İran niçin hâlâ ayakta ve sert vurabiliyor?
ABD-İsrail beraberce istihbarat, Yapay Zeka, siber teknoloji gibi kritik bileşenler dahil toplam savaş kapasitesi açısından dünyada rakipsiz görünen bir ikili oluşturur.
Bu ikili neredeyse bir aydır İran’a vahşi şekilde saldırıyor.
Amerika kısa süre önce Venezuela’nın devlet başkanını kaçırmıştı, bu kez İsrail’le beraber İran’ın devlet başkanını ve önde gelen başka liderlerini katlettiler.
Liderlere dönük cinayetler, kendisini hiçbir içsel veya dışsal kuralla sınırlı saymayan eşkıya ve mafyanın yöntemidir. Onların kuralı, ‘dediğimi yap yoksa seni öldürürüm’ ilkelliğinden ibarettir.
İsrail ve onun kuyruğuna takılan “özgür dünyanın lideri” Amerika, siyasi cinayetler ve mafya yöntemini uyguluyor.
O denli vahşiler ki, ilkokula giden 165 kız çocuğunun üzerine bomba yağdırdılar ama ağızlarından tek bir özür hatta üzüntü sözcüğü çıkmadı.
Trump “İran’ın hava kuvvetlerini, donanmasını bitirdik, her şeyini etkisiz hale getirdik, askeri açıdan işleri bitti” diyor.
Ama sahadaki geçekler farklı.
İran’ın askeri kapasitesi hâlâ ayakta, savaşa devam ediyor, İsrail’de ve bölgedeki onlarca hedefi füzelerle ve dronlarla sert şekilde vuruyor. Amerika’nın göklerdeki gururu F 35’i vurdular, uçağın akıbeti belli değil.
İran, okyanusun ortasında dört bin km uzaktaki bir adadaki Diego Garcia ABD üssüne füze saldırısı düzenledi. Ciddi bir hasar olmadı ama Diego Garcia’ya ulaşabilen bir füze fırlatabilmesi dahi kendi başına önem taşıyor.
Peki, düşmanın bu vahşi ve muazzam askeri güce rağmen İran ayakta kalmayı, savaşa devam etmeyi ve meydan okumayı nasıl başarabildi?
* * *
Humeyni liderliğindeki “İslam Devrimi” Washington’un kanatları altındaki Şah rejimini 1979’da devirince ABD, Irak’a bol miktarda silah ve istihbarat sağlayarak İran üzerine saldı. İki tarafın da olağanüstü kayıplar verdiği korkunç kanlı savaş 1988’e kadar sürdü.
Savaş sonrasında aşırı zayıf düşmüş İran’ın yeni bir caydırıcılık stratejisi geliştirmesi gerekiyordu. Strateji asimetrik olmalıydı, çünkü Amerika’nın hasmane tavrının devam edeceği ama İran’ın büyük teknolojik-finansal üstünlüğe sahip Amerika’yla eş düzeyde rekabet edemeyeceği aşikardı.
Amerikan savaş doktrininin temel unsurlarından biri, hava üstünlüğüne (air superiority) dayanır. Savaşın başında düşmanın öncelikle hava savunma yeteneğinin, ardından tüm hava kuvvetlerinin imha edilmesi ve Amerikan savaş uçaklarının gökyüzünde hakimiyeti tek başına ele geçirmesi hedeflenir. Buna bir de “Özel Operasyonlar Kuvvetinin” (SOF) “saldır, vur, çık” şeklindeki kısa süreli harekâtları ilave edilmelidir.
Verileri değerlendiren İran, caydırıcılık stratejisini füzeler üzerine kurdu. Füze teknolojisini geliştirmeye ve bilimsel araştırmalara büyük kaynak ayrıldı.
Bir süre sonra İnsansız Hava Araçları (İHA) da aynı stratejinin bir parçası oldu. Bugün İran’ın elinde, bazıları hipersonik yaklaşık 10 ayrı seyir ve balistik füze modeli var. İHA’lar konusunda hem kalite hem üretim hacmi açısından dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri.
Ukrayna savaşında Rusya’nın İran’dan bol miktarda İHA aldığını ve tersine mühendislik (reverse engineering) yaparak o İHA’ları kendi üretmeye başladığını hatırlatalım.
Sonuçta İran, konvansiyonel hava kuvvetleri yerine, füzeleri ve İHA’ları koymuş koydu.
Asimetrik stratejinin dikkate alması gereken bir başka husus, uzaydaki uyduları sayesinde Amerika’nın, yerdeki hemen her şeyi görmesini sağlayan yüksek çözünürlüklü gözlere sahip olmasıydı.
O nedenle, füze ve İHA bileşenlerinden olabildiğince çoğu yer altına alındı, görülmesi ve bombalanarak imha edilmesi zor derinliklere yerleştirildi. İran’ın dağlık ve ormanlık geniş coğrafyasına dağıtıldı, en güçlü füze sistemleri en derinlere konuşlandırıldı.
Bu noktada İran coğrafyasının fiziki büyüklüğü de dikkate alınmalıdır. İran toprakları mesela Batı Avrupa’nın dört büyük ülkesi Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın toplam alanından daha büyüktür.
Bu büyüklüğü doğru algılamak aynı zamanda, mesela Amerika-İsrail’in sınırlı nüfusa sahip Kürtler içindeki kısmi unsurları kullanarak iktidar değişikliği hayalleri beslemesinin ne derin bir yanılsama olduğunu anlamayı da kolaylaştırır.ava Araçları da bull
İran’ın asimetrik stratejisi, 2003 Irak savaşından sonra köklü bir revizyona tabi tutuldu, “Ademi Merkeziyetçi Mozaik Savunma” yapılanmasına geçildi.
Irak’ta Saddam ve üst düzey kadrolar bertaraf edilince, komuta ve kontrol merkezinin çökmesi ve askeri gücün başsız kalarak dağılmasından İran gereken dersleri çıkardı. Amerika’nın çok hoşlandığı “baş kopartma” yönteminin etkisini asgari düzeyde tutmak amacıyla, silahlı kuvvetlerin ademi merkezi yapılanmasına geçildi.
Bugünkü savaş başladığında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bir X mesajında, “ABD’nin askeri tarzını çalışmak ve gereken dersleri çıkarmak için 20 yılımız vardı” derken kastettiği de budur.
Mozayik Savunma kavramı esasen basit bir prensip üzerine kuruludur: Savaşın, merkezdeki Genelkurmay karargahından gelen emirlere göre değil, İran’ın her vilayetinde kurulan 31 yarı özerk askeri birimin kararlarına göre yürütülmesi. Yani 31 adet alt-Genelkurmay veya Amerika açısından koparılması gereken en az 31 adet ayrı baş.
Ancak her alt-Genelkurmay sadece yarı özerk olmak zorundadır, çünkü bir savaşta ülkenin askeri birimlerinden her biri ayrı bir savaş planı icra edemez. Yarı özerklik, o birimlerin hepsinin merkezin oluşturduğu planın sınırları içinde kalmak şartıyla kendi savaşını yürütmesi anlamına gelir.
Bir örnek vermek gerekirse, savaşta başarı için, tırmandırma üstünlüğünde (escalation dominance) kontrolün kaybedilmemesi ve iyi tasarlanmış bir plana göre yürütülmesi hayati önem taşır.
Daha somut bir ifadeyle, 31 alt-Genelkurmaya bağlı askeri birliklerin her biri aynı durumda farklı füzeler ve dronlar kullanırsa veya farklı nitelikteki hedeflere yönelirse, sonucun kaos ve hüsran olacağı aşikardır.
(tırmandırma üstünlüğü: savaşan tarafların çatışmanın şiddetini tırmandırma yeteneğini ve o yeteneği bir stratejiye göre savaşın her aşamasında düşmandan daha iyi kontrol ettiğini, öylelikle caydırıcılık kazanabileceğini ifade eder.)
İran’ın asimetrik Mozaik Savunma kavramı hakkında daha ayrıntılı ilginç bir değerlendirmeye şu link’ten ulaşabilirsiniz.
Tabii Amerika-İsrail ikilisinin “baş kopararak düşmanı çökertme” yaklaşımının İran’da başarısızlığa uğramasının tek nedeni, İran’ın on yıllardır özenle geliştirdiği ve yukarıda özetlediğimiz asimetrik askeri strateji değildir. İran devletinin güçlü kurumsal yapısı, işleyişi ve derin geleneğinin de asgari o strateji kadar belirleyici olduğu muhakkaktır (veya yumurta-tavuk benzetmesi).
Ağır bombardımana uğrayan ve şiddetli vuruşlar yiyen İran o darbeleri olabildiğince içine çekerek ayakta kalmaya çalıştı ve kendi zaman planına göre asimetrik stratejisini başarıyla uyguladı.
Her şeyden önce, Tahran’daki merkezi otorite ayakta kaldı ve alt-Genelkurmaylar Tahran’ın kendi zaman planına göre savaşı sürdürüyor. Belli ki Amerika-İsrail, yeraltında saklı füzelere ulaşamıyor.
Cumartesi sabahı Ali Hamaney’in öldürülmesinden saatler sonra İran füzelerini fırlatmaya başladı ve halen o fırlatma kapasitesi devam ediyor. Yeni Devlet Başkanı birkaç gün içinde seçildi.
ABD-İsrail ikilisi kısa sürede sonuç almayı, Cumartesi başladıkları saldırıyı hafta başında zafer ilan ederek ve borsaları fazla etkilemeyecek şekilde günler içinde bitirmeyi planlıyordu.
Gelen haberlere bakılırsa, İran’ın ilk günlerde fırlattığı füzeler en eski modellerdi. Düşmanın savunma füzeleri azalmaya başladıktan sonra depolardaki daha etkili füzelerini çıkarmaya başladılar.
Geldiğimiz noktada Trump savaşın kontrolünü kaybetti. Artık savaşı bitirmek istiyor ve çıkış yolu arıyor.
Çünkü enerji piyasaları alt üst olabilir, borsalar uzun süre kendini toplayamayacağı bir krize girebilir, enflasyon tırmanışa geçebilir ve en önemlisi, Trump’ın başkanlığı tehlikeye düşebilir.
Buna karşılık İran, talepleri kabul edilene kadar savaşa devam edeceğini söylüyor. Dahası, İran Meclis Başkanı ve eski komutan Galibaf dün, savaşın yeni bir aşamaya girdiğini açıkladı!
Çünkü İran ilk kez Amerika-İsrail karşısında bir manivela baskı gücü (leverage) yakaladı.
Şimdi o manivela baskı gücünü kullanıyor. Savaşı bitirmek için temel koşulu, Amerika-İsrail saldırılarının kesin olarak son bulması, bir daha tekrar etmemesi.
Muhtemel kritik gelişmeleri, kısa süre içinde gelecek yazımızda irdeleyeceğiz.