Bozkurt

Anadolu coğrafyasının kaynakları ve jeopolitiği, tarih boyunca sömürgeci devletlerin iştahını
kabartmıştır. Bu nedenle emperyalist projelerin bu coğrafyada varlığı hiçbir zaman eksik olmamıştır.

Bin yıldan fazla bir zamandır bu coğrafyada Devletli varlığını sürdüren Türkler, o zamandan beri bu
topraklarda oynanan ve bitmek bilmeyen oyunları bertaraf etmek için kanını döküyor, bağımsızlık
mücadelesi veriyor.

Türkler Anadolu’da 10.YY’da, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in öngördüğü islam anlayışını milli
kimliğini kaybetmeden benimsemişlerdi, ancak zaman içinde Osmanlının 16.YY‘dan itibaren selefi,
ardından da arap sömürgeciliğinin fikri karşılığı olan vahabi müslümanlık anlayışını benimsemesiyle
ümmet olma yolunu seçtiler ve koskoca imparatorluk 300 yıl içinde mum gibi eridi bitti.

Sömürgeciler için birincil hedef, tarih boyunca dini anlayışları ve etnik farklılıkları çarpıtarak,
kaşıyarak, kullanarak Türklerin milli kimliğini örselemek yozlaştırmak ve nihayet yok etmek oldu.
Türklerin bin yıllık varlık mücadelesinin en kayda değer olanlarından bir tanesi de hiç şüphesiz
önderliğini Mustafa Kemal’in yaptığı Kuvayi Milliye’nin kurtuluş mücadelesidir.

Mustafa Kemalin bu mücadele sonunda “ATATÜRK” olması, Osmanlının tarihe gömdüğü Ergenekon
efsanesini, tarihin derinliklerinden çekip çıkarması ile oldu.

Türk toplumu, yeniden millet olma bilincine ve milli kimliklerine Atatürk’ün devrimci kişiliği sayesinde
laiklik ilkesinin 1928 yılında devlet idaresinde kabul edilmesi ile kavuştu.

Atatürk’ün dehasına Lozan’da yenilen İngiliz George Curzon, anlaşma maddelerini cebine koyarken
hesaplaşmayı ileri bir tarihe bıraktığını söylemişti. Nitekim bu sömürgeci yapı 1938’e kadar hareketsiz
kaldı ama büyük dehanın ölümü sonrasında icraatlerine planlı ve sistematik bir şekilde devam etti.
Bu süreçte yapılan hamlelerden biri de toplumu kamplaştırarak Atatürk’ün devrimci kimliğini
kominizm ile tarif edip ülkücü ve milliyetçi kimliği ile çatıştırmak oldu.

Bu oyunbazlar, bir tarafın Amerikan emperyalizmini, öbür tarafın Sovyet emperyalizmini tehlike
olarak görmesini sağladı. Ortak söylem tam bağımsız Türkiye olmasına rağmen binlerce gencin
ölümüne ya da hapislerde çürümesine neden oldular. Politikacılar oyları konsolide edebilmek uğruna
oynanan bu oyunu görmediler ya da görmek istemediler.

Türk siyaseti toplumdaki bu yapay kamplaşmaya hep çanak tuttu ve ne yazık ki tutmaya da devam
ediyor.

Uzun zamandan beri ilk defa Türkiye üzerinde oynanan oyunları bütün çıplaklığı ile tarif edebilen bir
siyasetçi, Prof.Dr.Ümit ÖZDAĞ, liderlik gömleğini giyip Zafer Partisini kurarak bu kamplaşmanın önüne
somut söylem ve icraatleri ile geçme çabası sergiliyor.

Ülkücü kimliği ile tanınan Sayın Özdağ, bütün önyargılara bayrak açarak Atatürk’ün devrimci kimliğini gerçek şekliyle, milli menfaatler çerçevesinde tarif ediyor ve bütün vatanseverleri “Bilim Birlik Barış” (3B) söylemi ile Zafer partisine, Atatürk çizgisindeki siyaset anlayışına destek vermeye davet ediyor. Bunun ne kadar değerli bir girişim olduğunu bataklık derinleştikçe Türk toplumu daha iyi anlayacaktır sanırım.

Ne diyor Sayın Özdağ? “Türkiye’ye gelen sığınmacılar ülkelerinde bombalandıkları için gelmediler,
Türkiye’ye gelmeleri için bombalandılar bu yeni nesil bir sömürgeci istilasıdır” diyor.

Ne diyor Sayın Özdağ? “Sığınmacıları ülkelerine geri göndereceğiz ve sınırlarımızı yol geçen hanı
olmaktan kurtaracağız” diyor.

Ne diyor Sayın Özdağ? “Türkiye’yi AVM ve beton ekonomisinden çıkarıp yeniden üretim ekonomisine
döndüreceğiz” diyor.

Ne diyor Sayın Özdağ? “Sözde İktidar olmak için PKK’dan talimat alan HDP ile, açık ya da örtülü türlü anlaşmalar yapma çabası gösteren muhalefet, Akparti’nin oylarına talip olmayı aklının ucundan bile
geçirmiyor” diyor.

Ne diyor Sayın Özdağ? “Biz Türk milletiyle ittifak yapacağız her hangi bir kampa dahil olup
kutuplaşmaya hizmet etmeyeceğiz” diyor.

Ne diyor Sayın Özdağ? “20 yıldır bu kadar kötü yönetilen ve pahalılığın can yaktığı bir ülkede
muhalefet seçmeni ikna edemiyorsa eğer, ortada iktidara hizmet eden bir sarı muhalefet sorunu
vardır” diyor.

Ne diyor Sayın Özdağ? ”Tıpkı Türk soyunun Ergenekon vadisinden çıkışında yol gösteren Bozkurt gibi
en büyük bozkurt Atatürk’tür” diyor.

Sanırım İngiliz yazar Armstrong’un da Bozkurt olarak anlattığı büyük önderimiz Atatürk’e bir de bu
gözle bakın diyor Sayın Özdağ.

Diğer Yazıları
Sarı Basın
''Sarı muhalefet'' ve Ümit Özdağ
TIR manevrası
Vergi mağdurları ve Borçlu Türkiye
Muharrem İnce