Alzheimer hastaları için gerekli bakımın sağlanmasına hazır değiliz

Alzheimer hastaları için gerekli bakımın sağlanmasına hazır değiliz

Türkiye Psikiyatri Derneği Geriatrik Psikiyatri Çalışma Birimi'nden Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, "Maalesef ülkemiz, hızla artmakta olan yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına ve alzheimer hastaları için gerekli bakımın sağlanmasına hazır...

Türkiye Psikiyatri Derneği Geriatrik Psikiyatri Çalışma Birimi'nden Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, "Maalesef ülkemiz, hızla artmakta olan yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına ve alzheimer hastaları için gerekli bakımın sağlanmasına hazır değil." dedi.

Alzheimer hastalığının bir beyin hastalığı olup, demansın (bunamanın) en sık görülen nedeni olduğuna dikkat çeken Kulaksızoğlu, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre günümüzde dünya genelinde 35,6 milyon kişinin demans tanısı olduğunu ve her yıl yeni demans vaka sayısının yaklaşık 7,7 milyon olduğunu dile getirdi. Her 100 yaşlıdan 2 ile 8' inde demans tanısı bulunduğuna dikkat çeken Kulaksızoğlu şunları kaydetti: "Demans vakalarının yaklaşık olarak yüzde 60-70’i alzheimer hastalığına bağlı ortaya çıkmaktadır. alzheimer hastalığının görülme sıklığı 60 yaşından sonra her 5 yılda bir 2 katı artmaktadır. Halen ülkemizde yaklaşık 400 bin hasta vardır. Bu nedenle gelecek yıllarda nüfusun hızla yaşlanmasıyla beraber hem ülkemizde hem de tüm dünyada alzheimer hastalığının daha yaygın hale geleceği düşünülmektedir. 2050 yılında tüm dünyada alzheimer hastalığı vaka sayısının 115 milyon olması beklenmektedir ve yeni vakanın da yarıdan fazlasının Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkacağı öngörülmektedir. Maalesef ülkemiz hızla artmakta olan yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına ve alzheimer hastaları için gerekli bakımın sağlanmasına hazır değildir. Alzheimer hastalığı beyin işlevlerinde belirgin bozulmaya yol açan, ön planda unutkanlığın olduğu ancak zaman içinde belirgin davranış bozuklukları ve fiziksel kısıtlılıkların eşlik ettiği bir hastalıktır. Sinsi seyri nedeniyle ilk belirtilerden olan unutkanlık hem hasta hem de yakınları tarafından yaşlılığın doğal seyri gibi değerlendirilmekte ve bu nedenle de ancak hastalığın ileri evrelerinde demans tanısı konulmaktadır."

Alzheimer hastalığının erken tanınması için farkındalığın artması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, "Alzheimer hastalığı, hastayı etkilediği kadar bakım veren kişilere, ailelere ve topluma ciddi psikososyal ve ekonomik yük getirmektedir. Alzheimer hastalığının mali yükü kanserden daha yüksek ve kalp hastalıklarıyla benzer düzeydedir. Türkiye’de Alzheimer hastasının bakımını çoğunlukla aileden biri üstlenmektedir ve bu kişi yüzde 85 sıklıkta eş ya da kız çocuğu olmaktadır. Alzheimer hastalığının ilerleyen dönemlerinde hastalar sürekli bir bakım verenin desteğine ve gözlemine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu nedenle bakım veren aile üyesi de ciddi bir zorlanma ve bakıcı tükenmişliği yaşamaktadır. Alzheimer hasta yakınlarında yüzde 40 oranında tükenme ve depresyon mevcuttur." diye konuştu.

İHTİYAÇ TAM KARŞILANAMIYOR

Alzheimer hasta yakınlarının sosyal ve psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu anlatan Türkiye Psikiyatri Derneği Geriatrik Psikiyatri Çalışma Birimi'nden Doç. Dr. Eylem Şahin Cankurtaran ise bunaması olan kişilerin özellikle davranış sorunları olduğunda ya da bakımlarının zorlaşmasıyla birlikte bakım evlerine yerleştirilmesinın sık rastlanan bir durum olduğunu hatırlattı. Cankurtaran şöyle devam etti: "Türkiye'de bakım evi yatak sayıları artmakla birlikte henüz ihtiyacı tam karşılayacak düzeye gelmemiştir. Son yıllarda bakım evlerinin fiziksel koşullarında düzenlemeler yapılmaktadır ancak bakıcı personelin sürekliliğinin sağlanması ve personele düzenli eğitim verilmesi, hasta bakımının tam olması açısından gereklidir. Bakım evleri ile ilgili bir diğer öncelikli konu ise hekim desteğidir. Aile hekimliği uygulamasıyla kalıcı kadro ile çalışan ve bu alanda özelleşen pratisyen hekimler yerine aile sağlığı merkezlerinden kısıtlı süre için gelebilen ve sürekli değişen aile hekimleri bakım evlerine tıbbi destek sağlanmaya çalışmaktadırlar. Bu durum ise bakım evlerinde yaşayan yaşlıların yeterli tıbbi tedavi ve takiplerinin yapılmasına engel olmaktadır. Toplumda Alzheimer hastalığı yeni vaka sayısının hızla artması beklendiği için gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Alzheimer hastalığıyla ilgili toplumda farkındalık artırılması, hastalığın tanınması ve bakım verenlere destek olunmasını kolaylaştıracak resmi politikalar oluşturulmalıdır."

Türkiye'de yaşlı nüfusunun ihptiyaçlarına yönelik yeterli tedbir alınmadığını öne süren Cankurtaran, "Ülkemizin sağlık politikaları açısından yaşlanma ile ilgili 'Yaşlanma Ulusal Eylem Planı' yapılmakla birlikte gelecekte sayısı hızla artacak olan Alzheimer hastalarını öncelikli ele alan politikalar eksiktir. Ülkemizde sağlık ve sosyal politikalarında alzheimer hastalarının bakımı ve rehabilitasyonu ile bakım verenlere yönelik destek programları mutlaka yer almalıdır. Evde sağlık hizmetleri ve bakım alanında demanslı hasta ve hasta yakınlarının ihtiyaçlarına daha duyarlı olunmalıdır. Hastalığa karşı toplumda farkındalığın artırılması ise hem hastalığın tanı konulma aşamasında hem de tedavisine karşı engelleri azaltacak ve damgalamayı önleyecektir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından öncelikli halk sağlığı sorunu olarak nitelendirilen demans için hem farkındalığın artırılması hem de hasta ve ailelerine bakım ve desteğin artırılmasına çalışılmalıdır." şeklinde konuştu. CİHAN