Başbakan Yıldırım: MİT'ten tatmin edici cevap alamadım

Başbakan Yıldırım, canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu.

Başbakan Yıldırım: MİT'ten tatmin edici cevap alamadım
A+ A-

Televizyon kanallarında canlı yayınlara katılan Başbakan Binali Yıldırım, darbe girişimi konusunda MİT'te istihbarat sıkıntısı yaşanıp yaşanmadığı sorusuna cevap verdi. ATV'nin yayınında "İstihbarat size darbe girişimini niye haber verememiş?" sorusunu yanıtlayan Yıldırım, "Onun cevabını ben de arıyorum. Cumhurbaşkanımıza sürekli her şeyi haber verirler. Maalesef süreçten haberimiz olmadı" dedi. NTV'ye de konuşan Başbakan, "MİT Müsteşarı'na, Genelkurmay Başkanımıza 'Neden önceden haber vermediniz?' diye sordum, tatmin edici cevap alamadım" ifadesini kullandı.

"ASKERİ BİRLİKLER ŞEHİRLERİN DIŞINA TAŞINACAK"

Yıldırım, "Askeri birlikler şehir dışına mı alınacak?" sorusuna "Bununla sınırlı değil. Bunlardan başka çok köklü tedbir alınacak. Hepsini birlikte göreceğiz" cevabını verdi. Başbakan, Jandarma'nın bir iki aydan da kısa süre içinde İçişleri Bakanlığı'na bağlanacağını ifade etti.

"Profesyonel orduya geçilecek mi?" sorusuna da "Adını koymuş değiliz. Silahlı Kuvvetler'de reform ihtiyacı var. Bunu tek başımıza yapacak değiliz. Bu işin uzmanlarıyla, komuta kademesiyle istişare edilecek. Ülkemiz ve ordumuz için doğrusu neyse yapacağız. Olay bize gösterdi ki Genelkurmay kolayca işgal edilebilir; kurumların işgal edilebilir olmaması lazım, bunlara yönelik tedbirler alınacak" yanıtını verdi.

"MUHAFIZ ALAYI OLMAYACAK"

Gece TRT'yi basan ekibin Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayından hareket ettiğini belirten Yıldırım, alayın lağvedilip edilmeyeceğine ilişkin, "Onun kararını aldık, artık burada, bu yerleşkede Muhafız Alayı olmayacak" dedi.

"Darbenin azmettiricisi ABD'deki meczup" diyen Yıldırım, "Amerika darbeden haberi olmadığını söylüyor" sorusuna, "ABD'nin söylediğine itibar ediyoruz. 17-25 Aralıktan beri derlenen dosyaları Amerika'ya gönderdik.15 Temmuzla ilgili soruşturmalar tamamlanınca burdan da dosyalar göndereceğiz. Adalet Bakanımız Amerika'ya gidip bu işleri konuşacak, olayı detaylarıyla anlatacak. Dostluğun gereğinin yapılması da Amerika'dan istenecek" cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ardından Başbakan Yıldırım da darbecilerin Hulusi Akar'ı rehin aldıklarında, Fethullah Gülen ile görüştürmek istediklerini söyledi. Yıldırım, "Darbeciler Orgeneral Akar'la Gülen'i görüştürmek istedi. Akar bunu yazılı ifadesinde bildirdi" dedi.

"13 BİN 2 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI"

Başbakan, 23 Temmuz'daki resmi gözaltı ve tutuklama bilançosunu verdi:

"Bugün saat 14.00 itibarıyla gözaltına alınan şahıs sayısı 13 bin 2. Bunlarda bin 329'u polis. 8 bin 831'i asker. Askerlerin 163' ü general amiral. 2101'i hâkim ve savcı.

5837 tanesi tutuklandı. 436'sı polis, 3 bin 718'i asker. Bunların 123 tanesi general, bin 9 tanesi subay. Hakim, savcıların bin 559'u tutuklu. Mülki idare amirlerinin 31'i tutuklu. Sivillerin 93'ü tutuklu ayrıca adli kontrolle serbest kalanlar 103 ve tamamen serbest kalanlar 693 kişi."

Yıldırım'ın öne çıkan diğer ifadeleri şunlar:

"O gece hemen İçişleri Bakanlığını ve Genelkurmay'ı aradım. İçişleri Bakanı uçaktaymış. Genelkurmay Başkanı'nın ise elinden telefonu almışlar. Telefonuna ulaşamadım.

Bu milli iradeye karşı bir kalkışmadır. Televizyonlara telefonla katıldım. Gece 11 buçuk gibi adını koyduk. Bizim beyanatımızı duyan bazı komutanlar komuta kademesiyle ilgisi olmadığını duyunca hemen harekete geçerek valiliklerle ne yapılacağına yönelik görüşmeleri olmuş. Sayın Cumhurbaşkanımızla 'Artık bu mücadeleye milletimizi katmamız gerekir' diye kararlaştırdık. Meydanlara halkı davet ettik. İnsanlarımız akın akın işgalcilerin olduğu yere akın etti.

MİT Başkanı'nın bir ihbarla haberi olmuş. Genelkurmay Başkanlığı'na aktarmış. Genelkurmay gerekli talimatları vermiş. MİT Başkanı da gitmiş oraya, bir iki saat beraber çalışmışlar. Bütün bunlara rağmen önlem alınamamış. Üstüne üstlük kuvvet komutanlarının tamamı ve Genelkurmay Başkanı'nı derdest ederek Akıncı'ya götürmüşler."

"HEPSİ RASLANTI MI ARAŞTIRILACAK"

"Bunların hepsi rastlantı mıdır, yoksa planın bir parçaları mıdır bu sorular haklı olarak soruluyor. Bunlar ortaya çıkacak, bunların hepsi detaylı olarak araştırılacak. Herkes düğüne gidiyor, yıllarca kendisinin komutanlık yaptığı, nikah şahidi olarak davet edildiği insan gitmiyor. İzmir'de tatildeyken tatilini kesiyor Ankara'ya gelme ihtiyacı duyuyor. Garip olacak birçok olay arka arkaya geliyor. Düğün basılıyor, o komutanlar derdest ediliyor. Bütün bunlar, hepsi bir şeylerin ters gittiğini ve bir şeylerin çok öncesinden planlandığını, hazırlıkların yapıldığını gösteriyor.

İntikam duygusuyla değil, adaletle hareket edeceğiz. Türkiye bir hukuk devleti, hukukun gereği yapılacak. Hiç kimse bu kadar haltı işleyen adamları otel konforundaki mekânlarda barındıracağımızı düşünmesin. Böyle bir şey yok.

"YAŞ ÇANKAYA'DA YAPILACAK"

Yüksek Askeri Şurâ var. 28 Temmuz'a aldık, Belki de bir ilk olacak, Başbakanlıkta yapacağız.

Genelkurmay Başkanlığı, Başbakanlığa bağlı kalmalıdır. Hatta Başkanlığa geçildiği zaman Cumhurbaşkanlığına bağlanmalıdır."

"YOLDA TANKLARA RASTLADIK"

Başbakan Yıldırım, darbe girişimini haber almalarının ardından Ankara'ya gitmeye çalıştıklarını söyledi:

"Tuzla'dan çıktık, nereye gidelim? Sabiha Gökçen'e gidelim dedik. Sonra arkadaşlar 'Orası hedeftir, gitmeyin' dedi. E, ne yapalım? Ankara istikametine gidelim, nihâyetinde en son oraya gideceğiz. Oraya doğru yola çıktık. Yolda tanklara rastladık, onlar bize 'dur dur' işareti yaptı, yol daraldı filan, biraz riayet ettik daha sonra yol genişledi hızla oradan uzaklaştık.

"GENARALİN BİRİ YAZILI EMİR YOLLAYIN DEDİ"

Bir yandan Sayın Cumhurbaşkanımız ayrılma planı yapıyor, bulunduğu yer güvenli değil. Biz de 'Bu hava akımlarını durduralım' dedik. Eskişehir'de hava savunma bölgesinde generallerle konuşabildim. Onların anlattıkları daha vahim. 'Diyarbakır, Balıkesir, Akıncılardan izinsiz kalkan uçaklar bombalıyorlar' dediler.

Onlara 'Kardeşim sizin elinizde başka araç yok mu, niye kaldırıp bunları baskılamıyorsunuz, niye bunların insanlar üzerine saldırılarını engellemiyorsunuz?' dedim. İşte, 'Araçlar yüklü değil, yüklenmesi iki saat sürer, Erzurum'dan bir saat gelmeleri sürer' şeklinde konuşuyorlar. Bu benim canımı çok sıktı.

'Böyle bir şey olamaz kardeşim. Bu dedikleriniz ikna edici değil. Bakın size emrediyorum, derhal bu saldırıları püskürtmek üzere uçakları kaldırın ve bu kepazeliği ortadan kaldırın, emrediyorum' deyince generallerden biri 'yazılı emir gönderin' dedi. Orada tabii benim sigortam attı. 'Vurun kardeşim' dedim. 'Ne yazılı emri kardeşim' dedim. 'Bak ben senden bunun hesabını soracağım. Bu telefonda dediğim her şey yazılı emir niteliğindedir. Ya bu emrin gereğini yaparsın yahut da bunun bedelini ağır şekilde ödersin' dedim. Bu kadar mücadeleden sonra oradan uçakların gelmesini başarabildik ama en az iki saat kaybettik.

Dört farklı isimle konuştum, sonunda harekete geçirmeyi başardım. Bir zaman kaybı oldu, ama sonunda yaptılar.

"JANDARMA BİZ YAKLAŞINCA ATEŞ AÇMAYA BAŞLADI"

Bir yandan yola devam ediyoruz. Gerede'den ayrıldık Samsun istikametine Ilgaz Tüneline gittik tünelde kaldık. Yaptığımız, temelini attığımız tünel bize sığınak oldu. Artık gün ağarmış vaziyette. Karşıda bir jandarma aracı var. Biz yaklaşınca ateş etmeye başladılar. Karşılık verildi. Şoförümüz hemen geri vitese taktı. Atış menzilinden çıktık. Tali yoldanIlgaz merkeze geldik ve Kaymakama konuk olduk.

İsabet etmedi ama ateş oldu, yani birkaç el ateş edildi. Bize doğru hedef gözeterek ateş ettikleri belli. Ama arkadaşlarımız da karşılık verdi. Allah'tan herhangi bir sıkıntı yaşamadık yani. Ucuz atlattık diyebiliriz. Yiyeceğimiz ekmek, içeceğimiz su varmış. Allah sakladı. Önemli değil tabi. Önemli olan bu kadar masum insanı gözünü kırpmadan öldüren bu canileri bu millet asla affetmeyecek.

Bunların ne dinle işi var, ne imanla işi var. Bunları kıblesi, kutsalı yok. Bu bir terörist ama hasta bir terörist. Dini kullanıyor. Din Müslümanların ortak değeri. Bu değeri kullanarak insanları suçuna ortak etmek için her şeyi yapıyor. İşin adını doğru koymak lazım. Amerikalı başkan yardımcısına da bunu aynen söyledim. 'Bu adamı daha fazla muhafaza edemezsiniz. Ayan beyan bu insanlık suçu işliyor. Bu kadar insanın kanına girdi. Dolayısıyla bu suç makinesini ülkeye teslim edin' dedim. İşin özeti bu."