5G Teknolojisi...
Yazının matbaada kullanımı ile öncesi, internetin yaygınlaşması ile öncesi ve nihayet 5G teknolojisinin 'kapımızı çalmasıyla' öncesi arasında dağlar kadar fark vardır.
Dünya dönüyor, teknoloji daha da hızlı gelişiyor.
5G, yeni bir eşik!
'Onun adını' korona virüs salgını sırasında Çin mahreçli haberlerde duymuştum.
Her şeyi kolaylaştıran bir o kadar da yakın kılan bu aşamaya ihtiyatla yaklaşmıştım.
Artık üretim biçimlerinden kültürel etkileşime, güvenlik anlayışından bireysel özgürlüklere kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşümün içindeyiz.
Kaçınılmazdır!
5G yani "beşinci nesil mobil iletişim teknolojisi" yüksek veri hızı, daha düşük gecikme süresi ve aynı anda çok daha fazla cihazın bağlantı kurabilmesi gibi özellikler sunuyor.
"Sunuyor" ama bizim de "sorgulamamız" daha doğrusu değerlendirmemiz bu noktada başlıyor!
Habere göre bizde 5G'nin resmi tanışma etkinliği Müslüm Gürses'in hologram ile sahneye yansıtılmasıyla başlamış. Kendisini rahmetle analım ve devam edelim...
Artık bir sanatçı Tokyo’da, diğeri Londra’da, bir diğeri İstanbul’da olabilir ve aynı sahnede buluşabilir.
Bu, kültürel etkileşimin "sınırlarını" ortadan kaldıran bir gelişmedir.
Belki tiyatro, belki klasik müzik, belki karma sergiler için de böyledir; sanat, zaman ve mekân kısıtlarından kurtulmaktadır...
Hele ki uluslararası şirketkerin toplantılarını, tıbbi çalıştayları ve hatta ticari fuarları düşününce; gerçekten sınırsız bir ortam ufukta görünmektedir.
Ancak işte bu noktada ilk sorum ortaya çıkıyor:
Teknolojinin sunduğu bu imkan, insanı özgürleştiriyor mu, yoksa (yıllar önce Çin'den gelen haberin bende uyandırdığı izlenimle) daha görünmez bir denetim ağının içine mi alıyor?
Gerçekten 5G ile birlikte milyarlarca cihazın internete bağlanması da mümkün hale geliyor...
Bir askeri tatbikat ortamında "düşmanın komuta heyetini" karargah odasına alıp doyasıya sövmeniz mümkün örneğin!!
5G ile sadece telefonlar değil; evdeki buzdolabı, arabadaki sensörler, şehirdeki trafik ışıkları, fabrikalardaki robotlar…
Hepsi aynı ağın parçası oluyor...
Bu durum “enerji tüketimini optimize edebilir", üretim süreçleri kusursuzlaştırılabilir, şehirler daha "akıllı" yönetilebilir ve daha düzenli yaşanabilir hale gelebilir.
Ancak eğer tüm bu açığa çıkan ve ağda dolaşan "veriler" saydamlıkla, denetlenebilir ve demokratik bir yapı içinde yönetilmezse;
5G, yalnızca bir iletişim teknolojisi olmaktan çıkar, bir kontrol mekanizmasına da dönüşebilir. Bu da bir başka kaygımdır.
“Büyük Göç, Büyük Gözaltı” kitabımda belirttiğim gibi; (5G’nin sağladığı) yüksek bağlantı kapasitesi, sadece ekonomik ve sosyal faydalar üretmek için değil; aynı zamanda bireylerin davranışlarını izlemek, analiz etmek ve yönlendirmek için de kullanılabilir.
İşte bu, klasik anlamda bir “gözetim” değil; çok daha sofistike, algoritmalarla çalışan bir davranış mühendisliği sürecidir.
O noktada artık mesele “izlenmek” değil,
“yönlendirilmek”tir.
Siz telefonda konuşursunuz, arka planda para konuşur!
Devletler, şirketler ve küresel güç odakları için bu altyapı temelinde "kontrol üstünlüğü" elde etmek, muazzam bir iştah ve rekabet getirir.
Nihayet final düğümü şu soruyla çözülür:
Tüm bu tablo karşısında ne yapılmalıyız?
Korkmalı mıyız?
Kayıtsız mı kalmalıyız?
Benim yanıtım şudur: Ne korku, ne de kayıtsızlık…
5G’yi reddetmek mümkün değildir.
Ancak onu nasıl kullanacağımız, hangi ahlaki ve hukuki çerçevede yöneteceğimiz tamamen bize bağlıdır.
Eğer 5G, toplumsal refahı artırmak, işsizliği kamçılamamak ve eşitsizlikleri azaltmak için kullanılırsa; bu teknoloji,, bir özgürleşme aracına dönüşebilir.
Yok değilse isterse 105G olsun, yeni bir dijital tahakküm düzeninin omurgasını teşkil eder...
Teknoloji çağın gereğidir, onun nasıl kullanılacağı -hala- insanın iradesine bağlıdır.
Dr. R.Bülend Kırmacı
[email protected]
https://x.com/bulendkirmaci
https://www.facebook.com/r.bulendkirmaci
https://rbulendkirmaci.wordpress.com/