Brezilya lideri Lula dönüşümcü ve etkili bir küresel aktör olacak

Haber3.com yazarı Haluk Özdalga yazdı: Brezilya lideri Lula dönüşümcü ve etkili bir küresel aktör olacak

Haluk Özdalga haluk.ozdalga@haber3.com

Brezilya 215 milyon nüfusuyla dünyada dördüncü büyük demokrasi ve 12. büyük ekonomi.

Pek çok açıdan Latin Amerika kıtasının lideri konumunda bulunması, Brezilya’ya olağan dışı ilave ağırlık kazandırıyor.

Lula da Silva, ekim seçimlerinde radikal sağcı mevcut Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’yu mağlup etti ve 1 Ocak’ta Brezilya bayrağının renklerini taşıyan kuşağı omzuna takarak yeni görevine başladı.

Tarihi yemin törenine Avrupa dahil dünyanın her köşesinden çok sayıda siyasi temsilci, o arada 19 devlet başkanı katıldı. Türkiye’deki siyasi çevrelerin ilgisini gösteren bir işaret izleyemedik.

Sendikacılık kökenli İşçi Partisi lideri Lula dünyanın bildiği bir isim. Daha önce sekiz yıl Cumhurbaşkanlığı yaptı (2003-2010), özellikle sefalet içinde debelenen on milyonların yaşam kalitesini sıçratarak göz kamaştırıcı başarılar kazandı.

Lula aynı zamanda gönüllü iklim ve çevre eylemcisi. Türkiye’nin yedi katı büyüklüğündeki dünyanın akciğeri Amazon ormanlarını korumak için her zaman yoğun uğraş verdi.

Lula’nın siyasi mücadelesini kısa süre önce ”Dünyanın vicdanı Lula…” başlığı altında özetledim. Onun döneminde Brezilya’nın milli geliri 2.6 trilyon dolara yükselmiş, dünyanın sekizinci büyük ekonomisi olmuştu. Şimdi 1.6 trilyon.

Amazonlar dahil, Bolsonaro’nun karanlık iktidar yıllarında Lula’nın başarıları büyük ölçüde söküme-yıkıma uğradı. Şimdi yine on milyonlarca aç insan sokaklarda dolanıyor. Brezilya daha parçalanmış ve kavgalı bir topluma dönüştü.

Lula 2010’da cumhurbaşkanlığını gönüllü olarak bırakmıştı, isteseydi kolaylıkla tekrar seçilebilirdi. Daha sonra maruz kaldığı zulüm, hapishane yılları ve Brezilya’nın yaşadığı acı deneyimler, onu tekrar aday olmaya zorladı.

78 yaşında üçüncü kez aynı göreve geldi.

Lula zafer konuşmasında; sivil, her kesimi kapsayan, ırkçılık karşıtı, uzlaşmacı ve yeşil bir hükümet kuracağını açıkladı.

Pek çok şey, Lula’nın yeni dönemde daha dönüşümcü bir lider olacağına işaret ediyor.

İlk görevi sefaletin ve açlığın üzerine yürümek, ekonomik büyümeyi tekrar rayına oturtmak, sosyal bölünmüşlükleri aşarak gerginliklerin törpülendiği, uzlaşmacı ve barışçı Brezilya hedefine doğru yol almak olacak.

Eminim aynı zamanda Brezilya’yı yeşil süper güç ve karbonsuz topluma geçişin öncülerinden birine dönüştürmeye çalışacak.

Lula aynı zamanda küresel sorunları yakından izleyen ve net tavır almaktan çekinmeyen cesur bir siyaset adamı. 2022’nin en kritik jeopolitik gelişmesi Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasına karşı çıktı. Ama aynı zamanda Batılı liderlerin ve Ukraynalı siyasetçilerin barış için asla yeterli çaba göstermeyişini sert sözlerle eleştirdi.

Lula iktidarının bizi daha yakından ilgilendiren yönü muhtemelen, Ukrayna savaşının yol açtığı ve yıllarca sürecek artçı sarsıntılar sırasında hissedeceğiz.

Lula herhalde dönüşümcü ve etkili bir küresel aktör olacak.

*     *     *

Ukrayna savaşının ne zaman ve nasıl son bulacağı henüz belli değil.

Ama küresel jeopolitik gelişmelerin gidiş yönü hakkında şimdiden görünen net gelişmeler var.

İlerde tarihçiler muhtemelen Amerika’nın küresel liderliğinin son buluşunun, çok kutuplu dünyaya geçişin dönüm noktası olarak 2022 yılını gösterecek.

Savaş başladıktan sonra henüz iki ay dahi geçmeden; Ukrayna, Rusya, Avrupa dahil herkesin kaybedeceğini, buna Amerika’nın da dahil olduğunu yazmıştım. Gelişmeler şimdilik o yönde.

Biden yönetimi önce Rusya’nın yaklaşık 300 milyar dolar rezervine el koydu. Ardından, Rusya’yı uluslararası para transfer sistemi SWIFT dışına attı. Üstelik, Batılı ülkelerin ihtiyaç duyduğu ürünler için Rusya’ya ödeme yapılmasına istisna getirerek. Aralık ayı başından itibaren Rusya petrolü için narh (tavan fiyat) uygulaması başlattı.

Bu uygulamaların hiçbiri Birleşmiş Milletler kararına dayanmıyor. Washington’un keyfi ve tek başına aldığı kararlar. Batılı ülkeler dışında, dünyada bu kararları onaylayan ve uygulamaya katılan yok.

Biden yönetimi, doları ve SWIFT gibi dolar bağlantılı sistemleri kendi dış politikasını başka ülkelere dayatmak için silah olarak kullanıyor.

Bu olanağı sağlayan, doların başlıca uluslararası rezerv para olması.

Halbuki eski Başkan Barack Obama veya eski Hazine Bakanı Jack Lew gibi sağduyusu daha güçlü Amerikalı siyasetçiler, doları silah olarak kullanırken dikkatli olmak gerektiğini hep vurguladı (mealen):  

“Doların gücünü kullanarak, başka devletlerin dış politikasını dikte edemeyiz. Bunun denemek bile onları Amerikan finansal sisteminin dışına ittirebilir. Onlar bizim borçlarımızı satın alan ülkeler olduğu için, bu tür uygulamalar kendi ekonomimize büyük zarar verir, o arada doların dünyanın rezerve parası rolünün sorgulanmasına yol açar.”

Ama Biden eski patronunun önerilerine pek kulak asmadı. Çünkü kendi sözcükleriyle “Amerika’nın dünyaya liderlik ettiğini göstermek için” iktidara gelmişti.

O zihniyete göre, yarın Yunanistan Ege’de karasularını 12 mile çıkarırsa ve ihtilaf çıkarsa, Washington Türkiye’nin döviz rezervlerine el koyabilir, SWIFT dışına atabilir, dilediği ihraç ürününe narh koyabilir. Hoşuna gitmeyen bir gelişme nedeniyle, herhangi bir ülkeye aynısını yapabilir.

Şimdi pek çok ülke bu olasılığı düşünerek, dolar dışında rezerv para ve ABD’nin denetimi dışında uluslararası para transfer sistemi geliştirmeye çalışıyor. Epey mesafe alındı.

Küresel finansın Avrupa’daki en güçlü kalelerinden İsviçre bankası Credit Suiss’in araştırma müdürü Zoltan Pozsar, 2022’nin son günlerinde o gelişmeleri ayrıntılı anlatan iki önemli makale yayınladı.

Pozsar’a göre yeni bir küresel finans sitemi doğuyor. Söz konusu olan “petrodoların günbatımı”. Değişik para birimlerinin oluşturduğu bir döviz sepeti uluslararası rezerv para olarak kullanılacak. Uluslararası para transferi için SWIFT dışında, reel zamanlı işleyen yeni bir sistem oluşuyor (mBridge).

Yeni işleyişte Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu BRICS önemli bir işleve sahip. Şimdiden 15 civarında ülke BRICS’e katılmak istiyor (Türkiye dahil).

BRICS, Avrupa Birliği benzeri siyasal birlik hedefleyen bir yapı değil. Eşitlik ve iç işlerine karışmama temelinde işbirliği yaparak, üye ülkeler için özellikle finansal olanaklar ve ekonomik gelişme fırsatları yaratmayı hedefliyor.

Yeni sisteminin oluşumunda Brezilya liderinin önde gelen rol oynayacağını tahmin edebiliriz. Lula’ya göre BRICS’in önemli kuruluş amaçlarından biri, kendi para birimini yaratmak ve ticarette dolara karşı bağımsızlık kazanmak.

Lula’nın anlattığına göre, önceki başkanlık döneminde ABD lideri Obama arayarak sorar: “Yeni bir para, yeni bir Avro mu yaratacaksınız?” Yanıtı “Hayır. Sadece dolardan kurtulmaya çalışıyorum. Dolara bağımlı olmamaya çalışıyorum…” olur.

Bugün koşullar Lula’nın amacına ulaşabilmesi için daha uygun.

 Kaynak: https://halukozdalga.com/2023/01/02/brezilya-lideri-lula-donusumcu-ve-etkili-bir-kuresel-aktor-olacak/

">

Brezilya 215 milyon nüfusuyla dünyada dördüncü büyük demokrasi ve 12. büyük ekonomi.

Pek çok açıdan Latin Amerika kıtasının lideri konumunda bulunması, Brezilya’ya olağan dışı ilave ağırlık kazandırıyor.

Lula da Silva, ekim seçimlerinde radikal sağcı mevcut Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’yu mağlup etti ve 1 Ocak’ta Brezilya bayrağının renklerini taşıyan kuşağı omzuna takarak yeni görevine başladı.

Tarihi yemin törenine Avrupa dahil dünyanın her köşesinden çok sayıda siyasi temsilci, o arada 19 devlet başkanı katıldı. Türkiye’deki siyasi çevrelerin ilgisini gösteren bir işaret izleyemedik.

Sendikacılık kökenli İşçi Partisi lideri Lula dünyanın bildiği bir isim. Daha önce sekiz yıl Cumhurbaşkanlığı yaptı (2003-2010), özellikle sefalet içinde debelenen on milyonların yaşam kalitesini sıçratarak göz kamaştırıcı başarılar kazandı.

Lula aynı zamanda gönüllü iklim ve çevre eylemcisi. Türkiye’nin yedi katı büyüklüğündeki dünyanın akciğeri Amazon ormanlarını korumak için her zaman yoğun uğraş verdi.

Lula’nın siyasi mücadelesini kısa süre önce ”Dünyanın vicdanı Lula…” başlığı altında özetledim. Onun döneminde Brezilya’nın milli geliri 2.6 trilyon dolara yükselmiş, dünyanın sekizinci büyük ekonomisi olmuştu. Şimdi 1.6 trilyon.

Amazonlar dahil, Bolsonaro’nun karanlık iktidar yıllarında Lula’nın başarıları büyük ölçüde söküme-yıkıma uğradı. Şimdi yine on milyonlarca aç insan sokaklarda dolanıyor. Brezilya daha parçalanmış ve kavgalı bir topluma dönüştü.

Lula 2010’da cumhurbaşkanlığını gönüllü olarak bırakmıştı, isteseydi kolaylıkla tekrar seçilebilirdi. Daha sonra maruz kaldığı zulüm, hapishane yılları ve Brezilya’nın yaşadığı acı deneyimler, onu tekrar aday olmaya zorladı.

78 yaşında üçüncü kez aynı göreve geldi.

Lula zafer konuşmasında; sivil, her kesimi kapsayan, ırkçılık karşıtı, uzlaşmacı ve yeşil bir hükümet kuracağını açıkladı.

Pek çok şey, Lula’nın yeni dönemde daha dönüşümcü bir lider olacağına işaret ediyor.

İlk görevi sefaletin ve açlığın üzerine yürümek, ekonomik büyümeyi tekrar rayına oturtmak, sosyal bölünmüşlükleri aşarak gerginliklerin törpülendiği, uzlaşmacı ve barışçı Brezilya hedefine doğru yol almak olacak.

Eminim aynı zamanda Brezilya’yı yeşil süper güç ve karbonsuz topluma geçişin öncülerinden birine dönüştürmeye çalışacak.

Lula aynı zamanda küresel sorunları yakından izleyen ve net tavır almaktan çekinmeyen cesur bir siyaset adamı. 2022’nin en kritik jeopolitik gelişmesi Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasına karşı çıktı. Ama aynı zamanda Batılı liderlerin ve Ukraynalı siyasetçilerin barış için asla yeterli çaba göstermeyişini sert sözlerle eleştirdi.

Lula iktidarının bizi daha yakından ilgilendiren yönü muhtemelen, Ukrayna savaşının yol açtığı ve yıllarca sürecek artçı sarsıntılar sırasında hissedeceğiz.

Lula herhalde dönüşümcü ve etkili bir küresel aktör olacak.

*     *     *

Ukrayna savaşının ne zaman ve nasıl son bulacağı henüz belli değil.

Ama küresel jeopolitik gelişmelerin gidiş yönü hakkında şimdiden görünen net gelişmeler var.

İlerde tarihçiler muhtemelen Amerika’nın küresel liderliğinin son buluşunun, çok kutuplu dünyaya geçişin dönüm noktası olarak 2022 yılını gösterecek.

Savaş başladıktan sonra henüz iki ay dahi geçmeden; Ukrayna, Rusya, Avrupa dahil herkesin kaybedeceğini, buna Amerika’nın da dahil olduğunu yazmıştım. Gelişmeler şimdilik o yönde.

Biden yönetimi önce Rusya’nın yaklaşık 300 milyar dolar rezervine el koydu. Ardından, Rusya’yı uluslararası para transfer sistemi SWIFT dışına attı. Üstelik, Batılı ülkelerin ihtiyaç duyduğu ürünler için Rusya’ya ödeme yapılmasına istisna getirerek. Aralık ayı başından itibaren Rusya petrolü için narh (tavan fiyat) uygulaması başlattı.

Bu uygulamaların hiçbiri Birleşmiş Milletler kararına dayanmıyor. Washington’un keyfi ve tek başına aldığı kararlar. Batılı ülkeler dışında, dünyada bu kararları onaylayan ve uygulamaya katılan yok.

Biden yönetimi, doları ve SWIFT gibi dolar bağlantılı sistemleri kendi dış politikasını başka ülkelere dayatmak için silah olarak kullanıyor.

Bu olanağı sağlayan, doların başlıca uluslararası rezerv para olması.

Halbuki eski Başkan Barack Obama veya eski Hazine Bakanı Jack Lew gibi sağduyusu daha güçlü Amerikalı siyasetçiler, doları silah olarak kullanırken dikkatli olmak gerektiğini hep vurguladı (mealen):  

“Doların gücünü kullanarak, başka devletlerin dış politikasını dikte edemeyiz. Bunun denemek bile onları Amerikan finansal sisteminin dışına ittirebilir. Onlar bizim borçlarımızı satın alan ülkeler olduğu için, bu tür uygulamalar kendi ekonomimize büyük zarar verir, o arada doların dünyanın rezerve parası rolünün sorgulanmasına yol açar.”

Ama Biden eski patronunun önerilerine pek kulak asmadı. Çünkü kendi sözcükleriyle “Amerika’nın dünyaya liderlik ettiğini göstermek için” iktidara gelmişti.

O zihniyete göre, yarın Yunanistan Ege’de karasularını 12 mile çıkarırsa ve ihtilaf çıkarsa, Washington Türkiye’nin döviz rezervlerine el koyabilir, SWIFT dışına atabilir, dilediği ihraç ürününe narh koyabilir. Hoşuna gitmeyen bir gelişme nedeniyle, herhangi bir ülkeye aynısını yapabilir.

Şimdi pek çok ülke bu olasılığı düşünerek, dolar dışında rezerv para ve ABD’nin denetimi dışında uluslararası para transfer sistemi geliştirmeye çalışıyor. Epey mesafe alındı.

Küresel finansın Avrupa’daki en güçlü kalelerinden İsviçre bankası Credit Suiss’in araştırma müdürü Zoltan Pozsar, 2022’nin son günlerinde o gelişmeleri ayrıntılı anlatan iki önemli makale yayınladı.

Pozsar’a göre yeni bir küresel finans sitemi doğuyor. Söz konusu olan “petrodoların günbatımı”. Değişik para birimlerinin oluşturduğu bir döviz sepeti uluslararası rezerv para olarak kullanılacak. Uluslararası para transferi için SWIFT dışında, reel zamanlı işleyen yeni bir sistem oluşuyor (mBridge).

Yeni işleyişte Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu BRICS önemli bir işleve sahip. Şimdiden 15 civarında ülke BRICS’e katılmak istiyor (Türkiye dahil).

BRICS, Avrupa Birliği benzeri siyasal birlik hedefleyen bir yapı değil. Eşitlik ve iç işlerine karışmama temelinde işbirliği yaparak, üye ülkeler için özellikle finansal olanaklar ve ekonomik gelişme fırsatları yaratmayı hedefliyor.

Yeni sisteminin oluşumunda Brezilya liderinin önde gelen rol oynayacağını tahmin edebiliriz. Lula’ya göre BRICS’in önemli kuruluş amaçlarından biri, kendi para birimini yaratmak ve ticarette dolara karşı bağımsızlık kazanmak.

Lula’nın anlattığına göre, önceki başkanlık döneminde ABD lideri Obama arayarak sorar: “Yeni bir para, yeni bir Avro mu yaratacaksınız?” Yanıtı “Hayır. Sadece dolardan kurtulmaya çalışıyorum. Dolara bağımlı olmamaya çalışıyorum…” olur.

Bugün koşullar Lula’nın amacına ulaşabilmesi için daha uygun.

 Kaynak: https://halukozdalga.com/2023/01/02/brezilya-lideri-lula-donusumcu-ve-etkili-bir-kuresel-aktor-olacak/

Tüm yazılarını göster