Rusya - Ukrayna gerilimi

RUSYA-UKRAYNA GERİLİMİ
Adolf Hitler çok kızgındır! Cahil bir Gürcü köylüsü olan Josef Stalin, üstün ırk(!) Almanların yenilmez ordularını Stalingrad’da bozguna uğratmıştır. Bütün ego manyaklar gibi Hitler de rövanş ateşiyle yanıp tutuşmaktadır. Pespaye Rus komünistlere mutlaka hak ettikleri dersi vermesi gerekmektedir Almanların.

‘Adolf Ağabey’ kurmaylarını toplar. Rus savaş hattının en zayıf noktasını bulmalarını ister ve buraya sürpriz bir saldırı planlatır. Hitler en gözde mareşallerine iki ayrı ordu hazırlatır. Biri kuzeyden diğeri güneyden Rusların üzerine dalar. Bu muharebede dünya askeri tarihinin en büyük tank savaşı yaşanır. Yeni imalat, o günkü dünyanın en gelişmiş tankı olarak bilinen efsane panzerler de ilk defa burada boy gösterirler.

Sonuç: Sonuçsuzluk! Alman gücü sınırına erişmiştir. Berlin’in sonuna giden yolun ilk taşı burada döşenir.

Bu tarihi notu neden girizgaha koydum biliyor musunuz?
Çünkü tank savaşı için seçilen yer, ayının yumuşak karnıdır ve bugün gündemde olan Ukrayna sınırındaki Rusya'nın Kunks kentinin de ta kendisidir. Evet, burası Kiev’den Moskova'ya giden yoldaki ilk büyük kenttir. Kiev’den yola çıkıp Kunks kentini geçtin mi gerisi düz çayırdır. Moskova’ya kadar hiçbir doğal bariyer yoktur. Kremlin’e giden yol tanklar için adeta ‘30 Ağustos’ geçiş merasimi olur. Anlayacağınız bugün yaşanan gerginliğin tarihi bir müktesebatı var. Mesele sanıldığı kadar kolay ve konuyla ilgili liderlerin kişisel özelliklerine indirgenecek kadar basit değil.

Şimdi gelelim yakın tarihe…
Ukrayna 3 değişik bölgeden oluşuyor. Birinci bölge, Doğu Ukrayna; din, dil, coğrafya ve kültür bakımından Rusya'dan en ufak bir farkı olmayan Dinyeper Nehri’nin doğusudur. (Lise tarih kitaplarından hatırlarsınız, Türk-Rus savaşlarının sürekli cereyan ettiği bölge!)  

Etnik olarak farklılıklar gösteren ikinci bölge ise eski Tatar Hanlığını da içine alan ve çok büyük bir hinterlandın denize çıkış noktası olan Kırım Yarımadası’dır. Kırım’ın Batı Avrupa için ayrı bir önemi vardır. Rusların sıcak sulara açılmasının ilk adımı burasıdır. O Kırım ki birbirinden nefret eden İngiltere, Fransa ve Osmanlı’yı bir araya getirip Rusya’ya savaş açmaya zorlayan kilit taşıdır.

İşte o Kırım Savaşı’ndan; modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale ve Hafif Süvari Alayının Taarruzu senfonisi bize miras olarak kalsa da yaşananlar “büyük ders” niteliğindedir. Ukrayna’nın üçüncü bölgesi de Avrupa’ya yakın olan Batı Ukrayna bölgesidir ve zaten bu bölgenin üzerinde kimsenin iddiası yok.

RUSLAR NE İSTİYOR, AMERİKALILARIN DERDİ NE?
Daha ortada ne Çarlık Rusya’sı ne de başka bir devlet varken bölgeye hâkim politik güç “Kievskaya = Kievli Rus” kültürü olmuştur. Bu kültürden iki devlet çıkmıştır: Belarus ve Rusya. Akabinde üçüncü kilim de döşenmiş ve Ukrayna ortaya çıkmıştır. Final analizde; Osmanlı için Söğüt ve Bilecik ne anlam ifade ediyorsa Rusya için Kiev de odur.

Sovyetler çöktü ve Rusya kaybetti! Soğuk savaşı kazanan Amerika (Batı) beklediğinden fazlasını aldı. Almanya birleşti. Polonya, Çekoslovakya ve Macaristan gibi ülkeler Sovyet boyunduruğundan kurtuldu. Balkanlar özgürlüğüne kavuştu ama Rusya için “nötr tampon ülke” konumunda olan Ukrayna'ya bahşedilen özgürlük görecelidir-ki Rusya'nın nefesini her daim ensesinde hisseden bir ülkeden bahsediyoruz-  

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in en büyük tutkusu, burnu sürtmüş Rusya’yı tekrar eski günlerine, yani “süper güç” mertebesine çıkarmak.
Batı’nın tutkusunun ne olduğunu anlamak biraz daha zor.  Kazancınla tatmin olmayıp daha çok kazanmak istiyor. Artıdayken masadan kalkmasını bilmiyor. Biraz tamahkar bir duruş…

Sonuç olarak: NATO’nun açılımı Kuzey Atlantik Antlaşması Organizasyonu. Ve Ukrayna’nın coğrafi konumuyla pek bir alakası da yok.

YPG’nin Türkiye'nin güney sınırında askeri güç oluşturmasına Türkiye'nin rahatsızlık duyması ile Ukrayna'da NATO askerinin bulunmasından Rusya’nın rahatsızlık duyması arasında bence hiçbir fark yok.

Amerika Birleşik Devletleri açısından konuya bakarsak…
Joe Biden yönetiminde halen kendini soğuk savaşta sanan ve Rusya’yı muhatap almaktan gizli haz duyan yöneticiler yok değil Amerika’da. Bunların gizli niyeti; bir yandan enerji üretim ve tüketim kanallarını kontrol etmek, diğer taraftan da kendi kontrollerindeki medyayı devreye sokarak Putin’i diktatör, despot, gazeteci düşmanı gibi göstermek.

Hatırlarsınız benzer senaryoyu “Turuncu Devrim” adı altında Ukrayna’da da devreye sokmuşlardı. Putin veya başka bir lider, bana göre fark etmez! Doğu Ukrayna, Rusya’ya daha yakın bir bölge ve su mecrasını tarihin akışı içinde bulur.

Küresel sermayenin finanse ettiği “demokrat yönetim” bence yanlış düğünde dans ediyor.

Günümüz dünyasında en önemli mesele: Ukrayna’nın NATO üyesi olması değil, Çin’in Güney Çin Denizi üzerinden dünyanın yarısını kontrol altına alma çabasıdır. Esas hassas bölge burasıdır ve 3. Dünya Savaşı’nın başlangıç nedeni olacak sinir ucudur.

Değerli okur, son zamanlarda birbirimizden biraz uzak kalsak da işte tekrar beraberiz.
Çok sevdiğim ve bu analize de uyan bir özdeyişle bitireceğim:

‘Duyduğunuz her şey bir yorumdur, gördüğünüz her şey bir perspektiftir’

 

Diğer Yazıları
Çanakkale Köprüsü'nü bir de benden okuyun
Peki şimdi ne olacak?
Fadıl'ın Ribası
Amerika'nın Hal-i Pür Melali
Ne vefalı komşumuzdun sen Merkel Abla!