RTÜK üyesi sert konuştu !

RTÜK üyesi Hülya Alp'ten RTÜK'e dair çok çarpıcı sözler..

RTÜK üyesi sert konuştu !
A+ A-
HABER3.COM

Ebru Eğinlioğlu bu kez RTÜK üyesi Hülya Alp'le konuştu. Alp, Türkiye'de televizyon yayıncılığı, TRT, RTÜK ve hükümetle bağlantılar konusunda çarpıcı bilgiler verdiği röportajda "Bu halimizle bağımsız değiliz" sözü çok konuşulacağa benziyor.

İşte o röportaj:

Yeni RTÜK Yasası çok konuşuluyor, özellikle medyada neler getirir, neler götürür, onları konuşmadan önce, yaptığım ön araştırma sonucu not aldığım bir soruyla başlayacağım. Yeni yasa taslağında yer alan 37.maddenin g fıkrasının sansür niteliği taşıdığı ileri sürüldü. Televizyon yayınlarını denetlemek adına, televizyon stüdyolarına bir cihaz yerleştirileceği ve bu şekilde denetleneceği konuşuluyor. Bu nasıl uygulama böyle, niye böyle bir şeye gerek duyuldu?
 
Şimdi madde madde hazırladığımız taslağın hepsini hatırlamama imkan yok. Şu anda hiçbir doküman yanımda değil. Ama böyle bir maddenin olduğu kanısında değilim. Böyle bir madde yok. Televizyon stüdyolarına bir tür kayıt, ve o kaydın denetlenmesi anlamında bir soru varsa, ne şu anki yasada böyle bir şeyin olması mümkün, ne de yeni taslakta böyle bir hükmün olması yönünde her hangi birimizin oy kullanması. Çünkü bu bir tür sansürdür. Düzenleyici kurullar biliyorsunuz, sadece bizim ülkemizde yok. Dünyanın her yerinde, medeni hukukla yönetilen bütün devletlerin, özel televizyonların düzenleyici kurulları var. Onların bir parçasısınız, onlardan çok kopuk hükümler taşıyamazsınız. Mesela EPRA, Avrupa Birliği’ ne bağlı, birlik üyesi ya da hazırlık çalışmalarını sürdüren ülkelerin kurumsal çatıları bu birlik altında bir araya gelmiş. Bizim yeni yasa hazırlığına başlamamızın en büyük nedenlerinden biri de bu. Avrupa Birliği, bize “yasanı düzelt, uyumla, bizimle uyumlu hale getir,” demiştir. Dolayısıyla, sansür niteliği taşıyacak bir uygulamaya ne biz sıcak bakabiliriz, ne de düzenleyici kurullar ağı içinde böyle bir konuya sıcak bakılabilir. Dolayısıyla böyle bir şey yok, olamaz.

1.20100720002743.jpg
 
Peki böyle bir konu gündeme geldi mi?
 
Hayır hiç gelmedi. Şöyle tahmin ediyorum. Biraz basında, bizi tartışmak istemelerinden kaynaklanıyor bunlar. Her şeyimiz tartışılıyor. Yurtdışı seyahatler deniliyor. Halbuki onlar seyahat değil görev. Siz uzun süre basında çalıştığınız için bilirisiniz, bütün sektörlerde gelişme var ama kuşkusuz medyadaki kadar hiçbir sektörde hızlı gelişim olmuyor. Her şey değişiyor. Teknolojik gelişmeleri takip etmeden sektörün geleceğini öngörmemiz mümkün mü?!
 
Zaten 1994 yılından beri RTÜK Kanunu aynı, hiç değişmemiş.
 
Bazı maddeleri yönünden değişiklikler yapılmış ama kuşkusuz çağın çok gerisinde kalmış. Şu anki yasa teknolojik gelişimleri karşılamak bir yana, işlevsel anlamda da çok kısıtlı maalesef.
 
Ne zaman kabul edilip yürürlüğe girecek? Eylül, Ekim gibi mi?
 
Evet tahminen o tarihlerde, alt komisyonda şu anda..Yasanın getirdiği çok önemli güzellikler var.

1.2.20100720002743.jpg

Nedir onlar?
 
Mesela, yeni teknolojilere kapı açıyor. IPTV den Mobil televizyonlara giden, farklı yayın teknolojilerine hukuki alt yapı hazırlanıyor. Bir de “video on demond” denilen isteğe bağlı yayıncılıktan söz etmeliyiz. Zaten Avrupa Birliği ülkelerinin yasalarını değiştirmeye kalkmalarının en büyük gerekçelerinden biride budur. Bu bizim için de geçerli. İsteğe bağlı televizyon hizmeti, yayın akışlı televizyon yayıncılığından çok farklı, çok daha kişiselleştirilmiş izleme olanağı sunuyor. Bildiğimiz televizyon yayıncılığı, “geleneksel televizyon” diye adlandırılıyor artık. Kısaca insanların kişisel olarak istediği yayını alabileceği bir yapıyı hazırlıyor yeni yasa. … Mesela, reklam anlayışları değişiyor. Bu günkü reklam anlayışına baktığımızda, reklam yayınları yayıncı kuruluş ve reklam veren arasında bir anlaşmaya dayanıyor. Oysa reklamlar şimdi, “advertising” den “advising”e yöneliyor. Yani şimdi siz hangi ürünle ilgili bilgi almak istiyorsanız, danışmanlık hizmeti verir gibi “bilgilendirici”, “tavsiye edici” reklamcılık gelişmeye başladı.
 
Biraz daha açalım mı konuyu?
 
Şimdi “video on demond” dediğimiz isteğe bağlı yayıncılıkta siz istediğiniz programı istediğiniz zaman izliyorsunuz. Bunun için ayrı bir hizmet sağlayıcı var. O hizmet sağlayıcı, size daha önceden kataloglarını veriyor. Siz onları inceleyip diyorsunuz ki; ben şu saatte, şunu izleyeceğim. Dolayısıyla, paket anlayışı içinde yayıncılık gelişirken, siz ne yapacaksınız? İlgilendiğiniz ürünle ilgili hizmet sağlayıcınıza diyeceksiniz ki, ben bu ürünü almak istiyorum ama daha fazla bilgiye ihtiyacım var.
 
1.2.3.20100720002743.jpgYani reklamın amacı satmak değil, bilgilendirmek mi olacak?
 
Hayır. Tabii ki reklam satmak için yapılacak. Ama artık günümüz izleyicisinin tarzı değişti. Artık daha çok internet kullanıcısı var, pek çok şey bu yolla yapılıyor. Mobil televizyon dediğimiz teknoloji ile, cep telefonları üzerinden yayıncılık ya da internet üzerinden yayıncılık gerçekleşiyor. Şimdi farklı olanaklar bir arada sunulabiliyor. Hem yayın akışlı yayıncılığı, hem de isteğe bağlı hizmetleri internet üstünden edinmek mümkün olacak. Mobil televizyon ya da IPTV’de siz yayının içine müdahil olabiliyorsunuz. Söz gelimi çektiğiniz görüntüyü yollayabiliyorsunuz. Öyle bir ilişki var ki, siz senaryonun o değil de bu şekilde bitmesi için, öneride bulunabiliyorsunuz.

Bütün dünyada uygulanan yeni sistem bu mudur?
 
Evet aynen öyle ama, şunu da söyleyeyim. Bu kuşkusuz geniş bant ya da yayın akışlı yayıncılığın öldüğü anlamına gelmiyor. Yasada çağdaş olduğunu düşündüğümüz pek çok yenilik var. Mesela RTÜK özel televizyonları düzenliyor, reklam yayın saatlerine karışıyor ama, TRT ile ilgili böyle bir işlev yapmıyor gibi bir kritikle hep muhatap olduk. Bu durum bir çift başlılık gibiydi. Özel televizyonlar reklamları belli sürelerde yayınlıyor ama TRT’ de böyle bir denetim olmuyordu. Şimdi bu adaletsizlik giderilmiş olacak.

Ama TRT de o kadar çok reklam yayınlanmıyor.
 
TRT denetlenmiyor. Ben eski bir TRT li olarak öz denetim uygulamalarını beğenirdim. Ama şimdi denetlenmiyor. Eğer diğer televizyonlar gibi reklam yayınlamıyorsa, bu daha fazla reklam çekemediğinin göstergesidir. Yoksa yerleştirme sorunu olduğunu sanmıyorum. Şimdi TRT de bizim denetimimiz altında olacak ve yalnız reklamlar yönünden değil yayın ilkeleri yönünden de daha adil bir medya ortamından söz edebileceğiz.

1.2.3.4.20100720002743.jpg
 
Peki RTÜK için yapılan eleştirilerden biri de, RTÜK üyelerinin maddi kaynaklarının Bakanlar Kurulu Tarafından denetlenmesinin, hukumet tarafından kullanılır olduğu izlenimini doğurduğu söyleniyor. Siz nasıl düşünüyorsunuz?
 
Bu bilgi doğru değil. Üst Kurul üyeleri bağlamında değil. Bütün mali denetim artık Sayıştay tarafından yapılıyor. Bakın bağımsızlık konusunu iyi ki açtınız, bizim ne kadar bağımsız olduğumuz çok tartışılır bir konumda hali hazırda. Bağımsız üst kurullar niye vardır? Devletin otoritesinden bağımsız, adaletli yapıyı oluşturmak için. Bizi Meclis seçiyor. Yurtdışındaki platformlarda bizim ne kadar bağımsız olduğumuz konusunda hala şüpheler var, ikna olmuyorlar. Şimdi kimler üye önerebiliyor? Siyasi partiler. En az 61 koltuğu olan parti, üye önerme şansına sahip. Dolayısıyla iktidar partisi çoğunlukta olduğu için, üye ağırlığı da onlarda oluyor. Mesela ben geçen yıl yeteri kadar bağımsız olmadığımızı ispatlamak adına, RTÜK Başkanlığı için “ben de adayım” dedim. Biliyordum ki; CHP kontenjanından üye olanlar dışında kimse bana oy vermeyecek. Hakikaten de öyle oldu. Yani burada 9 kişinin tamamen bağımsız davranabilme şansına sahip olduğunu düşünmüyorum.
 
Halbuki ne kadar güzel olurdu. Bu kadar hoş, zarif bir Cumhuriyeti temsil edecek niteliklere sahip bir RTÜK Başkanı.
 
Teşekkür ederim, ama maalesef biz bu yapımızla ‘Hükümetten bağımsız değiliz’ . Dolayısıyla bu yasa “bağımsızlık” konusuna daha bir özenle eğilmeliydi. Bizden çıktıktan sonraki sürede bağımsız sözcüğünü içeren her ifade taslaktan çıkartılmış. Mesela bunu kamuoyu önünde tartışmak lazım.

1.2.3.4.5.20100720002743.jpg