Prof. Dr. Ortaylı'dan olay olacak ''öküz'' benzetmesi

Prof. Dr. Ortaylı'dan olay olacak ''öküz'' benzetmesi
Güncelleme:

Milli Mücadele döneminde yaşananlarla ilgili tarihi süreci anlatan tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Bilmediğiniz şey yanında akan suyu seyreden öküzden beter bir şeydir. O bile hiç değilse suyu gider içer" dedi.

Tokat Belediyesince düzenlenen 3. Kitap Günleri kapsamında kente gelen Prof. Dr. Ortaylı, 26 Haziran Atatürk Kültür Merkezi’ndeki “Milli Mücadelenin 100’üncü Yılı” konulu söyleşiye katıldı. Ortaylı, “Türk” isminin devlet adı olmasının İstiklal Savaşı ile başladığını belirterek, “Bu çok önemli. Yani o dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi ayrı bir devlet olduğunu düşünmüyor. Düşünse de ilan etmiyor. İstanbul’daki hükümetin esir, devlet merkezinin işgal altında olduğunu, dolayısıyla milletin hukuku için başka bir yerde teşkilatlanmak gerektiğini ileri sürüyor” diye konuştu.

“ÖKÜZDEN BETER BİR ŞEYDİR”

Milli Mücadele döneminde yaşananlarla ilgili tarihi süreci anlatan Ortaylı, Cumhuriyet’in kurulmasından hemen sonra tarih, coğrafya ve dil araştırmalarının başlatıldığını vurguladı. Türkiye tarihinin yaygın ve büyük bir tarih olduğunu belirten Ortaylı, şunları söyledi:

“Biz onu bilmiyoruz. Bilmediğiniz şey, yanında akan suyu seyreden öküzden beter bir şeydir. O bile hiç değilse suyu gider içer. Kullanamadığın elektrik akımı gibi bir şeydir. Onu halletmek için Türkiye teşkilatlandı. Bu ülkede arkeolog, astrolog, Selçuklu tarihi uzmanı yetişti. Bunlar yoktu, yabancılar bunu istismar ediyordu. Yani bütün üniversitelerin tarih denen dalı ya kurmaması gerekir ya da kurduğu zaman ciddi kurması gerekir. Bu çok açık bir şeydir. Bunları yapmadığımız takdirde manevi varlığımızı savunmamız mümkün olmayacaktır.”

“ARAZİYE DÖNÜN, BAHÇE YAPIN”

Tokat’ta üzüm bağlarının azalmasını da eleştiren Ortaylı, “Türkiye gelişen bir ülke mesela burası da zenginleşmiş fakat bu zenginlik için üzüm bağlarını kaldırmak gerekmiyor. Sonra o üzümleri çok ararsınız çünkü üzüm bağı ile binayı değiştirmek akıllı bir iş olsa Fransa bu işi daha çok yapardı. Hala üzümcülükle gelişiyor, yaşıyorlar ve üzümleri de bizimki kadar değil, rengi ve tadı bakımından. Bu memlekette kimse zeytinlerin tahribini seyretmemeli, lütfen araziye dönün. Bahçe alın, bahçe yapın. Bazı müesseselerimiz binlerce yıllıktır ve bize özgüdür. Türkler çiftçidir. Hiçbir ülkedeki insanlar bizdeki kadar çeşitli ziraat yapamaz. Zeytincimiz var, hayvancımız, tahılla geçinenimiz, bağcımız da var. Bu milletin ziraata dönmesi, bunu dikkatle ele alması, bu işlerle uğraşmayan partileri sahneden silmesi gerekir” dedi.