Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Gazetesi'nde

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eşi ve kızı ile birlikte gazetemizi ziyaret etti. CHP'li vekillerin de eşlik ettiği Kemal Kılıçdaroğlu, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada yargıçlara seslendi.

A+ A-

Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç tarafından karşılanan Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Benim Cumhuriyetim” rozeti takıldı. Kılıçdaroğlu, görüşmenin ardından gazete bahçesinde açıklama yaptı.Konuşmasının başında Mustafa Kemal Atatürk'ü şükranla anan Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

Eğer bir ülkede medya özgür değilse, medya üzerinde baskı varsa, gazeteciler hapisteyse o toplumda demokrasiden söz edilemez. Özgürlüklerden söz edilemez. Eğer medya özgürlüğü yoksa, halkın haber alma kanalları tıkanmış demektir. Kuşkusuz bir medyadan söz ederken, medyadaki çeşitliliğe özenle vurgu yapıyoruz. İktidarın yanında veya karşısında diye bir ayrımdan özenle kaçınmamız gerektiğini biliyoruz. Hapiste gazeteci olmaz. Gazetecinin kalemi, kağıdı vardır. Arzu ederseniz katılırsınız, arzu etmezseniz katılmazsınız. Bu bağlamda medya özgürlüğüne hepimizin ihtiyacı var.

"HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR"

Hapisteki gazetecilerin sayısının 142'ye ulaştığı söyleniyor. Dünyada bizimki kadar hapiste gazetecisi olan ikinci bir ülke yok. Bu çok ağır bir tablodur. Şairin dediği gibi "Hava kurşun gibi ağır" medya açısından demokrasimiz açısından, özgürlükler açısından hava kurşun gibi ağır. Bu ağırlık sadece medyayı vurmuyor. Bu ağırlık esnafı da ,turizmiciyi de, sanayiciyi de, taciri de, çiftçiyi de vuruyor, ürününü satamıyor. Biz hiç ayrım yapmadık gazeteciler açısından. Kim tutukluysa onun yanında olmaya çalıştık.

"KEŞKE BİNLARI SÖYLEYEBİLECEK BAŞKA BİR ORTAM OLSAYDI"

Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Musa Kart, Hakan Kara, Güray Öz, Turhan Günay, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör, Bülent Utku, Nazlı Ilıcak, Murat Aksoy, Ali Bulaç, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Şahin Alpay, Ahmet Turan Alkan,  Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Atilla Taş... Sayabileceğim 142 kişi... Hiçbir ayrım yapmıyorum: Bu bizi destekledi, şu karşı çıktı diye bir ayrımı da yapmıyorum. Eline kalem alıp gazetecilik yapan herkese ama herkese saygı gösteriyorum. Ve bunu Cumhuriyet'in önünde, Cumhuriyet'le yaşıt bir gazetenin önünde söylemekten gurur duyuyorum. Keşke bunları söyleyebilecek bir ortam olmasaydı. Gazeteler özgürce yazabilseydi ve bizler de gelip gazeteleri ziyaret edebilseydik, onlara sorunlarımızı aktarabilseydik. Onlar bizim sorunlarımızı geniş kitlelere aktarsalardı.

"CUMHURİYET, DAR BİR ALANDAN GEÇİYOR"

Cumhuriyet dar bir alandan geçiyor biliyorum. Bu bağlamda yargıç arkadaşlara seslenmek isterim. Medya sadece benim için önemli değil. Medya, aynı zamanda yargı için de önemlidir. Yargı da kendi sorunlarını medya aracılığı ile geniş kitlelere aktarır. Dolayısıyla medyanın özgür olması, kendisine otosansür uygulayabilecek bir konuma taşınmaması yargı açısında da çok önemlidir. Yargı, Türkiye'nin önünü açmalıdır. Baskıya diremelidir yargı.

YARGIÇLARA ÇAĞRI

12 Eylül, 12 Mart askeri dönemlerinde bile yargıçlar daha bağımsızdı. Hukukun üstünlüğüne daha fazla bağlıydılar. Bugün de aynı tabloyu görmek isteriz. Baskıya direnmeli, vicdanın sesini dinlemeli, hukukun üstünlüğüne bakmalı, Anayasa'nın kendisine verdiği güvenceye bakmalı ve yargı bağımsız hukukun üstünlüğüne inanarak, demokratik kurallar içerisinde uluslararası sözleşmelere de bakarak kararını vermelidir. Bugün Cumhuriyet'e uygulanan pek çok yazara uygulanan baskıcı özgürkleri kısıtlayan uygulamalar yarın yargı için de geçerli olabilir. O nedenle herkes demokrasi ve özgürlükler konusunda duyarlılığını korumalıdır.