Ayılar ve Boğalar

Global konulada okurlarına bağımsız görüş açısı kazandırmaya çalışan Memet Joe Amerikan Borsa larının önümüzdeki aylara yönelik yorumunu yapıyor. İstanbul Borsası dahil bütün dünya borsalarını etkiliyen New York Borsasının yakın geleceği ile ilgili analizi okuyunuz.


Ayılar Kış Uykusuna Yatacak mı


Yaz aylarını geride bırakırken okulların açılması ile birlikte yatırımcıları borsanın güz dönemini nasıl geçireceği merakı sardı. Bu haftaki yazımızda teknik konulara eğileceğiz. Umarız sizleri teknik detaylara boğmadan aydınlatabiliriz. Önümüzdeki aylarda Amerikan Borsalarının nasıl hareket edeceği sorusuna cevap ararken iyimserlerin ve kötümserlerin görüşlerini ele alacağız. Ekonomideki negatif göstergelere ve şirket skandallarına rağmen Wall Street’te bazı uzmanlar iyimser. Buna karşılık bazı uzmanlar da kötümser.


Boğalardan Oley !


İhtiyatlı bir iyimserlik içinde olan portföy yöneticilerinin görüşüne göre 90’lı yılların sonunda yaşanan türden olmasa da “Boğa Piyasaları” ufukta belirdi. Hisse senetlerinin değerleri ehven. Ayrıca borsalar son beş senenin trend çizgisinde taban yapmış durumda.


Bu iyimser grubun başını çeken boğalar şöyle bir mantık yürütmekte. 23 Temmuz günü “Ayı piyasaları” en düşük noktasını geçti. Ayrıca Amerikan ekonomisi nispeten istikrarlı ve korkulan “ duble- dip” resesyon gerçekleşmiyecek. Merkez bankası faizleri yüzde 1 daha indirecek ve 10 yıl vadeli hazine bonosu yüzde 4’ün altına inecek. Bu faiz indirimi ile beraber konut kredileri faizleri daha da düşecek. Böylece tüketicilere taze para imkanları doğacak. (Meraklısı için not : ABD’de buna ‘mortgage refinacing’ deniyor. Bir anlamda kullanılan konut kredisini kapatıp yeni ve daha ucuz bir kredi almak). Ayrıca bütçe açığı Milli Gelirin sadece yüzde 1’i olduğu için mali politikalarla ile ekonomiyi canlandırmak mümkün. Hükümetin ek harcama toleransı yüksek. Bütün bunların sonucu (Standard & Poor) S&P 500 endeksi yıl sonunu yaklaşık 1075 puanla kapatacak. Kısa vadeli analizleri ile ün yapmış başka boğalar ise yatırımcı psikolojisini örnek göstererek, 24 Temmuz’da başlayan yükselişe dikkati çekmekteler. O tarihte borsalar aşırı derecede satılmış ve fiyatlar kelepir seviyeye düşmüş gözüküyordu. Yatırımcılar bardağı tekrar “yarı dolu” görerek, yaz başında davrandıkları gibi bir tek şirketten gelen kötü haberlerle bütün bir sektorü gözden çıkarmıyorlar ve tüm borsayı satmıyorlar. Ayrıca “Ayı Piyasalarının” en kötü evresi artık geride kaldı. Bu noktadan sonra borsalar birkaç ay güç toplayıp yükselişe geçmeye uygun.


Doğal olarak bütün bu öngörülerin gerçekleşmesi için 4 makro ekonomik şart gerekiyor. Şimdiden oluşmaya başlayan ilk iki şartdan birincisi, perakende satışların konut kredilerinin ucuzlaması ile ivme kazanması. İkinci şart ise 14 Ağustos itibari ile şirket yöneticilerinin muhasebe kayıtlarının doğruluğunu Sermaye Kuruluna taahhüt etmiş olmaları. Yeni başlayan kişisel kefalet uygulamasının son zamanlarda ortaya çıkan skandallarla alevlenen mali sisteme duyulan güvensizliği azaltması. Olması beklenen diğer iki şart ise, Irak savaşının çıkmaması halinde enerji fiyatlarındaki düşüş ve son olarak da Avrupa Merkez Bankasının AB’nin deflasyon riskini ciddiye alıp faiz indirimine başlaması.


Tabii ki bütün bu koşulların oluşması için, şirket skandalları, terörist saldırılar ve benzeri beklenmedik ekzojen olayların olmaması gerekiyor.


Ayıların Havası?


“Ayı Piyasalarına” gönülden inanan portföy yöneticileri ise Boğalar gibi ikna olmuş gözükmüyorlar. Bunlara göre 3 Eylül Salı günü New York borsasının yüzde 4’lük düşüsü yani bir anlamda dikine dalışı borsaların henüz tabana erişmediğinin en güzel örneği. Kötümserlere göre Salı günü hisselerin bu düşüşü tipik. Önde gelen teknik analistlerden birisi 90 a 90 prensibinden söz ediyor. Bu prensibe göre New York Borsasında işlem gören hisselerin hem işlem hacimlerinin yüzde 90’ı hem de fiyatlarının yüzde 90’ı ekside olursa, 90 a 90 prensibinin şartları yerine gelmiş oluyor. (aynı prensibin tersi artı hacim artı fiyat için de geçerli). Hem işlem hacminin hem de fiyatların alım satımı yapılan tüm hisse senetlerinin yüzde 90’ını kapsadığı bu tür düşüşlere panik satışlar deniliyor. Bu şekilde bir dizi gün gerçekleşmeden ve yatırımcılar adeta toplu ricat yapmadan borsanın taban oluşturması beklenmiyor. 90 a 90 prensibinin henüz yeterince işlememiş olması, Temmuz’da endeksin bulunduğu en düşük noktanın geçici olduğunun en tipik örneği. “Ayılara” göre yatırımcılar henüz yeni yeni paniklemeye başladılar ve borsalar aşağılara doğru düşmeye devam edecek.


1933 senesinden bu yana yapılan araştırmaların bulgularına bakılırsa “Ayı Piyasalarının” sağlam taban bulması için uzun süreli yoğun satış baskısı altında olması gerekiyor. Bir örnek verecek olursak Kasım 73 - Aralık 74 tarihleri arasında kalan 14 aylık süre içinde 14 adet 90 a 90 lık düşüş günü olduğu vurgulanmakta. Bu iddiaya göre “Boğa Piyasalarının” anlamlı bir atak yapması için sinirleri yıpratan panik satışlarının dalga dalga gelmesi gerekiyor. Ayıların kampında bulunan uzmanlara göre ne Nasdaq ne de New York Borsaları geçen senenin Eylül ayından bu yana henüz gerçek Boğayı azdıracak kadar kan akıtmadı. Bu guruba göre borsaların düşüşü daha çok baş ağrısı yaratacak ve ıztırap dolu günler yatırımcıları bekliyor. Hem de pek yakında.


Gerçekci Tahmin Ne Olmalı :


Bütün bu tahminlerin hiç olmazsa olumlu bir yönü bulunmakta. Her panik satışdan sonra bir “zıplama” rallisi gerçekleşmekte. Bu rallilerin süresi genelde 4 ila 7 gün devam etmekte. Yatırımcılar bu tür ani yükselişleri daha fazla zarar görmemek için kullanabilirler. Son iki yıldır kaybedilen paraları yavaş yavaş geri toplama sürecine girebilirler. Daha önce Finansal Borsalarla ilgili yazımda söz ettiğim gibi “Al ve Tut” günleri geride kaldı. Şimdi “Al, Ödevini Çalış, Gerekeni Yap” zamanı.


Aksi takdirde soğuk kış günlerinde esen kara yelden sadece saçlarınız değil servetiniz de tarumar olabilir !