Soylu: ''İçişleri Bakanıyım, hırsızı iyi bilirim, CHP çalmış!''

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul seçimlerine ilişkin, 'Çalma da var, hırsız da var. Ben İçişleri Bakanıyım hırsızı iyi bilirim. Gecenin saat 10'unda gideceksin, hadi bir tane il başkanı gitsin de gecenin 10'unda açtırsın da itiraz etsin, işi değiştirsin bakalım' dedi.

Soylu: ''İçişleri Bakanıyım, hırsızı iyi bilirim, CHP çalmış!''
A+ A-

“TAYYİP ERDOĞAN 25 YILDA İSTANBUL’U HERKESİN İSTANBUL’U YAPTI”
Ölünce çocuklarınız sizin için mezar düşünmeyecekler. Bizim çocukluğumuzda İstanbul’da birinci dert mezar yeriydi. Tayyip Erdoğan öyle bir felsefe oluşturdu ki, ona karşı olanlar ‘Allah bu adamdan razı olsun mezarlıklarımızla bizi buluşturdu’ dedi. Bu tek taraflı bir şehri yönetmek adına kurgulanan bir akıl değil. Koskoca bir küre içerisinde bir şehri o iklimde geleceğe götürebilmek. 94 yılında Tayyip Erdoğan belediye başkanı olduğu zaman, ‘artık kadınlar başı açık İstanbul’da dolaşamayacaklar, belediye otobüslerine binemeyecekler’. Tayyip Erdoğan 25 yılda İstanbul’u herkesin İstanbul’u yaptı. Süleymaniye’de doğdum, Gaziosmanpaşa’da büyüdüm. Bu şehirde ekmeğimi kazandım. İstanbul’da hiçbir kesim 1994’deki yaşam biçiminden geri adım atmadı.

“FETÖ, PKK VE CHP’NİN BULUNDUĞU KARMAŞIK BİR GRUP”

CHP’nin tarzı siyaseti. Kimi getirirlerse getirirler. 1989 öncesi Nurettin Sözen’le ilgili nasıl bir adam olduğuna bakın. Nurettin Sözen iyi bir adam. Solcu, birtakım kalıp fikirlere sahip. Ama İstanbul perişan oldu. Buradaki tehlike Nurettin Sözen’in tehlikesinden iki üç kat daha fazla. İstanbul’u marjinal bir gruba emanet etmek istiyorlar. FETÖ’nün içinde olduğu, Kandil’in, PKK’nın, LGBT’nin, Gezi olaylarının ve CHP’nin bütün karmaşık yapısıyla içinde olduğu bir gruba emanet etmek istiyorlar. İstanbul bunu kaldıramaz. Bu grup İstanbul’u tahrip edecek. Sadece zaman kaybı değil. İstanbul güçlü bir şehirdir. Ben de çok merak ediyorum, İstanbul hangi kararı verecek?

“BİZ ANKARA, ANTALYA’YI KAYBETTİK AMA İSTANBUL’U KAYBETMEDİK”

Bazen seçim oturmaz. Bu işi bilirim. Bildiğimi de bilmemezlikten gelmem. Toplam seçim içerisinde başka bir noktaya ulaşır. Bunu seçim sonrası bir başka programda oturup konuşalım. Bazen oturmayabilir. En iyi yaptığınız yerde oturtamayabilirsiniz. Seçmenin kendine ait, uzun erimli halin getirdiği sonuç oluşturur. Bunun muhakkak rasyonalitesi vardır. Biz bu seçimi kaybetmedik, bunu söyleyeyim. Biz Ankara’da hakikaten gayret gösterdik. Evet belediye meclisini biz aldık, doğru ama büyükşehir belediye başkanlığını kaybettik. Antalya, Mersin ve Adana’yı Cumhur ittifakıyla kaybettik ama İstanbul’u kaybetmedik. Şırnak, Ağrı, Bitlis, Zonguldak’ı kazandık. Bazen kazanırsınız, ama kaybetmişsinizdir. Bazen de kaybedersiniz ama kazanırsınız. Bu İstanbul seçimi böyle bir şey değil. Antalya’ya çok hizmetler yaptım. Hakikaten Menderes Bey çok iyi hizmetler yaptı, ama kaybettik. Demek ki öyle oturdu öyle.

“GEZİ’DE YAŞADIĞIMIZ BİR ORGANİZASYON GİBİ ORGANİZASYONDU”

Ben hayatımda böyle bir seçim görmedim. Hayatım YSK, ilçe seçim kurullarıyla mücadele etmekle geçirdi. İl seçim kurulları etkisiz elemandır. Gelgeç duraktır. İmamoğlu bir şey söylüyor mesela. Bu kadar vatandaşı aldatmaya yönelik, kandırmaya yönelik ilk kez bir organizasyon görüyorum. Hakikaten bu Gezi olaylarında yaşadığımız gibi bir organizasyondu. Yalanı doğru gibi konuşan bir organizasyondu. Bir zarfın içerisinde 20 lira mı var? 4 tane 5’lik var. Onların jargonuyla söylüyorum. Murdar edilen bu. Bugünkü seçimin kafa kafaya gidiyor. At başı gidiyor. Peki Gaziosmanpaşa, Esenler, Bakırköy’deki seçim atbaşı mı gidiyor? O zaman bir tekini murdar edersin. Murdar ettiği bu üçü değil.

“BEN İÇİŞLERİ BAKANIYIM HIRSIZLIĞI İYİ BİLİRİM, CHP ÇALMIŞ”

Seçim kurulu organizasyonlarını iyi yapmışlar. Sandık başkanları organizasyonlarını iyi yapmışlar. Seçimde hile yapılabilir ve bu yakalanır. Mevzidir, belli alanda yapılır. Bu yaygınlaştırılamaz. Bunu İstanbul’da yaygınlaştırmışlar. Hakikaten çalmak için yaygınlaştırmışlar. Direk CHP bunu çalmak üzere kurmuş. Çalma da var, hırsız da var. Ben İçişleri Bakanıyım hırsızı iyi bilirim. Gecenin saat 10’unda gideceksin, hadi bir tane il başkanı gitsin de gecenin 10’unda açtırsın da itiraz etsin, işi değiştirsin bakalım.

“OTELDE OLAYIN ÜSTÜNDE YAKALANMIŞLAR BU KADAR AÇIK VE NET”

Siz açtıracaksınız ve gece bu kararı değiştireceksiniz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı halkın gözüne baka baka kandırıyor. 29 bini söylemedim diyor. Söylemedi mi peki? Bizim aklımızla oynuyorlar. 4-5 tane yeni yetme Türkiye’nin aklını dolandıracak. Şu ortak yayındaki olay nedir Veis Bey? Size itimat ediyor birileri güveniyor. Şahsınıza güveniyor. Karı koca niçin boşanıyor? Birbirini aldattığı için. Aldatıyorsa boşanıyor. Burada otelde cürmü meşhut yakalanmışlar, bu kadar açık ve net. Olayın üstünde yakalanmışlar. Saf, iyiniyet, temiz bir şekilde bu yayına hazırlanan Binali Yıldırım var. Öbür tarafta her türlü cambazlığı, hokkabazlığı yapan var. Burada demokrasi ifal edilmiştir. Demokrasi temizlik rejimidir. En saf haliyle vatandaşın karşısına çıkma halidir.

“EMEĞİMİZE KİM HALEL GETİRİRSE BULDOZER GİBİ GİDERİZ”

Yıllarını gazeteciliğe vermiş insanları ayıplanıyorum. Mesleklerine ihanet ediyorlar. Bugün hem kendi mesleğine, hem demokrasiye hem de siyasete ihanet ediyorlar. 3-4 yeni yetme milletin aklıyla alay etmeye çalışıyorlar. Ellerine geçirdikleri güçlerle beraber yarın bunların İstanbul’da Türkiye’de yapacaklarına kimse müsaade edemez. Emeğimize kim halel getirirse üzerine buldozer gibi gideriz. Bu bir edepsizliktir. Size itimat eden kişiyi bir otel odasında aldatacaksınız. meseleyi başka bir tarafa geçmeye çalışacaksınız.

“BİZ HAYATINI ORTAYA KOYANLAR BU OYUNU KURDURTMAYIZ”

Otel olayının öncesi de var. Tekraren söylüyorum bir yeni yetme grupla karşı karşıyayız. Bunlar Türkiye’nin aklıyla alay ediyorlar. Bir mesele çıktı, hatırlıyor musunuz? Binali Yıldırım, Binali Abi yani, soruları istedi diye. Böyle bir şey ortaya çıktı mı? Bunu nasıl saldılar? Dediler ki, ‘yanlış anlamışız’. Bunu yalanların prensi, Ekrem İmamoğlu söylüyor bunu. Bu da bir senaryoydu. Bütün süreci kurgulamışlar. Yayının içerisindeki haklar dahil olmak üzere. Bu 31 Mart’taki çalma çırpma olayı o güne ait bir zeka ve akıl değil. O bir süreç ve bu süreci hala devam ettiriyorlar. İstanbul’u ele geçirmeye çalışıyorlar. Can Dündar’ın Taksim Meydanı diye attığı tweetleri hatırlıyor musunuz? Başka yerlerden alıntılıyarak milleti tahrik etmek için çalıştığı attığı tweetler. Bu bulaşıcı bir ahlaksızlıktır. Emeğimizi çalmak istiyorlar. Bu milletin geleceğine ait oyun kurmak istiyorlar. Demokrasi üzerine kim mühendislik yapıp, oyun kurabilir? Kaç kuruşluk zekalarıyla bunları yapacaklar? Biz bu ülke için risk alan hayatını ortaya koyanlar, bunlara oyun kurdurtmayız.

“BEN BU FİLMDE TEK BAŞIMA KALSAM DA HAYATIMA DEVAM EDERİM”

Otele gidekcesiniz, 40 dakikanın üzerinde kalacaksınız. Bunlar ibadet yapar gibi birbirine yapışmışlar. Burada en çok kahramanlık yapan birbirine ödül verecek. Birbirleri adına kahramanlığı oynuyorlar. VİP meselesinde olmadı mı? O televizyonda iki yayın yapan bu fotoğrafları gördü mü, görmedi mi? Bir tiyatro oynuyorlar, ne kadar oynarlarsa oynasınlar. Ben bu filmde tek başıma kalsam da hayatıma devam ederim. Valiye it dediğini kulaklarınla duyacaksınız, bunu televizyonda söyleyeceksin, sonra da RTÜK yalanına sığınacaksınız. İşinin namusu olmayan bir kişiden her türlü tehdit ve tehlike beklenir. Bizim işinin namusu gençlere ve geleceğe ihtiyacımız var. Her türlü oyun, düzenbazlık ve ilkesizlikle ben seçimi alırım diyenler.

SOYLU’DAN SAYIŞTAY RAPORLARINA ELEŞTİRİ: BU YÖNTEMLE BU İŞLERİ DÜZELTEMEZSİNİZ

Öte yandan Soylu, programda CHP’li İmamoğlu ile AKP’li Yıldırım’ın katıldığı ortak yayında gündeme gelmesinden sonra çok konuşulan Sayıştay raporlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Soylu şunları kaydetti:

“Böyle yaparsanız daha iyi olur diye tespitte bulunur. Ama bu burayı zarar ettirdi gibi bir değerlendirme ki o zaman hiçbir yer adım atamaz ya. Bunu bizim Kayyum belediyelerde de çıkardılar. Bir takım muhasebe işlemlerinde ufak tefek farklılıklar olur. Affedersiniz o da cinslik yani. Orada onu oraya yazmalarına da gerek yok. Buradan Sayıştay’a da söylüyorum, bu yöntemle bu işleri düzeltemezsiniz.”