''Erdoğan, evden oğlunun alınmasından korkuyordu''

''Erdoğan, evden oğlunun alınmasından korkuyordu''
Güncelleme:

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında gözaltına alınarak tutuklanan eski HSK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur, savunmasında gündem yaratacak ifadeler kullandı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında gözaltına alınarak tutuklanan eski Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSK) Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur, savunmasında gündem yaratacak ifadeler kullandı. Okur, dönemin Başbakanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 17 Aralık'ta Zekeriya Öz tarafından baskın yapılarak oğlu Bilal Erdoğan'ın alınmasından korktuğunu iddia etti.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması tarafından 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen darbe girişiminin ardından gözaltına alınarak tutuklanan eski Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSK) Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur, savunmasında dönemin Başbakanı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 17 Aralık'ta Zekeriya Öz tarafından baskın yapıp oğlu Bilal Erdoğan'ın alınmasından korktuğunu ileri sürdü.

Olayı 17 Aralık sabahı saat 08.00 sularında daireye giderken yolda Sadullah Ergin’nden gelen telefonla öğrendiğini söyleyen Okur, müsteşarın makamındayken Başbakanın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın kriptolu telefonuyla kendisini Başbakan Erdoğan ile görüştürdüğünü belirtti. Okur, bu görüşmenin ardından Turan Çolakkadı’yı Birol Erdem’in makam telefonundan bağlatıp talimatlar verdiğini anlattı.

FETÖ zanlısından mahkemede Erdoğan'a suçlamaFETÖ zanlısından mahkemede Erdoğan'a suçlama

"FETÖ'yü üst yargıda örgütlenmesini sağlamakla" suçlunan Eski Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 1. Daire Başkanı Okur , Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde önceki gün yaptığı savunmada, bir dönemin kriz yaratan soruşturmalarına ilişkin yaşananlarla ilgili ifadelerde bulundu.

Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre 7 Şubat 2012’de Hakan Fidan’ın arasında bulunduğu 5 MİT görevlisinin ifadeye çağrılması olayına değinen Okur, 7 Şubat 2012 akşamı görüştüğü Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in kendisine “Büyük bir krizin çıktığını, bu işi önlememiz gerektiğini” söylediğini aktardı.

Bunun üzerine telefonla aradığı İstanbul Başsavcı Vekili Fikret Seçen’den “Diyarbakır’da yapılan bir aramada Oslo görüşmeleriyle ilgili dokümanlar bulunduğu, bu sebeple Hakan Fidan , Emre Taner ve üç MİT görevlisini ifadeye çağırdıkları” yanıtını aldığını aktaran Okur, kendisinin de “Bunun devlet politikasını sorgulamak anlamına geleceğini, savcıyla görüşüp bu işi halletmesinin uygun olacağını, çok büyük bir krizin çıkmak üzere olduğunu” söylediğini açıkladı.

"Ergin devreye girdi"

Okur, bu sırada Bakan Ergin’in dönemin başbakanı Erdoğan’la telefonda görüştüğünü, Başbakan’ın “Oslo’ya bu kişileri kendisinin gönderdiğini, bunun bir devlet politikası olduğunu, yanlış bulduğunu” vurguladığını aktardı. 8 Şubat akşamı Sadullah Ergin’le İstanbul’a gidip Dolmabahçe’de Turan Çolakkadı ve Fikren Seçen ile görüştüklerini ifade etti, şöyle devam etti:

“CHP Bolu Milletvekili’nin yaptığı suç duyurusu sebebiyle Ankara Başsavcılığı’nda derdest bir soruşturma olduğunu, evrakın yetkisizlikle Ankara’ya gönderilmesinin uygun olacağını kararlaştırdık. Gece özel uçakla tekrar Ankara’ya döndük. Hakan Fidan’ın içeriden aldığı habere göre ‘ifadeye çağırma konusunda ısrarcı olacaklarını söylediğini."

Bu arada Hükümet MİT Kanunu’nun 26. maddesindeki değişiklik teklifini TBMM’ye sundu, biz de İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın evrakı yetkisizlik kararıyla Ankara’ya göndermesini beklemeye başladık. Cuma günü öğleye doğru televizyonlarda ‘İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın 4 kişi hakkında yakalama kararı çıkardığı, Hakan Fidan’ın ifadesinin alınması için de Ankara’ya talimat yazdığını’ haber olarak geçmeye başladı. Turan Bey’i aradım, ‘Arkadaşlar böyle uygun gördüler’ gibi bir şeyler söyledi. Fikret Seçen de ‘Evrak öyle gerektiriyordu’ yanıtını verdi.”

"Bu görüşmeden 10 dakika sonra talimat evrakı geldi"

Okur, saat 17:00 sıralarında görüştüğü Ankara Başsavcısı Ethem Kuriş ve Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hüseyin Görüşen’i arayarak, “bu saatten sonra evrakın gelmesi halinde hemen işlem yapmamalarının uygun olacağını, TBMM’de haftaya MİT Müsteşarı için yasa değişikliğinin görüşüleceğini, ortalığın biraz yatışmasından sonra yasa çıkarsa yeni yasaya göre işlem yapılmasının uygun olacağını” söylediğini, iki ismin buna olumlu baktığını kaydetti. Bu görüşmeden 10 dakika sonra talimat evrakının geldiğini, 17.20 sularında Hüseyin Görüşen’in Hakan Fidan’ın makamını adliyeye davet için aradığını öğrendiğini belirten Okur, şunları kaydetti:

“Başsavcı Kuriş ile HSYK’de görüştüm. Telefon görüşmemizde ‘tamam dedikleri halde neden böyle yaptıklarını’ sordum. Kendisi son derece lakayt ve nezaketsiz bir ifade ile ‘Aslında buraya gelmeyecektim, ancak seni severim o nedenle geldim. Yürüyen bir soruşturma mevcut ve bizde senin bilmedin bilgiler var, bilmediğin işler için böyle kendini ortaya atma’ mealinde bir şeyler söyledi. Sonra da ‘Beni çağırdığınıza göre bir talebiniz olmalı, gelirken bir şey isteyeceğinizi düşündüm, ne istiyorsunuz?’ diye sordu. Konuşmaları, tavrı, otu ruşu beni çok rahatsız ettiği için ben de sert bir ifadeyle ‘sizden bir şey talep etmiyorum, sadece soruma dürüst bir cevap vermenizi bekliyorum’ dedim. ‘Önceki görüşmemizde söylediğim gibi haftaya MİT Kanunu değişecek ifade konusunda birkaç gün müsaade edecek misiniz? Pazartesi çağrı konusunda ısrar edecekseniz bunu bilelim ve ona göre tedbir alalım’ diye söyledim. Hatta ‘Süre verirlerse Müsteşarın Ankara’da kalıp görevine devam edeceğini, vermeyeceklerse gerekirse yurtdışı görevine gidip yasa değişikliği sonrası döneceğini, bunun da şık bir durum olmayacağını, devlet krizi yaşanmasını istemediğimi’ ifade ettim. Bunun üzerine Başsavcı da ‘Pazartesi Hüseyin Görüşen’i arayıp mazeretini bildirsin, perşembeye kadar kabul edelim’ dedi. Ben Bakan Bey’in yanına geçip olanları anlattım. Daha sonra pazartesi mazeret bildirdiğini, Başsavcılığın da perşembeye kadar süre verdiğini öğrendim. İzleyen hafta MİT Kanunu değişikliği yasalaştı.”

AK Partililerin Gülen’e övgülerini hatırlatmıştı

Okur, önceki günkü savunmasında 'FETÖ' ile irtibatlı gösterildiği zaman zarfında AK Parti ile 'FETÖ’nün henüz arasının açılmadığını söylemişti. Dönemin Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Kahraman’ın talimatıyla cemaatçi üyelerle yapılan pazarlıklar sonucunda HSYK’nin 2011’de Yargıtay’a 160, Danıştay’a 51 üye ataması olayını anlatan Okur, “Müsteşar Ahmet Kahraman, hazırladığımız listeyi sayın Başbakan’a sundu, ‘liste biraz nurlu oldu’ dedi. Başbakan da olsun, alınları secdeye giden arkadaşlar değil mi’ demiş. Bu 160 kişiden 110’nun cemaatçi olduğunu o zaman düşünüyorduk” diye konuşmuştu.

Okur, ayrıca şunları söylemişti:

“Devletin en üst makamında bulunanların destek verdiği, Pensilvanya’ya giderek ziyaret ettikleri, MGK kararlarının Başbakan’ın talimatıyla kamuoyu ve kamu görevlilerinden gizli tutulduğu bu yapının iç yüzünü bilmeden bu yapıdan bazı insanlarla arkadaş olmak ve/veya aynı işyerinde çalışmak, işin yürüyebilmesi için Bakan ve Müsteşarın bilgisi dahilinde görüşmeler yapmak suç mudur? Eğer böyle bir suç varsa başta ülkeyi yöneten siyasi iktidar olmak üzere, kamu görevlilerinin tümü bu suça iştirak etmiştir.”
"Fidan ile özel görüşme yaptık"

Bu süreçte Bakan Ergin’in isteği üzerine Hakan Fidan’la makamında bir görüşmesi olduğunu da anlatan Okur, “Bu görüşmede de tek gündemimiz ifade krizi oldu. Müsteşar orada bana ‘Aslında Diyarbakır’da aramada bulunduğu söylenen evrakların aramada bulunmadığını, Brüksel’de yabancı bir servis elemanlarınca emniyetçilere verildiğini’ söyledi” diye konuştu.

Özel görüşmeleri anlattı: Erdoğan, evden oğlunun alınmasından korkuyordu

17 Aralık 2013’de yaşanan operasyon sürecinde yaşananları da ayrı başlık altında anlatan İbrahim Okur, olayı 17 Aralık sabahı saat 08.00 sularında daireye giderken yolda Sadullah Ergin’nden gelen telefonla öğrendiğini söyledi.

18 Aralık akşamı Müsteşarın makamındayken Başbakanın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın kriptolu telefonuyla kendisini Başbakan Erdoğan ile görüştürdüğünü anlatan Okur, şunları kaydetti:

“İstanbul’da olan Başbakanımızın yanında Efkan Ala ve Sadullah Ergin de vardı. Başbakanımızla yaptığım bu görüşmeden sonra olayın görünen boyutu dışında arka planı olduğunu anladım. Zekeriya Öz’ün Kısıklı’ya baskın yapıp Bilal Erdoğan’ı almaya gelebileceği endişesi vardı. Bu görüşmeden sonra ben Turan Çolakkadı’yı Birol Erdem’in makam telefonundan bağlatıp konuyu görüştüm. ‘Zekeriya Öz’ün yanlış bir iş yapmasına müsaade etmemesini, gerekirse emniyete bu soruşturmada kendi imzası olmayan tek imzalı talimatları yerine getirmemesi noktasında yazı yazmasını’ söyledim. Turan Çolakkadı o gece böyle bir talimat verdi” dedi.

Özel 25 Aralık toplantısı

Okur, savcı Muammer Akkaş’ın düzenlediği 25 Aralık operasyonuna dair de konuştu. Bilal Erdoğan ve çok sayıda işadamını kapsayan operasyon sırasında devreye girdiğini anlatan Okur, soruşturma savcısı Akkaş’ın görevden alınması kararının da Başbakanlık’ta Başbakan Erdoğan ile bakanlar Binali Yıldırım, Bekir Bozdağ, Efkan Ala ve Sadullah Ergin’le yapılan özel bir toplantıda alındığını söyledi.