERİNİ TAŞIYOR

 

Spekülasyona gerek yok..

Rivayette kaşlarından bahsediliyor. Burnu küçüktür deniliyor. Yüzü parlaktır ve yanağında bir ben vardır deniliyor. Omuzu, karnı geniştir deniliyor. İsrailli insanlara benziyor deniyor. Sırtında ben vardır deniliyor. Benim sırtımda ben var. Ayrıca sırtında Mersin ağacının yaprağı  biçiminde bir ben var diyor. Bu da var bende. Ben buna şaşırdım. Ben Peygamberin neslindenim. Bir profesöre Seceremi çıkarttım.33 silsilelik silsilem var. Bu keskin hatlarla tespit edildi. Soyum Hz. Ali’ye dayanıyor. Hz. Ali’de Hz. Davut soyundan gelir.

 

“BEN MEHDİ DEĞİLİM!”

 

Bütün bunlar bir araya gelince böyle bir benzetme oluyor...

 

Benziyor doğru ama benim bunu iddia etmem de haramdır. Ben mehdi değilim, böyle bir iddiamda yok. Ama mehdi çıktığında, bu alametin üstünde olduğunda bizim nefesimiz kesilir. Bu çok büyük mucize değil mi? 1400 yıl önce Peygamberimiz bildiriyor ve hatta sağ bacağında da ben vardır diyor. Benim de sağ bacağımda ben var. Ben şaşırmakta haklıyım. Bu hayret edilecek bir şey. Varsayalım ki beni  lider olarak seçseler dahi ki bunu zorla kabul ettirebilirler, asla kabul etmem bunu çünkü o  kadar insanın sorumluluğunu almak istemem. Ama kabul etsem dahi asla benim Mehdilik gibi bir iddiam olmaz. O zaman ben cennete gideceğim diyorum.  O zaman ibadet kalkmış benden, o anlama geliyor bu. Olur mu? Küfre düşer böyle bir insan. Böyle bir şey diyemem ben. Ama lider olmak tabii ki isterim. Ben tabii ki iyi insanları önderi olmak isterim.Hizmet etmek isterim. Mehdi de olmak isterim. Oktar sen istemez misin Mehdi olmak? Herkes ister Mehdi olmak. Çok gayet güzel bir şey. Ama Allah esirgesin denir mi? Ben cennete gitmek istemez miyim? Ama ben Mehdiyim gibi bir iddiam asla olmaz. Boş yere uğraşmasınlar.

 

Son olarak geriye doğru baktığınızda keşke şunu yapmasaydım dediğiniz bir şey var mı? Şu an ki durumunuzdan mutlu musunuz?

 

Ben çok vicdanlı bir adamım. Detaylı düşünürüm. Sevgiye çok önem veririm. Vicdanı yaralayabilecek en ufak şeyden kaçınırım. Gerek sözlerimle gerekse de hareketlerimle muhakkak telafi ederim. Mutlaka düzeltirim çünkü bu benim vicdanımı boğar.