Kriz Silkeleme

Portekiz’de işsizlik % 14’e çıkmış. İspanya 4 milyar Euro borçlandı. Yunanistan, 2. kurtarma paketi için 150 bin kişinin işini feda ediyor…

Finansal kriz, Avrupa’nın “Birliği”ni sarsıyor.

Bir tek yerde doğmadı, tek bir yerde durmayacak…

“Müşterilerinden çok daha güçlü” olan bankacılık sistemi sayesinde Türkiye’nin “krizi” ise, “derin dondurucuda”:

Yine de ekonomimiz, yatırımla dost olmayan faiz döngüsünün ve“takipteki” kredi kartı borçlarının girdabında...

Kriz, bize ‘vurmadıysa da’, ‘uğramayacak’, demek zor.

Orada burada, üretim ilişkileri, ücret, vergi, gümrük düzenlemeleri ile siyasetin ekonomi tasarımlarına kadar tartışılan çok konu var.

Değil mi ki, sosyalizm çözüldü, kapitalizm çöktü, el değiştiren her kaynak sanki bir kara deliğe girdi!

Ve derken.. ve herkes kaybederken… Borsa, faiz, rant vurguncularının “enternasyonali”, işte o, bir harika!

Ne diyor bankerler : “Spekülasyon çıkarılacak!.. Çıkar!”, “Borsa Vurgunu Yapılacak!.. Yap!”, “Halklar Soyulacak!.. Soy!”

Tam ortasındayız bilgi çağında cehaletin ve tam ortamıdır belki de züğürtçe çene yormanın:

Fakat öyle bir girdap ki, sadece tanı konulabiliyor, tedaviyse; derinde.

Örneğin, Bengaldeş mahreçli tekstil üretimi “kayda girince”, tarla ırgatlarının fason sanayi işçileri olarak ücretleri yükseliyor…

Mallarını ihraç ettikleri Amerika’daysa, tüketici bu ürünü daha pahalıya alırken, kendi işçileri işsiz kalıyor.

Üstelik Bengallinin artan gelirini, alacaklılar ile ev sahipleri, faizle, zamla ellerinden alıyor.

Sonuç: Bengalli ırgat daha yoksul oluyor, Amerikalı tüketicinin bütçesi daha azalıyor ve işçisi işsiz kalıyor.

Fakat bu yine de kayıtlı bir ekonomiyi ve kural dışı üretilen malların dolaşımını sınırlandıran çabaların önemsemesini boşa çıkaran bir durum olmamak gerekir.

Çözüm: Uluslararasında saydam, çağcıl, geçerli üretim ilişkileri ve kuralları koymak kadar o kuralları, eşanlı olarak uygulamaktadır.

Bir başka örnek, işverenin, üzerindeki vergi yüklerini ileri sürerek ve işsizlik ortamını da bahane ederek; primini ödemeden ve bordroda göstermeden (geçici) işçi çalıştırmasıdır…

Sonuç: Kölelik ücretine razı ve her türlü güvenceden bağışık olarak, emeğin üretime sunulmasıdır.

Fakat bu “gerçek” orta yerde dursa bile emeğin, ekonominin kuralları çerçevesinde üretimde bulunmasının orta ve uzun vadede herkes için asıl kazanımı oluşturacağı unutulmamalıdır.

Çözüm: Emeğin kazanılmış haklarından ödün verilmediği ve titizlikle denetlenen bir iş yaşamı içinde istihdam edilmesinin vazgeçilmezliğidir. O arada etkin sendikal yapıların demokratik değerlere kattığı sosyal faydanın unutulmamasıdır.

Nihayet son bir örnek gümrük uygulamalarından verilebilir… 80’lerin başından 90’ların ortasına giden çizgide, “bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler” anlayışı adeta ikamesiz olarak vaaz edildi.

Sonuç: Değişim değeri “az” olan ürün ve mal üretenler, teknolojinin gücüyle kitle üretimi yapanların, -birim ve toplamda- daha “fazla” değerli mallarını satın aldılar.

Süreçte daha da borçlandılar. Gereken “sıçramayı” yapacak yenilenme, kaynak yönlendirme, olanaklarından yoksundular. Zamanın sarkacı lehte ve aleyhte olan o ilk kurulumu gibi işledi.

Çözüm: Konvansiyonel bir korumacılığa dönmeden ama gümrük duvarlarını da her türlü sömürüye açık halde eleğe çevirmeden, ekonomi politikasına uygun bir gümrük yapılanması.

Bunun için ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde; dış satımın, karşılaştırmalı üstünlük alanlarına göre revizesi, hammadde bakımından öz-kaynaklara öncelik verilmesi ve -prensip olarak- tüketim malları ithalatından sakınan bir anlayış, gerekir.

Tüm bunlara karşılık; kriz çevrimi süreğendir: Kriz, kroniktir. Ve salt ekonomik değildir.

Siyasetin kolonları, giderek kemirilen orta direği politik alanda tutmakta zorlanmaktadır.

Sosyal demokratlar için “evcil kapitalizm” ile liberaller için “en az ama en etkin devlet” yaklaşımları, gelir dağılımı girdabında ve yoksulluğun artan yarı-çapında silkelenmektedir.

Sonuç: Etnik, mezhepsel, kökensel “aidiyetin” yabancılaştırdığı yığınlar otokritik yapılarca avlanmaya açılmaktadır… Ülkeler ve aileler için, alt ve üst sınıflar arasındaki turnike kapalıdır; “birinci sınıfın” geleceği tahkim edilmiştir.

Çözüm: Genel olarak siyasetin yenilenmesi, halkın gündelik yaşantısını iyileştirecek yöntemleri kendi meşrebince ama mutlaka halkla birlikte ortaya koymasındadır… Bunu yaparken de yerel duyarlıklar kadar evrensel gereklilikler ve sorunlara da ciddi olarak çözümler üretmelidir.

Ve krizin (ya da çözümsüzlüğün) -dolaylı da olsa- diğer küresel yansımaları; çevre kirliliği, küresel ısınma, sıkça yaşanan sel ve taşkınlar ile ‘gıda güvenliği’nden giderek uzaklaşılması gibi sorunlar bağlamında kendini göstermektedir…

Bunun da çözümü, diğer alanlarda önerilen toplumsal, insancıl duyarlıklarda birleşmektedir:

Refahın bütüncül gelişmeye dayandığı, üretim ilişkilerinin sömürüden arındırıldığı, vergi ve gümrük sisteminin toplumun yararına yapılandırıldığı, siyasetini yenileyen; halkın dilinden derdinden anlayan, insana güvenen ve güven veren bir dünya!