En büyük miras

Cumhuriyet, Türk insanına bırakılan en büyük mirastır.

29 Ekim, sahada kazanılan anlı şanlı zaferlerin tacıdır.

 Peki, insanımız bu mirasa yeterince sahip çıkabiliyor mu?

Sosyal medyada sıklıkla paylaşılan “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” sözü bir film repliği değildir. Bir anda akla gelip uygulanan bir şey de değildir.

Bir hedefin, bir emeğin, yıllarca verilen uğraş ve çabaların finalidir.

 Bugün oturduğu yerden ahkâm kesen, cahile, geçmişin öcünü alma hırsıyla, nefret tohumları ekerek büyüttükleri çocuklara cumhuriyeti anlatamadıysak bu Cumhuriyet’in değil, bu güne kadar ülkeyi yöneten seçilmiş günübirlikçiler ve okumuş cahil aydının suçudur.

 Parçalanmış, sürekli toprak kaybeden, yabancıların boyunduruğu altına giren, koca bir imparatorluktan ciddiye alınmayan ve küçümsenen bir toprak parçasına dönüşen bir coğrafyada özgürlüğü söküp çıkaran adama sadece kahraman denir!

 Hangi toplumda, hangi memlekette esaretten kurtaran bir komutana, kulluktan vatandaşlığa, yoktan varlığa ulaştıran bir siyaset adamı ve ülke kurucusuna, 100 yılda tamamlanacak işleri on yıllara sığdırabilen bir devrimciye hakaret edilebilir?

 Bu, günümüzde, yakın geçmişte yaşanıyorsa, Atatürk’e hakaret edenlerin hainliği ve zavallılığıdır.

 Bugün camilerde fetvalarda, adını anmak istemeyenlere kızmak normal, ama normal olmayan Atatürk’e hakaret edenleri görmezden gelip unutmaktır. Gelecekte bu hainlere dair kitaplar yazılacaktır kuşku yok!

 Eserleri bugün yok sayılabilir, adı her yerden silinebilir, kurdukları yıkılabilir, satılabilir hepsi. gönüllerden silmeye kimin gücü yetecek?

Unutulmasın; tarih kitapları bugün yaşananlarla yarın yazılacak.

 Bu özette anlatılanlar yeni değil. Yüz yıl önce de vardı, yarın da olacak.

Peki, biz ne yapacağız veya ne yapmalıyız?

 Bugün bir takım yobaz gericilerin anlattıklarına bakmayın; Mustafa Kemal soğuk cephelerde siroz hastalığına yakalandı, içki masasında değil.

Çocuklarımıza, torunlarımıza abartıdan kaçarak Atatürk’ü mutlaka anlatmalıyız.

Kafkas cephesi, Arap ve Afrika çölleri, Çanakkale’nin tepelerinden, Afyonun soğuklarında bir dibe vurmuşluğun kırıntısından onurlu bir devlet yaratışını anlatmalı.

 Cepheden cepheye koşan, suikast girişimlerini atlatan, isyanlar, entrikalar, düşmanlar, hainler ve yobazlar arasında aydınlık yarınlar için hayal kuran bu yüce insan kanın her zerresine kadar özümsenmeli ve özümsetilmeli.

 57 yıllık kısa bir yaşama yüzyıllarca anlatılacak askeri, siyasi ve felsefi yenilikler, devrimler ve bir devlet sığdırabilen yüce insanı bizler hayallerimizde, aklımızda ve geleceğimizde mutlaka yer vermeliyiz.

 Atatürk’ü unutmak Türkiye Cumhuriyetinden vazgeçmektir.

 Çocuklarımıza, geleceğimize bırakacağımız en güzel miras Cumhuriyet ışığı altında güçlü bir Atatürk sevgisidir.

Ulusal Bayramların tatil yapmak için bir araç olmadığı, tatildeyken bu günün anlam ve önemini kavrayıp, kavratabilecek bilince ulaşmaktır en güzel miras.

 Saygı duymak ve saygıyla anmak tapmak değildir.

Her vatandaş 10 Kasımlardaki hüznü; çocuklarına aşıladığı kadar anlatabilir yitip giden bir değeri.

 Cumhuriyeti, ilkeleri, devrimleri sahiplenmek ve ulusa, devlete sahip çıkmaktır en büyük miras.

 Bu koca dünya ’da doğduk hepimiz bir gün toprak olacağız. Önemli olan erdemli bir insan olabilmektir.

Annemizin, babamızın ve sevdiklerimizin mezarı başında ve bununla birlikte 10 Kasımlarda gözümüzün dolduğu kadar insanız.

 Bu Cumhuriyet bize miras kaldı; biz bize teslim edileni çocuklarımıza emanet ederken, bizim en önemli mirasımız da Atatürk bilinci ve sevgisi olmalı. Atatürk’ü anlayan bir nesil Cumhuriyete de sahip çıkar mutlaka.

 Hüzünlüyüz evet. Ama Atatürk sevgisi ile birlikte Cumhuriyeti sonsuzluğa taşıyarak bu hüznün etkisini azaltıyor.

Rahat uyu yüce insan.
Bizim için yaptıklarını yok sayacak kadar küçülmedik, ihanet içine düşmedik.
Emanetini güçlendirecek, yarınlara taşıyacağız.

Twitter : @yolagiden
İnstagram : @yolagiden

BENZER YAZILARI OKUYUNUZ

29 Ekim'i Anlayabilmek

Ata’ya son mektup

Cumhuriyet nimetleriyle Osmanlı rüyası

 

A+ A-