Zeytin

Şair “Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığı için.” demiş, barışın ve ölümsüzlüğün sembolü zeytin ağacı için.

Gerek mitolojide gerekse dinler tarihinde bu gün bir çoğunu pozitif bilimlerin de desteklediği, o kadar çok hikaye var ki…

Kitab-ı mukaddes , insanlığın sapkınlık içine girmesinden dolayı, Allah’ın insanlara kızdığını ve onları yok edeceğini Hz.nuh’a söylediğini anlatır.

Anlatının devamında ondan bir gemi yapmasını, her cinsten bir çifti, yeni bir nesil yaratmak istediği için bu gemiye yerleştirmesini ister, sonunda tufan olur ve geminin içindekiler haricinde  tüm canlılar ölür.

Fırtına dindiğinde Hz.Nuh suların çekilip çekilmediğini anlamak için bir güvercin gönderir  ve güvercin ağzında bir zeytin dalı ile geri döner.

Bu olayın, Allah’ın insanları affetmesine işaret olduğuna, bu nedenle zeytinin “barışın sembolü” olduğuna inanılır.

Sadece Tevrat ve İncilde değil, Müslümanların kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim de zeytin ağacının kutsallığına atıfta bulunan ayetler vardır. Mesela Tin Suresi'nin 1. Ayetinde ; “İncire ve zeytine andolsun ki / yemin olsun ki!” denilmektedir. Anlaşılacağı gibi Kur'an'a göre zeytin ve zeytin ağacı kutsaldır.

Farklıdır zeytin ağacı, duyguları vardır. Günümüz dünyasının insanı bazen bilinçsizce hoyrat davranır ona, bir an önce meyvelerini toplayabilmek için döver zeytini  hadsizce, küser o zaman mesela, ama kadirşinastır zeytin küslüğü en fazla 1 yıl sürer ertesi sene yeniden verir meyvesini.

Hani zeytin bir yıl verir bir yıl vermez denir ya, işte o işin aslı biraz da budur.

Ölmez mesela kolayca, eğer insan vahşetine maruz kalmazsa.

Bana kimden miras kaldığı belli olmayan, bahçemdeki 500 yıllık olduğu tahmin edilen zeytin ağaçlarında olduğu gibi, bıraksan kendi haline, yüzyıllarca kendi kendine bakar insana ihtiyaç duymadan.

Homeros İlyada destanında zeytin ağacını konuşturarak “Ben herkese aitim ve kimseye ait değilim, sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım” der

Doğa da onu korumak için seferber olur. En olmadık yerlerde verimsiz denilebilecek topraklarda kayalık alanlarda dağda bayırda hüda-i nabittir mesela. (allah tarafından yetiştirilen)

İncirin komşuluğunu sever mesela, incir de onu çok sever, hatta onu savunmayı kendisine görev edinir ve salgıladığı ballı sıvıyla zeytine zarar veren sineği kendisine çekerek korur onu.

Hayatlarımıza lezzet ve sağlık katan zeytin, sadece bir meyve değil aynı zamanda bir kültürdür anlayacağınız. Adına türküler yakılmıştır. Budamanın ayrı, toplamanın ayrı kuralları ve ritüelleri vardır.

Şimdilerde zeytini besmeleyle anması gerekenler, doğa katliamına ilişkin aldıkları kararlara bir yenisini daha ekleyerek, 3 kuruş için zeytine kafayı takmış durumdalar.

Ağzınızdan din, iman, kitap, düşürmeyen ağalar beyler; parayı gidin başka yerde arayın.

Başka yere daha fazlasını dikeriz diyerek, yok edeceğiniz zeytinlerin günahından vebalinden kurtulamazsınız.

Yüce Allah’ın Tin suresinde buyurduğu gibi and olsun ki dinden ve imandan çıkarsınız.

Tabi sizin için dinin ve imanın bir önemi varsa.

Diğer Yazıları
Tarihe not düşüyorum
Adalet mülkün temeli
Mazot
Geççek