Amerika'dan manzaralar

Amerika'da başkanlık seçimlerine 6 hafta kaldı.

Bu seçimler kritik öneme sahip!

ABD için, Dünya için ve Türkiye için önemli dinamikler beklemede.

Pandemi gösterdi ki; ABD, aniden ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklara/salgınlara idari açıdan hazır değil.

Toplum, tam anlamıyla karpuz gibi ortadan ikiye bölünmüş durumda.

Maske takmak veya takmamak bile bir politik tavır meselesi oldu.

Gitmek ile kalmak arasındaki ince çizgide yürüyen Donald Trump da mevcut durumdan şikayetçi…

Ben de gözlemliyorum ve katılıyorum!

Kovid öncesi ekonomi altın çağını yaşarken, Trump’ın seçimi kazanması neredeyse garanti idi.

Ancak ne var ki, Kovid denklemi değiştirdi. 

Demokrat siyasilerin ve yerel yöneticilerin taktiği belli: Kovid’i kaldıraç yapıp ekonominin rayına oturmasını geciktirmek.

Daha net ifade etmek gerekirse, Trump'ın seçilme şansını azaltmak.

Özellikle de Kaliforniya ve New York gibi büyük eyaletlerde bunu gözlemliyoruz.

Manhattan’da restoranlar halen kapalı.

Bu arada Kaliforniya’da gözden kaçan bir olay yaşandı.

Hadiseyi örneklemek ve sizinle paylaşmak istiyorum izninizle.

Elon Musk ve Tesla’yı artık tanımayan yok.

Musk ve yarattığı marka tüm rekorları alt üst ediyor.  

Musk, milyar dolarlık yatırım yapmış ve Kaliforniya’da bir fabrika kurmuş.

 Gel gelelim Kaliforniya’nın çok küçük yerel yönetim sağlık sorumlusu (Burada ‘County’ deniyor; Türkçe karşılığı yok!) fabrikayı açtırmıyor.

Musk, kararlılıkla konunun üzerine gidiyor, tüm gücüyle bastırıyor.

Fakat o da ne! Yerel yönetim 'Nuh” diyor ' Peygamber” demiyor!

Gelinen son noktada Musk, 4 harfli kelimeyi telaffuz edip fabrikayı Teksas’a taşıyor.

 Bu örnek bence çok önem taşıyor, çünkü modern kapitalizm ve yerel yönetimler arasındaki ilişkiler, gelecek için termostat rolü oynamakta.

O yerel yönetim Kaliforniya’yı binlerce istihdam ve milyarlarca dolar vergi gelirinden bu inadıyla mahrum etmiş oldu.

GELELİM TURPUN BÜYÜĞÜNE
İç Anadolu’da çok sık kullanılan bir deyimdir: Turpun büyüğü heybede.

Geçtiğimiz cuma akşamı Anayasa Mahkemesi Üyesi Ginsburg vefat etti.

87 yaşında minyon ve kırılgan fiziğiyle heybetli durmasa da hukuksal beyin olarak adeta bir abide teşkil etmekteydi. 

Ginsburg 87 yaşında vefat etti.

Yaşını özellikle belirtiyorum!

Çünkü ‘siyasi etkilerden uzak olması’ amacıyla, başkanlar üyeleri ömür boyu göreve atarlar.

ABD Yüksek Mahkemesi Yüksek Yargıcı Ruth Bader Ginsburg kadın hakları, eşit ücret, cinsel tercihler ve kürtaj hakkı konusunda önemli kararlara imza atmış bir hukukçu.

Mezun olduğu dünyaca ünlü Columbia Üniversitesi de liberal geleneğiyle tanınmış bir eğitim kurumu.

Ginsburg’un ölümü hafta sonu Anayasa Mahkemesinin önünü adeta doğaçlama anıt haline dönüştürdü. Binlerce vatandaş mumlarla, çiçeklerle, oyuncak hayvanlarla binanın önünü ve merdivenlerini dekore etti.

Trump seçimlere az bir süre kalmasına rağmen “Yeni adayı ben atayacağım…” açıklamasında bulundu.   

Trump’ın ‘fırsatçılık’ kokan bu hamlesini gören Joe Biden de “Seçimleri beklemek daha doğru olur” diyerek itirazını dile getirdi.

Evet, bu konuda içtihat yok.

Ancak, Reagan’a karşı seçim kaybetmiş olmasına rağmen Carter’ın atama yapmış olması emsal teşkil edebilir.  

Atama sürecinde şöyle çalışıyor: Başkan aday gösteriyor ve Senato onaylıyor. Onaylamadan önce halka açık oturumlarda karşı tarafın Senatörleri (Bu durumda Demokratlar) adayı sorularıyla ızgara lüfere çeviriyor. Açıkça eğlenceli bir süreç.

 Ha! Başkan başarılı olur ve kendi adayını Anayasa Mahkemesine atarsa, Amerikan iç politikasında önümüzdeki 25 yıl muhafazakâr hukuk doktrinleri hakim olur.

Muhafazakâr kanadın uzun süredir aportta beklediği konular var.

Bunların başında Obama’nın siyasi hayatını ortaya koyup güç bela başlattığı ulusal sağlık politikası var.

Türkiye’de çoğunluğun ne derece önemli bir zenginliğe sahip olduğunun farkında olmadığı Ulusal Sağlık Sigortasının Amerika için de ne kadar elzem olduğunu yıllardır bu köşede yazıyorum.

Barack Obama’nın temelini attığı ve pandemi tecrübesiyle birlikte ilk defa hayata geçmeye bu kadar yakın olan Ulusal Sağlık Sigortasını gerçekleştirme hayali/hedefi, yukarıda bahsettiğim olası gerekçeden dolayı bir kez daha rafa kalkabilir.  

Kısacası, beklenen değişim tam bir radyoaktif iç politika konusuna dönüşebilir.

İkinci önemli konu kürtaj hakkıdır. Amerikan sağı yıllardır kürtaj kanunlarını değiştirmek için Anayasa Mahkemesine davalar taşıyor. Her seferinde Greko-Romen mimarisiyle inşa edilmiş binanın duvarlarına çarpıp geri dönüyorlar.

Fakat unutmayalım ki muhafazakâr bir yargıç bütün dengeyi değiştirebilir.

İşte böyle değerli okurlar.

Ekranlarda izlediğiniz ‘O kazanır bu kazanır’ diyerek ahkam kesen sözde uzmanları dinlemeden önce ‘Konunun arka planı nedir?’ sorusuna cevaben biraz katkım olsun istedim.

A+ A-