Tablo

BMC, DEBA, Togo, Şişe-Cam, THY emekçileri ve nihayet, kamu çalışanları…

Taşeronlaştırma ve sendikal zemini yitirmenin anaforunda, topun ağzındalar.

Nerede?..

Geniş tabanlı işsizliğin % 15’lere çıktığı,  bir kişiye iş sağlamanın 290 bin TL’ye tırmandığı, en az dört kişiden birinin kayıt-dışı çalıştırıldığı, bir ekonomide..

Burada!..

Çocuk ve “kadın” istismarında ve o arada gelir dağılımı adaletsizliğinde zirvelerdeyiz.

Çok şükür Hakan Şükür, biraz efkarımızı dağıttı, sergüzeşt bir gündemin paryalarıyız!

Bir tablo var, ‘iki yüzlü, resmin arkası yoksulluk, bize bakan yüzü bir ayna ki hep yalan…

TÜİK’in (2012) “Mutluluk Anketi”ne göre, bireylerin % 36,7’si borçlanmış, % 24,7’si tasarruf edemez durumda…

Ancak, “gerçek, hatta taşkın bir mutluluk” benzinin litresine % 57,4 dolaylı vergi ödemekten mi kaynaklanıyor yoksa rakıda 77 TL ÖTV kesilmekten mi, bilinmez!..

TOBB verilerine göre bilinen şu: bir önceki yıla göre 2012’de 14.168 şirket kapanmış.

Bunlar tablonun arka yüzü, yani duvara dayalı kesiti… Biraz da ön yüzüne bakalım:

BDDK’ya göre Türkiye bankalarının aktifleri gayrisafi yurt içi hasılanın neredeyse tamamı kadar: %98. (Sektör % 12,6 büyümüş) bu, enflasyonu katlayan ve kendi refah payını dayatan bir veri.

Reklam, dizi ve anket “işleri” iyice semizlenmiş durumda, besbelli İstanbul, gece yaşıyor!

İşte bu, mutluluğun tablosu! Ya da tablonun mutlu yüzü! Biz yine dönelim, arkasına…

İş-Kur’a kayıtlı 2,4 milyon işsizin yarıdan fazlası 8 ay ile 3 yıldır iş aramakta. Her ay işsizler ordusuna 50 bin insan katılmakta!

Türk-İş güncel araştırmasında 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı, 3 bin 280 lira ve bir başka hesaba göre % 70’imiz açlık sınırında…

Vatandaşın sağlık hizmetleri giderleri -ANKA mahreçli habere göre- % 57,8 zamlanmış.. Bu da başka bir “mutluluk çubuğu” durumu!

Güneydoğu’da devlet yardımı almazsa, kimi yerlerde haneye girecek gelir sıfır deniyor.

Okuldan çok cezaevi, hastaneden çok ibadethane ihalesi kaydediliyor…

Gündelik mal ve ürünlerin “etiketlemesi” karaborsayı kışkırtacak düzeyde…

Bu tablonun bir de çerçevesi var; gri ekonomik tonda, zaviyeye göre algılanabilen:

Türkiye, Maastricht kriterlerinden bütçe açığı konusunda olumlu konumda, ama cari açık tehdidi giderek artmakta..

Dış satımda oldukça dinamik, ama ithalat kompozisyonumuz o kadar iç açıcı değil…

Ve geldik, bu tablonun “fiyatlamasına”…

Ekonominin sıcak paraya dayandığını bizzat Bakan Babacan’ın açıklamaları da teyit ediyor.

Kur kıskacı, işsizlik baskısı, borçlanma ve verimlilik düşüklüğüyle…

İnsanlar bir deri kemik ve rekabet gücümüz pamuktan iplik!

Türkiye’nin ekonomik tablosu, mutluluğun tablosu değildir.

Emek ve üretim değerlenmeden, ne gerçek bir mutluluk tablosu ne de o tablonun değeri olur.

Gün yitirmeden, eğitim ile endüstrinin bağı güçlendirilmeli, teknoparklar geliştirilmeli, hamiline yazılı ekonomi kayıtlı hale getirilmeli, servet artışından vergi alınmalı;

Yatırıma, üretime odaklanan bir ekonomi (yeniden) yapılandırılmalıdır.