''FETÖ gitti sanıyorsunuz, bunların hayatında yeniden döndü geldi''

''FETÖ gitti sanıyorsunuz, bunların hayatında yeniden döndü geldi''
Güncelleme:

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, "FETÖ gitti sanıyorsunuz, bunların hayatında yeniden döndü geldi. Bunlar Yeşil Feministler, Yeşil Kemalistler. Yarın başörtü üzerine şapka da takarlar" görüşünü dile getirdi.

LGBT+'ları hedef alan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tartışması ile LGBT+ hakları için komisyon kurulması önerisine de sert bir dille tepki gösteren Dilipak, Aile Bakanlığı'na da eleştirilerde bulunan Dilipak, "Niçin kurulmuştu, ne oldu! Bu süreçte görev alan ve bu sonuçtan sorumlu olan hiç kimse sessiz kalamaz. Bu işlere yardımcı olan STK’lar, vakıf dernek, sendika, onlar her kimse, onlara sponsor olan sermaye sahipleri, basında onların sözcülüğünü yapanlar, bu sonuçtan sorumlu olacaklar. Susmaya hakları yok. Sebep oldukları pisliği temizlemek zorundalar" dedi.

Dilipak bugünkü yazısında şunları kaydetti:

Bizim “Beyaz Müslümanlar” da bunlar. Başımıza “Tom amca” kesildiler. FETÖ gitti sanıyorsunuz, bunların hayatında yeniden döndü geldi. Bunlar Yeşil Feministler, Yeşil Kemalistler. Yarın başörtü üzerine şapka da takarlar. Piercing ya da Tatto da yaptırırlar. Tatto’lu, Piercing’li bir imam. Ya da cemaat. Sahi Humonaid fahişeler, Humonoidlerin çalıştığı genelevler, ya da Humonoid harem kurmak caiz mi? Humonoid metresinizi başkasına satabilir ya da kiralayabilir misiniz!. Bir kişi en fazla kaç Humonoid fahişeye sahip olabilir. Tabii “Made in Saudia” Humonoidlerin “Helal sertifikası” olacaktır herhalde!? Fetva verecek bir Vehhabi hoca bulurlar. Yeter ki yukarıdan emir gelsin.

Tevbe estağfurullah! Yakında duyarsınız Scientologist Müslümanları da. Çünkü her çeşit Müslüman var artık; sağcı, solcu, liberal, milliyetçi, kapitalist, Ortodoks, Protestan, Katolik Müslüman!?. LBGT yürüyüşlerinde başörtülü, sakallı “birey”ler yok mu? Hazır olun kadın imamlı cemaat şovlara… Artık apart kilise gibi apart mescidlere sahipler, yarın CEDAW Mescidlerinde “Partnerleri” ile birlikte namaz kılacakları mescidler açarlarsa şaşmamak gerek. Kına yaksın CEDAW’cılar, “İstanbul sözleşmesi”ni savunanlar, bunlara göz yumanlar, onlara destek verenler. Bu millet azar oldu, hep böyle azar azar oldu! Onlar saflarını seçiyorlarsa, bizim de safımız bellidir. Biz Hz. Lut’un yanındayız, onlar “Lut kavminin çocukları”. Herkes sevdiğinin peşinden gittiği, safında yer aldıkları ile onlara göz yuman, yardım eden, birlikte olanlarla haşrolacaktır. “Müminler arasında ahlâksızlığın yaygınlaşmasını isteyenlere dünyada ve âhiret’te can yakıcı bir ceza vardır.  Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nûr 19) “Söz ve davranışlarında ileri gidip haddi aşanlar helâk oldular.” (Müslim)

Birileri nasıl cennete ya da cehenneme gidecek, işte böyle! Durmak yok yola devam. Ayaklarınızın gittiği yere gideceksiniz. Sırtınızda taşıdığınız yük, ya kendi cennetinize taşıdığınız tuğla ya da kendi cehenneminize taşıdığınız odun olacak.

Aile bakanlığı niçin kurulmuştu, ne oldu! Bu süreçte görev alan ve bu sonuçtan sorumlu olan hiç kimse sessiz kalamaz. Yoksa içlerindeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden onlar da helak olur gider. Bakanı da, müsteşarı da, onun yardımcısı, daire başkanı, genel müdürü, bunlara destek veren herkes. Bu işlere yardımcı olan STK’lar, vakıf dernek, sendika, onlar her kimse, onlara sponsor olan sermaye sahipleri, basında onların sözcülüğünü yapanlar, bu sonuçtan sorumlu olacaklar. Susmaya hakları yok. Sebep oldukları pisliği temizlemek zorundalar.

Şu ramazanda yaşadığımız rezilliğe bakın! Bunların gazetelerinde yazılıp çizilenlere bakın. İş LBGT’den de öte ensest ilişki sınırına geldi dayandı. Artık, sivil, siyasi, media, iş aleminden destekçileri var. Belediyelere bu konuyu takip için komisyon kurulması talimatı veriyorlar.

Bu ahlaksızlığa, valilikleri, belediyeleri, üniversiteleri, mektepleri, hatta Diyaneti bile alet etmeye kalktılar. Ettiler de. Bu tezgâhın içinde marka başörtüleri, pahalı parfümleri, göz alıcı makyajları ile bizim “Beyaz”lar da vardı ve hatta onları en öne çıkarıyorlardı. Satın aldığınızı sandığınız medianın cesedini aldınız, içindeki şeytanlarla birlikte. Ramazanda bile hâlâ porno basıyorlar. “Bizimkiler” dediklerimiz dizilerinde bunlara yer veriyor, sonra da kalkmış Netflix’i eleştiriyoruz. Neredeyse farkı fark edemeyeceğiz zaten."

Abdurrahman Dilipak'ın yazısının tamamı için...