Süleyman Soylu: Bizim hazırlığımız İstanbul depremiydi

Süleyman Soylu: Bizim hazırlığımız İstanbul depremiydi
Güncelleme:

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinde toplam 39 bin 672 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CNN Türk'te Tarafsız Bölge'de Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtladı.

Bakan Soylu'dan açıklamaları şu şekilde:

"Herkesle beraber depremin ortaya çıkardığı sonuçları telafi edebilmek ve ağır süreçteki yaraları sarmak için mücadele ortaya koyuyoruz. Antakya'dayız şu anda. Biraz önce Osmaniye'deydim. Her bir bölgede değerlendirme yapıp, Ankara'daki merkezle ve sayın Cumhurbaşkanımızla paylaşmak ve anlık koordinasyon için arkadaşlarımızla değerlendirme içerisindeyiz. 39 bin 672 vatandaşımızı kaybettik. Arama kurtarma çalışmalarının önemli ölçüde tamamlandığı, 300 binada çalışmaların devam ettiği bir bölümü Hatay Antakya, bir bölümü Kahramanmaraş'ta bir kısmının Adıyaman'da bir de Diyarbakır'da devam ettiğini söyleyebilirim."

"HAZIRLIĞIMIZ İSTANBUL DEPREMİYDİ"

"3-4 yıldır Türkiye, 99 depreminden itibaren deprem hazırlıklarını sürdürüyor. Devletin gücünün nasıl olabileceğini ortaya koymaya çalışıyor. Bizim hazırlığımız İstanbul depremiydi. Fakat Kahramanmaraş hattı da bizim için önemli alanlardan bir tanesiydi."

"ULUSLARARASI SİSTEME ÇAĞRIYA ÇIKTIK"

"Kapasite anında harekete geçirildi. Bu hazırladığımız kapasite jandarmasından, polisine kadar TSK'dan DSİ'sine kadar bütün arama kurtarma ekiplerimize kadar uluslararası sisteme kadar. Biz saat 5.30'da uluslararası sisteme çağrıya çıktık. Şöyle bir durum söz konusu, yaklaşık buraya ulaşabilenler 18-19 saatte ulaştılar. Türkiye'nin her tarafından anında yönlendirdi. Nurdağı yolu farklı noktaya gelmiş. Ankara - Konya arası kapanmış hem hava şartları hem yol şartları. Bütün araçlar yola çıktı, bütün araçlar gidebildiği her yere kadar ulaşmaya çalıştı. 20 binin üzerinde binada arama kurtarma yapıldı. 20 binin üzerinde bina yapıldı 10 ayrı bölgede. Siz elinizdeki bütün arama kurtarma personeliyle ulaşabildiğimiz maksimum sayı 35 bindir. Bu depremin büyüklüğü, etkisi, bu depremin yıktığı binalar ve bu depremin özellikle yıktığı fay hattı esas itibarıyla ve biraz önce anlattığım koşullar havalimanlarının kapalı olması, telefonların çekmiyor olması, hava şartlarının ciddi şekilde etkilemesi evet bir zaman diliminde alana ulaşmayı zorlandırdı. Ama o insanlar yola çıktı."

"ACI GERÇEKLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

"Gaziantep Havalimanı'na indiğimizde etki alanına görebildik. Bizim karşı karşıya kaldığımız bir problem daha söz konusuydu. Gaziantep'e indiğimizde alabildiğimiz bilgiler yerelden aldığımız bilgiler daha bizi bu konuda aydınlatıcı bilgilerdi. 13.24'te yaşadığımız ikinci depremdi. Biz onun etkisini de bölge içerisinde iletişimin neredeyse sıfır olduğu nokta içerisinde. Deprem kendine ait başka bir hatta daha yaygınlığa doğru gitmiş oldu. Türkiye'deki bütün itfaiyeler aynı saatte görevlendirildi. İçerideki bütün kapasitemizi buraya aktardı. Şu anda bölgede 51 vali görev yapıyor. Bağlantı kurduğumuz Sivas - Kayseri hattı dışında bağlantı kalmadı. Aynı zamanda Kayseri - Niğde hattı da etkilendi. Türkiye'nin birçok yerinde hissedilen deprem oldu. Herkes buraya yetişmek için çaba sarfetti. Muhakkak ki sözler olacak biz acı bir gerçekle karşı karşıyayız. Sosyal medyada birtakım değerlendirmeler yapacaklar. O değerlendiremelerin gerçeklerinden alacaklarımız var."

"ANTAKYA'DA 2 BİNADAN BİRİ ŞU ANDA YOK"

"Daha önce Elazığ, İzmir'de orman yangınlarında karşı karşıya kaldığımız modeldir. Burada ölçek çok büyük. 3 Hollanda büyüklüğünde. Bütün arkadaşlarımız her yerde aynı çabayı sevk etmek için büyük çaba sarf edildi. Dünyada hiçbir ülke bu kadar büyük bir depremde bu kadar kısa sürede yaygınlığı oluşturamaz. Ne kadar STK varsa, ne kadar arama kurtarma iş makinası varsa buraya aktılar. Hijyenden ekmeğine kadar tüm detaylarda eksiklikleri sağlamaya çalışan anlayış ortaya konuldu. Hiçbir panik, şaşırmışlık söz konusu değildir. Üzüntülüyüz, büyük kayıplar yaşadık. Medeniyetimizin en güzel şehirlerinde hem insanların yaşadığı hatıralar medeniyetlerin bıraktığı miraslar yerle bir oldu. Bizim millete karşı sorumluluğumuz var. Yöneticiler olarak biz dik durmak zorundayız. Ben Antakya'ya geldim, burayı Deprem olarak tanımlamak doğru değil dedim. Antakya'da hasar oranı yüzde 51. Antakya'da iki binadan biri şu anda yok. Binalar birbirine girmiş. Buranın sürecini içinde yaşamak başka bir şey."

"1 YIL BOYUNCA YARDIMLARIN DEVAM ETMESİ GEREKİR"

"Her bakanlığın kapasitesi var. Birlikte olduğumuz ayrı olduğumuz alanlarda oldu. Valiler, belediyeler ve diğer unsurları oraya çekiyoruz. Orada bir sistem oluşuyor. İlk andaki olaylardan şimdi farklı noktaya geldik. Şimdi çadır kentler var, sonra konteyner merkezleri olacak. Bu arada hasar tespitleri bizim için önemli. Pazartesi itibarıyla tamamlanacağını düşünüyoruz. Ev yapmakla kalmayacağız, şehri tarımdan üretime ayağa kaldırmak zorundayız. Bölgedeki insanlar bilsinler. Bu şehirde yaşayacak hiç kimseyi yalnız bırakmayacağız. Sayın Cumhurbaşkanım söyler hep, 'İnsanları evine sokmadan, işine gitmesini temin etmeden o şehirden çıkamayız.' Devlet burada yoktu demek, bu tanımlamayı tam anlamıyla yapmamak anlamına gelir. Özellikle definlerde hepimiz titizlikle davrandık. 688 kimliksiz cenazeler var. Birimler oluşturuldu, DNA'lar alınıyor, tespit yapılıyor. Mezarlık içerisinde ayrı yerlere gömdük ancak kimliklendirdikçe kimliklerini koymaya çalışıyoruz. Bir ara büyük gönderim söz konusu oldu. Sonra araç yoğunluğu görülünce, duralım anlayışı söz konusu oldu. 1 yıl boyunca yardımların devam etmesi gerekir. Devlet kendi kaynaklarından süreci yönetecektir. Özellikle gıda yardımı. Barınmada yardımcı olmak isteyenler olabilirler. Elbette ki kitaplara ihtiyaç var. Giysiye ihtiyaç var. Ama ikinci el yok. Buradaki vatandaşlarımızın 2. el kıyafete ihtiyacı yok.