Akın Atalay'dan mesaj var!

Silivri'de tutuklu bulunan Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay'dan mesaj var.

A+ A-

Atalay'ın mesajı şöyle: 

Haksızlığın, adaletsizliğin habis bir ur gibi toplumu sardığı bir dönemde buna karşı çıkmak, itiraz etmek gerekir. Bu, her insanın ahlaki sorumluluğu olmalıdır. Bana ne, beni ilgilendirmez zihniyeti hem kendisinin hem toplumun felaketine neden olur. Ama yargı kurumu ve görevlileri ile gazeteler ve gazeteciler bakımından zulme, adaletsizliğe, haksızlığa seyirci ve sessiz kalmamak salt insani, ahlaki bir sorumluluk olmanın ötesinde aynı zamanda mesleki bir yükümlülüktür.


Türkiye’de yargı kurumu ve istisnalar dışında kalan yargı görevlileri bırakın haksızlığın ve adaletsizliğin karşısında durmayı, bu zulmün fiilen ortağı ve uygulayıcısı oldular. Varlık ve meşruiyet sebeplerinin tam zıddı bir işlevi yerine getirir oldular. Tamamen siyasi iktidarın güdümünde bir kuruma dönüşen yargı gücünde görev yapanlar, korkudan ya da maddi çıkarlarının esiri olarak siyasi iktidara hizmet etmeye başladılar. Kendileriyle birlikte yargıyı da iktidarın hizmetine sundular. Eski bir Yargıtay Başkanı, yaklaşık 20 yıl önce hâkimlerin karar verirken “Vicdanla cüzdan arasında sıkıştığını” söylemişti. Şimdi geldiğimiz noktada, “vicdanla sultan” arasında sıkışıldığına dair çok sayıda işaret var. Ancak bu konuda görüş açıklamak, saptama yapmak, eleştirmek, gerçekleri ifşa etmek yasak ve yaptırıma tabi. Biz yine de söyleyelim ve ruhumuzu kurtaralım. Zira ne diyor halk ozanımız: Ne de olsa kışın sonu bahardır. Bu da gelir, bu da geçer... Gazetelere ve gazetecilere gelince, doğrusu çok az sayıdaki birkaç gazete ve buralardaki gazeteciler dışında kalanlar tıpkı yargı kurumu gibi davranıyor. Haksızlık ve adaletsizliği eleştirmek, kamuoyuna aktarmak, duyurmak bir yana, tersine meşrulaştırıcı, destekleyici yayınlarla bu zorlu dönemde çok çok “trajik” bir yerde duruyorlar. Yine de gazeteciliğin onuruna, haysiyetine, mesleki etik ve ilkelere sahip çıkan, boyun eğmeyen, sessiz kalmayan, itiraz eden gazeteciler hâlâ varlar; zulmün ve adaletsizliğin yaygınlığı ve derinliği arttıkça bu gazetecilerin sayısı da artıyor. Bizler de, gazetemiz de haksızlık ve adaletsizlik karşısında seyirci ve sessiz kalmaktan, utanç içinde “özgür” (!) olmaktansa, hem insani, ahlaki hem de mesleki onur ve haysiyetimizi koruyarak huzur içinde olmayı yeğledik.

Dışarıda olduğumuz zaman yine aynı şekilde davranacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Bazıları gibi dışarıda prangalar altında yaşamak yerine -mecbur kalındığında- tecrit altında ama gönül rahatlığıyla ve insani değerlere bağlı kalarak hapiste olmak karşılaştırılamaz. Tekrarlayalım: Ne de olsa kışın sonu bahardır. Bu da gelir, bu da geçer...