İdam Tartışmaları

Kayseri’de üç çocuğu katleden yaratığı ben de gönlümde bin kez öldürdüm…

Kitap tanımaz kuralsızlık vahşete dönüşünce, soyun ve mülkün güvencesini sarsıyor…

Şimdi halkoyuna gidilse, “idam uygulansın” çıkar; 

Bu her kültürde az çok böyledir; bağışlamaya bağlanamaz doğal ve ortalama tepki budur…

****

“Münevver cinayeti” yakın bir dram: ‘suç patlaması’ eğitim ve varlık düzeyinden bağışık.

Fakat, yine de aileden başlayan eğitime, geleneklerimizin insancıl veçhesine sarılmak gerek;

Dramlarımıza ayna tutulmasındansa, geleceğimizi aydınlatacak ışıklara ihtiyacımız var..

İyi değil çok iyi öğretmenlere, vasat değil çok iyi idarecilere ve üretkenliğin övgüsüne…

****

“İdam” bir ceza infaz biçimi olarak Amerika’da kısmen, bazı Doğu ülkelerinde alenen var. 

İdamdan yana olanların temel argümanı “caydırıcılık”. Karşı olanlar istatistikleri öne sürüyor.

Suç potansiyelini en aza indirmek her iki tezin de paydası. Tarihse, toplumları, zorluyor…

Tartışma kolaydan bitmeyecek gibi: Kişi ya da koşullar, “idamlık suçun” hissedarı mıdırlar?

****

Yaşam teoriden çok pratiğin ürünüdür. Ceza infazından teskin eden neticeler çıkarmak,

Yasaların ödünsüz ve hakkaniyete dayalı uygulanması, adalet duygusunun aşınmazlığı,

Savunmanın kutsallığı ve toplumun bilgi edinme olanaklarının akışkanlığı, kadar önemlidir. 

Karara giden “karar” ve kararlılık; idam olacak mı, olmayacak mı? İki uçlu keskin kalemdir.

****

İdam uygulamasını deplase eden en yakın ceza ağırlaştırılmış müebbet; bin kere ölmek!

“İdamlık” suçu tetikleyen anormalliğin, “cezası idam” diye “otokontrolü” sağlanabilir mi?

Suçtan alıkoyan örnekler ile suçu özendiren örnekler, bu patolojinin içinde hangi ağırlıktadır? 

Bilim, deneyim ve vicdan; tartışa dursun; suçların azalması insana yatırıma da bağlıdır.