Serviste ölen Alperen'in okulu kapatıldı
FETÖ'nün suikast timine operasyon
Erdoğan'dan Almanya'daki gurbetçilere: Onlara oy vermeyin

Göz uçuğunu neler tetikliyor?

Uzmanlar ülkemizde de sıkça karşılaşılan ve çocukluk çağından ileri yaşlara kadar geniş bir kitleyi etkileyen göz uçuğuna karşı uyarıyor.

A+ A-

Göz uçuğu oluşumundan viral etkenlerin özellikle de Herpes grubu virüslerinden Herpes simpleks ve Varisella Zoster virüslerinin sorumlu tutulduğunu belirten Dünyagöz Ataköy’den Op. Dr. Sevgi Tongal, genelde gözün ön bölümünde yer alan saydam kornea tabakasının iltihaplanması olarak karşımıza çıkan göz uçuklarının görme kalitesinde ani ve değişik seviyelerde azalmalara sebebiyet verdiğini belirterek, tedavinin uzman hekimler tarafından vakit kaybedilmeden yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Saydam kornea tabakasının hastalandığı durumlarda tedavide gecikilmesinin korneada geri dönüşü olmayan hasarlara neden olduğunu belirten Op. Dr. Sevgi Tongal, “Özellikle uykusuzluk, stres ve mevsim geçişleri gibi bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerin yanı sıra ultraviyole ışınlar da gözdeki uçuğun tekrarlamasını etkiliyor” diyor.

Halk arasında uçuk olarak adlandırılan ve genellikle korku ile ilişkilendirilen herpes simpleks virüs enfeksiyonları, saydam kornea tabakası ve göz içi enfeksiyonlarının yanı sıra göz kapağı civarında neden olduğu iltihaplanmalarla görme sağlığını ciddi oranda tehdit ediyor. Göz uçuklarının göz sağlığına etkilerini değerlendiren Dünyagöz Ataköy’den Op. Dr. Sevgi Tongal özellikle daha önce göz uçuğu geçirmiş hastaları vücut dirençlerini düşüren etkenler konusunda uyarıyor. Uykusuzluk ve stresin göz uçukları için uygun bir zemin hazırladığını söyleyen Op. Dr. Sevgi Tongal özellikle mevsimsel geçişlerinin yaşandığı bugünlerde hava sıcaklıklarındaki iniş ve çıkışlardan etkilenen bağışıklık sistemlerinde herpes simpleks virüsünün çok daha çabuk tekrarladığına dikkat çekiyor.

Sinirlere yerleşen virüs ağrı duymayı engelliyor!

Tekrarlama özelliği olduğu bilinen herpes virüsünün kulak önüne yerleştiğini ve barınma yeri olan siliyer gangliondan sinir demetleri aracılığıyla korneaya iletildiğini belirten Op. Dr. Sevgi Tongal “Hastalarda “fotofobi” olarak isimlendirilen ışıktan rahatsızlık duyma hissi ön plandadır. Görme kalitesinde ise ani ve korneadaki tutulum yerine göre farklı seviyelerde azalma meydana gelir. Virüsün sinirleri tutmasına bağlı olarak korneadaki duyu hissi azalması sonucu bazen korneada çok ciddi yaralar çıksa bile ağrı hissedilmez” diyor.

Virüs 10 yıl sonra bile tekrarlayabilir

Korneayı tutan ve yaygın olarak göz uçuğu olarak bilinen herpetik keratit’in iki şekilde ortaya çıktığını söyleyen Op. Dr. Sevgi Tongal “Bunlardan birincisi çocukluk döneminde gribal enfeksiyon ya da konjonktiva denilen göz dışı yüzey zarını tutan primer hastalıktır. Bu vakalarda göz kapağında kanlanma ve gözün üzerinde içi su dolu kabarcıklar görülür. Primer hastalıkta söz konusu yakınmalar tedavi edilmese bile kendiliğinden kaybolabilir. Ancak ilerleyen yaşlarda görülen “tekrarlayan herpes” tablosunda kornea ve iris dokusunun tutulumu söz konusudur. Dolayısıyla herpes virüsü saydam tabaka dışındaki daha derin tabakalara da tutma eğilimi gösterir” diyor. Herpes virüsünü yok etmenin mümkün olmadığını belirten Op. Dr. Sevgi Tongal “Hastalar tedavi olsalar bile herpes 1-2 hatta 10 yıl sonra bile tekrarlayarak korneada kalıcı hasarlara ve görmede bozukluklara yol açabilir. Bu nedenle herpes tekrarladığında vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurulması ve tedaviye başlanması son derece önemlidir” diyor.

Hastalığın tipinin belirlenmesi tedavi başarısını etkiliyor

Tedavinin başarısında hastalığın yerleştiği alanın belirlenmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Sevgi Tongal, hastalarda aynı anda birden fazla dokunun hastalanabileceğine dikkat çekiyor. Gözün iç kısımlarını ve korneanın derin katmanını tutan herpetik keratit vakalarında tedavinin oldukça zorlaştığını söyleyen Op. Dr. Sevgi Tongal, bu nedenle hastalarda yakınmalar başladığı andan itibaren mutlaka göz hekimine başvurulması gerektiğini ve asla kendi kendine ya da arkadaş tavsiyesiyle ilaç kullanılmaması gerektiğinin altını çiziyor.

Leyditurk.com