Deprem

İzmir’de çok deprem yaşadık, beşer, yedişer saniyelikti , korktuk, ama atlattık . 2005 yılında neredeyse bir ay sokaklara koştuk, yazlıklarda konakladık.
Bu sefer ki başkaydı, daha sert ve uzundu.
Hiç bitmeyecek gibiydi.
Sokağa çıkmakta zorlananlar oldu, sanki ani bir başdönmesi, ayakların dolaşmasıydı.
Salladıkça salladı, savurdukça savurdu.
Korkunun , paniğin ve kaosun zirvesiydi.
Hazırlıksız yakalandık.
Telefonlar bir süre sustu, sokağa çıkanlar çaresizce bağrıştı, yıkılan binalara profesyonelce ulaşılamadı.
Bir dostum mesaj attı, ‘yakınım enkaz altında, yardım edin bakanım’ diye.
Valiliği aradım, Binali Beye(Yıldırım) mesaj attım; ‘aman sayın Başbakan yardım’diye . O da elini uzattı, ne mutlu.
Gördüğüm manzara; panik ve korkuydu.
Seferihisar da felaketi yaşamıştı, mini bir tsunami.
Devlet kısa sürede devreye girdi, ama olan oldu.
Gördük ki, bu felaketi beklememişiz.
Oysa gelecekti, biliyorduk.
Şimdi yapılacak net; hasarlı binalardan uzak olmak, girmemek. Devletin ve yerel yönetimlerin hızlı bir tespitle sakıncalı binaları acilen boşaltması, iskan dışı tutması, kentsel dönüşüm yapması, belki Richter ölçeğine göre 5.8-6’lık deprem olabilir diye tetikte olmak, deprem önlemlerini yeniden anımsamak..
Sonrasında riskli bölgelerde hızlı bir inceleme ve sakıncalı binaların yıkımı..
Uzun vadede de artık riskli yerlerde inşaatları azaltarak, ‘çok katlı ve kirişi-kolonu kurallara uymayan ‘ binalara artık ‘dur’ demek..
Yani.. Kurallara uyma zamanı..

A+ A-