Hilal Kaplan bebek bekliyor

Sabah yazarı Hilal Kaplan bugün anne olmak üzerine yazdı ve Mart'ta ikinci çocuğunun doğacağını duyurdu.

A+ A-

Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan bugün annelik üzerine yazdı. Kaplan yazısında Mart ayında bir erkek çocuğunun daha dünyaya geleceğini yazdı.

Yazısının başında “Mevzumuz annelik; erkek okurlar az kenara çekilirse hanımlarla dertleşeceğiz” ifadelerini kullanan Hilal Kaplan “Biri nerdeyse 3 yaşında olan, diğerine de nasipse martta kavuşacağımız iki oğlan annesiyim. O yüzden payıma düşen kadar tecrübeden bana kalanları paylaşmak istedim. Öncelikle annelik, bence de Allah aşkına en yakın var olma hali olsa gerek. Duygu demiyorum zira onu kapsayarak aşan, ontolojik bir boyut annelik. Adına fedakârlık bile demeyi aklınıza getirmeden kendinizi verdiğiniz, benliği unutturacak derecede derin bir adanmışlığı ansızın beraberinde getiren, kadına sınırlarını kendinin bile bilmediği bir güç katan annelik” diye yazdı.

"TADINI ÇIKARA ÇIKARA..."

Kaplan yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Bununla birlikte, yarısı vehim yarısı suçluluk olan bir duygu dünyasını da beraberinde getiren annelik... ‘Acaba'larla ‘keşke’ler arasında salınan, evet, çok da kendimizi kaptırmamamız gereken bir dünya orası.

‘Acaba dışarıda çok mu kaldık da hastalandı?’ ya da ‘Keşke oraya götürmeseydim’ gibi buraya en yüzeysel örneklerini yazdığım ama anne olanın daha 'derin' olanlarının hangileri olduğunu okurken bile anladığı sorularla örülü bir zihin dünyası.

Maalesef çoğu kadın bu dünyaya kendini kısa veya uzun sürelerle kaptırıyor. Zira şu sıra maruz kaldığımız kitaplardan programlara, fenomenlerden uzmanlara herkes sadece soruları çoğaltıyor. Her şeyin en iyisi, en sağlıklısı, en organiği, en hijyeniği, en eğiticisi, en kapsamlısı, en önde geleni, en en en...

Annelik gibi günümüzün "başarı" kıstaslarına vurularak ölçülmesi 'caiz' olmayan bir ayrıcalığı âdeta profesyonel bir meslek kategorisine indirgeyen zehirli bir yaklaşım bu. Bu yüzden bir sürü anne adayı veya anne ya nevrotik biçimde endişelere gark oluyor ya da ne yapsa kendini yetersiz hissediyor. Bu da suçluluk ve/ veya öfkeyi beraberinde getirerek kısır döngüyü tamamlıyor.

İlk hamileliğimde kendimi bu akıma kaptırdığım doğrudur. Ancak kısa zaman içinde bunun annelik içgüdüsünü tamamen bastıran, anneyi mekanik düşünmeye zorlayan, salt tüketime kışkırtan ve neticede bebekten de anneden de önce 'piyasa'ya fayda sağlayan bir süreç olduğunu fark ettim. Ondan sonrasında, hem vicdanen hem de fiziken daha mutmain bir deneyim yaşadığımı söyleyebilirim. Buradaki anahtar kelime mutmain. O yüzden her şeyden önce sizi her şeyin en mükemmelini arayıp bulmaya -sanki öyle bir şey varmış gibi- zorlayan zincirlerinizden kurtulun derim.

Bir de rica ederim instagram gibi sosyal mecralardaki, üzerinde hiç kusmuk lekesi olmayan, gözaltları morarmamış, tek gram fazla kilosu olmayan, bebekleri sanki hiç ağlamayan, muntazaman uyuyan anne imajı çizen sahte profillerden uzak durun. Görüntü zaten yanıltıcıdır da, annelik söz konusu olduğunda çok daha yanıltıcıdır. Bunlardan birinin psikoloji diploması olmamasına rağmen diploması olduğunu söyleyerek, millete ücret karşılığında 'psikolojik danışmanlık' verdiğinin yeni ifşa olduğunu da hatırlatayım. Aman diyorum.

Neticede hanımlar, annelik, kadınların her açıdan ayrımcılığa uğradığı şu yalan dünyada, sadece bizim söyleyebileceğimiz bir şarkıdır. Tadını çıkara çıkara raks etmeye bakalım, gerisi iyilik güzellik…”