Türkçe Olimpiyatları

Türkçe Olimpiyatları’ nda, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile birlikte; Yönetmen...

Ebru Eğinlioğlu eeginlioglu@gmail.com

Türkçe Olimpiyatları’ nda, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile birlikte; Yönetmen Sinan Çetin, Fetullah Gülen’ i öve öve bitirememiş...

Türkiye’ nin en kalabalık cemaati olarak kabul edilen Gülen Cemaati tarafından düzenlenen olimpiyatların finalinde konuşan Bağış bir çok haber sitesinde, ‘ Atatürk edebiyatı yapmaktansa, Atatürk’ ün hayallerini gerçekleştiren o zatın önünde saygıyla eğilirim’  demiş...

Sadece bu cümleyi manşet olarak okuduğumuzda, içtenlikle söylenmiş sözlerin, yanlış anlaşılarak,  Atatürk’ ü Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu ve sembolü olarak gören, tam da  Sayın Bağış’ ın kast ettiği kesimde, rahatsızlık yaratacağı aşikar....
Ancak haberin tamamını okuduğumuzda  aslında içerik olarak kötü bir şey söylemediğini anlıyoruz.

Yani özetle diyor ki; Atatürk edebiyatı yapıp, hiç bir şey yapmadan,  O’ nu sembolleştirip arkasına saklanacağınıza, Türkçe’ yi uluslararası paltformda, öne çıkaracak, popülerliğini arttıracak çalışmalar yapan Fetullah Gülen’ in önünde saygıyla eğilirim.

Hiç itirazımız yok, Sayın Bağış kimin önünde eğilmek istiyorsa eğilebilir. Tıpkı başka liderlere, önderlere inanan, beğenen  insanların da yapabileceği gibi...

Benim itiraz ettiğim şey; değişen değer yargıları ya da o değişimin hızı değil. 

Değişmeyen tek şeyin, değişimin kendisi olduğuna inanan en önde gelen insanlardan biriyim. Hayatta her şey değişim ve dönüşüm halindedir. İnsanın değişim halinde olması, kendisini geliştirmesiyle eşdeğerdedir.

Eğer her hangi bir konuda değişmeyen inançlara sahipseniz, yerinizde sayıyorsunuz demektir.

Ben fanatik tavırlara karşıyım. Bir insana karşı, bir gruba karşı, bir partiye, bir cemaate karşı v.s istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz.

A.K.P iktidarından önce; ‘ Atatürk edebiyatı yapmaktansa, Sayın Fetullah Gülen’ in önünde eğilirim’ diyebilir miydiniz? Her ne kadar içerik olarak, zararlı bir anlam taşımasa da.

Ya da Can Dündar’ ın çektiği film gibi, karga kovalayan, sapanla kuş avlayan, kişisel hırsları olan, çocukluğu yoksulluk için de geçmiş bir  ‘Atatürk filmi’ çekebilir miydiniz?
Muazzaf ya da emekli olmuş kuvvet komutanlarını, terör suçu ile  gözaltına, ya da hapise alabilir, 12 eylül’ ü yargılayabilir miydiniz?

Bir başka pencereden baktığınızda da Fetullah Gülen’ in yıllardır yurt dışında yaşadığını, vatanına dönemediğini biliyoruz.  Haberde adı geçen her devirin adamı diye tabir edilen Sinan Çetin, niçin Sayın Gülen’ in yıllardır, ülkesinden uzakta olduğunu bilmiyorum demiş.

Hemen söyleyeyim, bu günkü iddia edilen E.T.Ö gibi, Fetullah Gülen’ de  İslami bir devlet yaratma ve İslami bir cemaat oluşturma suçlamalarına maruz kalmış ve Amerika’ ya gitmişti. Yıllardır da, sağlık problemleri nedeni ile dönemediği söyleniyor. Hakkında açılmış davalar devam ediyor mu, yoksa sona erdi mi? Ya da nasıl sona erdi?  Bilmiyorum ama hakkında söylenen iddiaların da ‘spekülasyon düzeyinde’ kaldığı açıkça  görülüyor.  Toparlayacak olursak;

Bunların hepsi tabuydu, üzerine konuşulamaz, haber ya da edebiyat yapılamazdı.

Bu günün demokrasi anlayışı, tabu diye gördüğümüz değer yargılarını tartışmaya, geçekliğini irdelemeye bizi yönlendiriyor.  Dün alkışladığımız ya da alkışlamak zorunda kaldığımız insanları bu gün çatır çatır eleştirebiliyoruz. Ya da dün yerdiğimiz, suçladığımız insanların bu gün önünde eğilebiliyoruz.  

O halde her devrin adamı olmamak adına fanatizimden uzak durmak lazım.

Kimsenin önünde eğilmeye, bükülmeye de  gerek yok, herkesin değer yargılarına saygısızlık etmemek bile yeterli olur....

Cumhuriyet’ imizin kurucusu olarak hiç kimse ile kıyaslama yapılamayacak Atatürk’ ümüzü konunun  dışında bırakarak, Türkçe olimpiyatlarının da çok anlamlı ve güzel bir organizasyon olduğunu tabii ki emeği geçen insanların da hakkını yememek gerektiğinin bilincinde bir vatandaş olarak altını çiziyorum...

">

Türkçe Olimpiyatları’ nda, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile birlikte; Yönetmen Sinan Çetin, Fetullah Gülen’ i öve öve bitirememiş...

Türkiye’ nin en kalabalık cemaati olarak kabul edilen Gülen Cemaati tarafından düzenlenen olimpiyatların finalinde konuşan Bağış bir çok haber sitesinde, ‘ Atatürk edebiyatı yapmaktansa, Atatürk’ ün hayallerini gerçekleştiren o zatın önünde saygıyla eğilirim’  demiş...

Sadece bu cümleyi manşet olarak okuduğumuzda, içtenlikle söylenmiş sözlerin, yanlış anlaşılarak,  Atatürk’ ü Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu ve sembolü olarak gören, tam da  Sayın Bağış’ ın kast ettiği kesimde, rahatsızlık yaratacağı aşikar....
Ancak haberin tamamını okuduğumuzda  aslında içerik olarak kötü bir şey söylemediğini anlıyoruz.

Yani özetle diyor ki; Atatürk edebiyatı yapıp, hiç bir şey yapmadan,  O’ nu sembolleştirip arkasına saklanacağınıza, Türkçe’ yi uluslararası paltformda, öne çıkaracak, popülerliğini arttıracak çalışmalar yapan Fetullah Gülen’ in önünde saygıyla eğilirim.

Hiç itirazımız yok, Sayın Bağış kimin önünde eğilmek istiyorsa eğilebilir. Tıpkı başka liderlere, önderlere inanan, beğenen  insanların da yapabileceği gibi...

Benim itiraz ettiğim şey; değişen değer yargıları ya da o değişimin hızı değil. 

Değişmeyen tek şeyin, değişimin kendisi olduğuna inanan en önde gelen insanlardan biriyim. Hayatta her şey değişim ve dönüşüm halindedir. İnsanın değişim halinde olması, kendisini geliştirmesiyle eşdeğerdedir.

Eğer her hangi bir konuda değişmeyen inançlara sahipseniz, yerinizde sayıyorsunuz demektir.

Ben fanatik tavırlara karşıyım. Bir insana karşı, bir gruba karşı, bir partiye, bir cemaate karşı v.s istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz.

A.K.P iktidarından önce; ‘ Atatürk edebiyatı yapmaktansa, Sayın Fetullah Gülen’ in önünde eğilirim’ diyebilir miydiniz? Her ne kadar içerik olarak, zararlı bir anlam taşımasa da.

Ya da Can Dündar’ ın çektiği film gibi, karga kovalayan, sapanla kuş avlayan, kişisel hırsları olan, çocukluğu yoksulluk için de geçmiş bir  ‘Atatürk filmi’ çekebilir miydiniz?
Muazzaf ya da emekli olmuş kuvvet komutanlarını, terör suçu ile  gözaltına, ya da hapise alabilir, 12 eylül’ ü yargılayabilir miydiniz?

Bir başka pencereden baktığınızda da Fetullah Gülen’ in yıllardır yurt dışında yaşadığını, vatanına dönemediğini biliyoruz.  Haberde adı geçen her devirin adamı diye tabir edilen Sinan Çetin, niçin Sayın Gülen’ in yıllardır, ülkesinden uzakta olduğunu bilmiyorum demiş.

Hemen söyleyeyim, bu günkü iddia edilen E.T.Ö gibi, Fetullah Gülen’ de  İslami bir devlet yaratma ve İslami bir cemaat oluşturma suçlamalarına maruz kalmış ve Amerika’ ya gitmişti. Yıllardır da, sağlık problemleri nedeni ile dönemediği söyleniyor. Hakkında açılmış davalar devam ediyor mu, yoksa sona erdi mi? Ya da nasıl sona erdi?  Bilmiyorum ama hakkında söylenen iddiaların da ‘spekülasyon düzeyinde’ kaldığı açıkça  görülüyor.  Toparlayacak olursak;

Bunların hepsi tabuydu, üzerine konuşulamaz, haber ya da edebiyat yapılamazdı.

Bu günün demokrasi anlayışı, tabu diye gördüğümüz değer yargılarını tartışmaya, geçekliğini irdelemeye bizi yönlendiriyor.  Dün alkışladığımız ya da alkışlamak zorunda kaldığımız insanları bu gün çatır çatır eleştirebiliyoruz. Ya da dün yerdiğimiz, suçladığımız insanların bu gün önünde eğilebiliyoruz.  

O halde her devrin adamı olmamak adına fanatizimden uzak durmak lazım.

Kimsenin önünde eğilmeye, bükülmeye de  gerek yok, herkesin değer yargılarına saygısızlık etmemek bile yeterli olur....

Cumhuriyet’ imizin kurucusu olarak hiç kimse ile kıyaslama yapılamayacak Atatürk’ ümüzü konunun  dışında bırakarak, Türkçe olimpiyatlarının da çok anlamlı ve güzel bir organizasyon olduğunu tabii ki emeği geçen insanların da hakkını yememek gerektiğinin bilincinde bir vatandaş olarak altını çiziyorum...

Tüm yazılarını göster