Rezil olduk mu, olmadık mı?

Barış eylemcisi Pippa Bacca ölümüyle ilgili İtalyan basını hangi gazete daha iyi anladı?

Rezil olduk mu, olmadık mı?
A+ A-

HABER3.com

Hemen her konuda birbirlerine zıt olan Cumhuriyet ile Zaman gazeteler, bugün yine birbirilerine zıt düştüler. Barış eylemcisi Pippa Bacca’nın, otostop yaparken Gebze’de tecavüz edilip öldürülmesiyle ilgili olarak İtalyan basınının bakış açısı, iki gazete farklı şekillerde yer aldı.

İşte iki gazetenin farkı:

CUMHURİYET..
* İtalyan basını, barış eylemcisi Pippa Bacca’nın, otostop yaparken Gebze’de tecavüz edilip öldürülmesinin Türkler arasında yol açtığı utanca geniş yer verirken, bir yandan da sayfa düzeniyle Türkiye’nin Avrupa kültüründen ne kadar uzak olduğunu okurlarının bilinçaltlarına işlemekten geri durmadı.

* İspanya’ da kadına biçilen yer ve değer ile; Türkiye’ de reva görülen yer ve değer arasında bilinçaltı/bilinçüstü karşılaştırmalardan kendinizi alıkoyamıyorsunuz... 

* “Bakın bu iki dünya hâlâ ne denli örtüşmez, ne denli farklı ve ne denli aşılmaz sınırlarla birbirinden ayrılıyor!” demeye getiriyor... 

* Burda da satır arasındaki vurgu gene hem Akın’ın filminde Türk kadının yaşadığı “baskı ve şiddet cehenemine” yapılan bir gönderme; hem de - tam da anladığınız anlamda!- Türkiye’nin “şiddet, baskı ve ölüm kültürüyle” yapılan bir “tecavüz ve ölüm izdivacı” çağrışımı var....

ZAMAN..

* İtalyan halkı Türkiye’yi suçlayıcı yaklaşımlara prim vermedi. Sanatçının ablası, “Bu cinayet dünyanın her yerinde olabilir.” derken, medya da, sağduyulu yayınlar yaptı.

* Milanolu sanatçının Türkiye’de öldürülmesi haberine özellikle ülkenin en çok satan iki gazetesi İl Corriere della Sera ve La Repubblica ilgi gösterdi. Her iki gazete de olayı ilk sayfadan verirken haberde elim cinayetten dolayı Türkiye’yi veya Türkleri suçlayacak bir dil kullanmaktan kaçındı ve olayı sadece olduğu gibi anlatmakla yetindi. 

* Sabah gazetesinin ‘Pippa bizi affet’ şeklindeki manşetini fotoğrafla beraber okuyucularına duyuran gazete ‘Pippa onu öldüren canavar gibisine Milano metrosunda da rastlayabilirdi’ şeklinde bir haber-yoruma da yer verdi.



İŞTE CUMHURİYET’İN HABERİ:


‘Utanç’ İtalyan basınında

İtalyan basını, barış eylemcisi Pippa Bacca’nın, otostop yaparken Gebze’de tecavüz edilip öldürülmesinin Türkler arasında yol açtığı utanca geniş yer verirken, bir yandan da sayfa düzeniyle Türkiye’nin Avrupa kültüründen ne kadar uzak olduğunu okurlarının bilinçaltlarına işlemekten geri durmadı. İtalya’nın en yüksek tirajlı gazetesi Corriere della Sera, İspanya’da kadının toplum içindeki yükselişi haberi ile Türkiye’deki tecavüz-cinayet haberini yan yana bastı.

İtalya’nın en yüksek tirajlı gazetesi “Corriere della Sera” Pippa Bacca ‘nın trajik sonunu birinci sayfadan vermiş. Yanında da, “Avrupa’nın en dişi kabinesine” ilişkin haberler var: “Zapetero hükümetindeki kadın bakan sayısı, erkekleri solladı.”

İki haberin ortasına “İspanya’daki devrimci dişi hükümetin” çarpıcı simgesi “hamile bakan Carme Chacon” un fotoğrafı yerleştirilmiş. 37 yaşında, yedi aylık hamile bakana “savunma bakanlığı” koltuğu verilmiş. Fotoğrafın yanında, Chacon’un ayrıca “Katalan” olduğu belirtiliyor.

Genç, hamile, azınlığı temsil eden bir kadın, kabinenin “en erkek bakanlıklardan birine” Savunma Bakanlığı’na getiriliyor... Ve bu haber, Pippa Bacca’ya “tecavüz eden” , yetmezmiş gibi boğazlayan cani sapık Mustafa Karataş ‘ın ifşaatlarıyla yan yana gösteriliyor...

Farklı dünyalar

Sayfaya bakar bakmaz insanın üzerine çöken ilk izlenim: “Tanrım tam da işte ak ve kara gibi. Bu ne farklı dünyalar böyle!” duygusu oluyor.

Kadın erkek eşitliğini, Avrupa’nın gerisine örnek teşkil edecek şekilde hayata geçiren, bunu bir “modernizm yarışına” dönüştüren bir ülke ile “Ortaçağ karanlığının kadın düşmanlığında” yaşayan bir dünyadan gelen, birbiriyle taban tabana zıt “iki kadın haberi” ...

İspanya’ da kadına biçilen yer ve değer ile; Türkiye’ de reva görülen yer ve değer arasında bilinçaltı/bilinçüstü karşılaştırmalardan kendinizi alıkoyamıyorsunuz...

“Corriere della Sera” , faşizm kurbanı Lorca ‘nın “Kanlı Düğün” yıllarından bu yana İspanya’nın kat ettiği baş döndürücü mesafe ile Türkiye’den bir “Kanlı Gelin” öyküsünü yan yana getirerek, sanki bize bir turnusol testi sunuyor: “Bakın bu iki dünya hâlâ ne denli örtüşmez, ne denli farklı ve ne denli aşılmaz sınırlarla birbirinden ayrılıyor!” demeye getiriyor...

Pippa Bacca’ya ayrılan haberin içinde gerçi böyle doğrudan bir yorum yok. Hatta bu trajik olay karşısında Türkiye’ de duyulan derin şok ve utanç, İtalyan gazetelerinde -istisnasız- döne döne vurgulanıyor.

Satıraralarında benzeri olayların, Roma periferisi dahil; dünyanın tüm metropollerinde yaşanabileceği ziyadesiyle hatırlatılıyor....

Ama “sunum” böyle; bu şekilde.

Sunumun böyle olmasının ardında da, Türkiye’nin nerdeyse artık bir “seri şiddet” ülkesi olması yatıyor. Pippa Baca bağlamında şimdilik kimse açıklıkla dile getirmiyorsa da kuşkusuz düşünüyor:

Rahip Santoro cinayeti, Hrant Dink Cinayeti, Pippa Bacca cinayeti...

“Kadın olanın”, “azınlık olanın” her an şiddet ve tehdit altında olduğu bir ülke imajı...

Buna ilaveten bir de kara efsane “Midnight Express” i katarsınız; kafalarda oluşan “Türkiye çağrışımının” ne olduğunu kolayca kestirebilirsiniz.

Türkiye’de kuvvetle hissedilen “utanç duygusu” zaten bunun sonucu.

Türk sanatçılar bölündü

Türkiye’deki “utanç korosuna” aykırı düşen tek ses; İtalya’da çok sevilen ve büyük bir popülarite tabanına sahip olan Serra Yılmaz ‘dan geliyor.

“Corriere del la Sera” ya demeç veren Yılmaz-özetle-: “Bu utanç çığlıklarına doğrusu anlam veremiyorum ve katılmıyorum!” diyor: “Böyle bir olay maalesef dünyanın her yerinde olabilirdi. Olayın kahramanlarının illaki de bir Türk ve İtalyan olması gerekmiyordu. Fail ve kurbanın her ikisinin de ‘Türk’ ya da ‘İtalyan’ olduğu sıradan bir cinayet olayı olabilirdi bu. Bu nedenle şahsen ‘Türk olarak’ utanmam gerektiğine inanmıyorum...”

Rakip gazete “Repubbiica” ile söyleşi yapan bir başka Türk sanatçısı Şükran Moral ‘in duruşu Serra Yılmaz’ın kinden tamamıyla farklı: “Ülkemi gayet tabii çok seviyorum ama maalesef Türkiye’de böyle şeyler olabilir!” diyor Moral: “Pippa’yı tanısaydım, kendisine bu yolcuğu yapmamasını salık verirdim. Pippa Türkiye’nin karanlık çehresiyle karşılaşmış ve bunu yaşamıyla ödemiştir. Türkiye’de kadın cinselliğinden korku duyan bir kadın düşmanlığı vardır...”

Yeşil giyisilerle gömülecek

İtalyan sol entelektüellerin gazetesi “Manifesto” da haberi, Fatih Akın ‘ın “Duvara Karşı” filminin İtalyancadaki adı “Türk Gelin” başlığı ile vermiş...

Türk basınında kullanılan “İtalyan Gelin” başlıklarını başka deyişle, “Türk Gelin” başlığına çevirmiş..,

Burda da satır arasındaki vurgu gene hem Akın’ın filminde Türk kadının yaşadığı “baskı ve şiddet cehenemine” yapılan bir gönderme; hem de - tam da anladığınız anlamda!- Türkiye’nin “şiddet, baskı ve ölüm kültürüyle” yapılan bir “tecavüz ve ölüm izdivacı” çağrışımı var....

Bu trajik olayda karşımıza çıkan ilginç bir başka metafor da Pippa Bacca’nın ailesinin sanatçı için özellikle “yeşil bir tabut” istemesi.

İslamın kutsal rengi “yeşil” , Pippa’nın meğer en sevdiği renkmiş.

Takıntılı bir “yeşil” tutkunu olan Pippa Bacca’ nın tüm özel eşyalarının hepsi -çanta, elbise. ..vs- “yeşil” renkteymiş.

Geçmişte bir İrlanda seyahatinde “yeşile” gönül veren Pippa’nın bu tercihinde herhangi bir İslami yön ya da vurgu yok. Ama tesadüf işte...

İtalya’da cumartesi kaldırılacak cenazede, Milano’lu sanatçı “yeşil” bir tabutta, “yeşil” giysilerle gömülecek...


PEKİ ZAMAN NE DEDİ?

İşte Zaman gazetesindeki haber:

İtalya dün seçimler için sandığa giderken, Türkiye’yi de ilgilendiren bir cinayet ülkenin gündeminde ön sıraya çıktı. Barış için gelinlik giyerek otostopla İtalya’dan İsrail’e giden sanatçı Pippa Bacca’nın Gebze’de öldürülmesi büyük üzüntüye yol açtı.

Ancak İtalyan halkı Türkiye’yi suçlayıcı yaklaşımlara prim vermedi. Sanatçının ablası, “Bu cinayet dünyanın her yerinde olabilir.” derken, medya da, sağduyulu yayınlar yaptı. İtalyan basını, öldürülen sanatçının ailesinin yaklaşımlarını aktarırken, şu cümlelerin altını çizdi: “Büyükelçi, konsolos ve Türk polisi, olabilecek en iyi çalışmayı gösterdi. Türkiye’deki insanlar olağanüstü nazik.” Cinayet, Türkiye’yi de derinden sarstı. Dün Katar yolunda üzüntüsünü dile getiren Başbakan Tayyip Erdoğan, ‘olayın Türkiye’nin imajına etkisi’ konusunda ise İtalyan sanatçının nişanlısına ve kız kardeşine teşekkür etti: “Dünya gerçeklerini gören insanî yaklaşımları her türlü takdirin üstün-dedir.”

İtalyan basını dünyaya barış mesajı vermek için gelinlikle İtalya’dan yola çıkan ve otostop yaparak Kudüs’e gitmek isterken Gebze yakınlarında ölü bulunan Pippa Bacca’ya sayfalarında geniş yer ayırdı. Milanolu sanatçının Türkiye’de öldürülmesi haberine özellikle ülkenin en çok satan iki gazetesi İl Corriere della Sera ve La Repubblica ilgi gösterdi. Her iki gazete de olayı ilk sayfadan verirken haberde elim cinayetten dolayı Türkiye’yi veya Türkleri suçlayacak bir dil kullanmaktan kaçındı ve olayı sadece olduğu gibi anlatmakla yetindi. Her iki gazete ayrıca Türk basınının olayla ilgili attığı manşetleri sayfalarına taşırken Türkiye’nin vahşetten duydugu üzüntüyü ön plana çıkardı. La Repubblica gazetesi ilk sayfada “Pippa Bocca’nın katili itiraf ediyor: Onu boğdum ve tecavüz ettim” başlığını kullanırken orta sayfada Türkiye’nin cinayetten dolayı şoke olduğunu yazdı.

‘Milano’da da yaşanabilirdi’

Sabah gazetesinin ‘Pippa bizi affet’ şeklindeki manşetini fotoğrafla beraber okuyucularına duyuran gazete ‘Pippa onu öldüren canavar gibisine Milano metrosunda da rastlayabilirdi’ şeklinde bir haber-yoruma da yer verdi. İl Corriere della Sera gazetesi ise haberi ilk sayfadan “Pippa Bocca’nın katili itiraf etti: Tecavüz ettikten sonra boğdum” başlığıyla verirken Türk medyasının olaya geniş yer ayırdığını yazdı. Türk gazetelerinin olayla ilgili olarak ‘utanıyoruz’ şeklinde başlık attıklarını belirtten gazete, Bippa’nın cenazaesinin pazartesi günü İtalya’ya gelebileceğini bildirdi. Il Tempo gazetesi ise haberi orta sayfalarda ‘Pippa Bocca savaş içinde yaşayan 11 ülkeye barış götürmek istiyordu’ başlığıyla verdi.

HABER3.com