Binali Yıldırım'ın taktığı yüzük haram mı ?

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, AKP'nin İstanbul adayı Binali Yıldırım'ın "Oğlumun hediyesi; üzerindeki taş, Kabe'de yeralan İbrahim Makamı'ndaki taştan koparılmış” dediği yüzüğün haram olduğunu iddia etti.

AK Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım'ın parmağında taşıdığı ve kendisine oğlu tarafından hediye edildiğini belirttiği yüzüğü ile ilgili dikkat çeken bir iddia öne sürüldü.

Yıldırım, oğlunun hediyesi olan yüzüğün üzerindeki taşın Kabe'de yer alan İbrahim Makamı'ndan koparılmış bir taş olduğunu belirtmişti.

Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında Diyanet'e bağlı Din işleri Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafından bir soruya verilen yanıtı paylaşarak "Taşı oradan getirmek bile caiz değildir" dedi.

İşte Özdil'in o yazısından dikkat çeken bölümler:

Makam-ı İbrahim'den taş koparabiliyor muyuz?
Kabe'den kafamıza göre taş getirebiliyor muyuz?
Dinen sakıncası var mıdır?
Caiz midir?

Tesadüfe bakın ki… Bu soru kısa süre önce sayın ahalimiz tarafından sayın diyanet işleri başkanlığımıza sorulmuştu:

“Mekke ve Medine'nin kutsallığına inanarak oralardan taş veya toprak getirmenin sakıncası var mıdır?”
Din işleri yüksek kurulu başkanlığımız, bu soruya, fetva mahiyetinde kelime kelime şu cevabı vermişti:

“Mescid-i Haram, Meş'ar-i Haram, Arafat başta olmak üzere Mekke, hac ile ilgili rükün ve şartların ifa edildiği yerler olması bakımından müslümanların gönlünde belli bir kutsallığa sahiptir.
Bu kutsallık o bölgelerin taşına, toprağına, bitkisine ve hayvanına değil; bizzat mekanların kendisine aittir.
Dolayısıyla Hicaz'dan teberrük amacıyla toprak veya taş getirmenin herhangi bir dayanağı yoktur. (Serahsî, el-Mebsût, XXX, 161).
Alimlerin büyük çoğunluğu bunu doğru bulmamış, hatta bir kısmı bunun haram veya mekruh olduğunu bile söylemişlerdir (Nevevî, el-Mecmû‘, VII, 454-455).”

“Çok basit, çaldılar” diyerek seçimi iptal ettireceksin…
Bu seçim “murdar” olmuş diyeceksin…
Sonra da parmağına Kabe'den koparılmış “haram”ı takacaksın öyle mi?

Yılmaz Özdil'in yazısının tamamı için tıklayın...