'Gerçek duyguları saklamadan yansıttıkları için çocukların fotoğraflarını çekmekten keyif alıyorum'

Güncelleme:

Fotoğrafı bir ifade biçimi ve yaşam tarzı olarak kullanan Ufuk Altunkaş, aslen tanındığı moda ve sanat fotoğraflarının yanı sıra başkalarının pek de fark edemediği anları fotoğraflamayı sevdiğini söylüyor. Sırasıyla yaşadığı Londra ve Berlin’de fotoğraf çalışmalarına devam ederken, 2015 yılında dönüş yaptığı İstanbul’da da kişisel sergilerini sürdüren sanatçıya merak ettiklerimi sordum.

Hikayeni senden dinleyebilir miyiz? Fotoğraf çekmeye başlama sürecin nasıl oldu?

Fotoğraf sanatçısıyım, istatistik lisansım, ayrıca oyun teorisi ve ekonomi yüksek lisansım da mevcut. Ama o işlerden para kazanmıyorum. Mimar Sinan’dan mezun olduktan sonra sırasıyla İngiltere ve Almanya’ya göçtüm. Berlin Humboldt Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmanın yanı sıra Berlin Sanat Akademisi’nde sanatsal eğitimler aldım. Oralarda uzun yıllar yaşayıp fotoğraf çalışmalarına devam ettim. Benim fotoğrafa başlama sürecim çocukluk yıllarıma dayanıyor. Hatta bir inat uğruna bile fotoğrafla çok daha fazla yakınlaşmış olabilirim. Babamın birden fazla analog fotoğraf makinası mevcuttu ama onlara dokunmama izin vermiyordu. Ben de herkesin uyuduğu sabah saatlerinde gizlice kalkar onları alıp kendi kendime fotoğrafçılık oynardım. Çocukluk yıllarımdaki yaşadığım bu süreç beni tetikledi diye düşünüyorum.

‘’Sokakta çektiğim fotoğraflarda genelde insanların gözünden kaçan hikayeleri çekmeye çalışıyorum. Hatta bazen ben bile burası İstanbul mu diyebiliyorum kendi fotoğraflarıma bakınca.’’

Moda ve sanat fotoğrafların ile tanındın. Peki sen kendini nasıl bir sanatçı olarak tanımlıyorsun?

Benim kendimi öncelikle bir sanatçıdan ziyade dürüst bir insan olarak tanımlarım. Üretim sürecimde kişisel özelliklerimden zerre ödün vermiyorum diyebilirim. Açıkçası benim için fotoğrafın iki yönü mevcut. Ekonomik olarak hayatımı idame ettirdiği kısmı ve sosyolojik olarak etki yaratabileceğim diğer kısmı. Sokakta çektiğim fotoğraflarda genelde insanların gözünden kaçan hikayeleri çekmeye çalışıyorum. Hatta bazen ben bile burası İstanbul mu diyebiliyorum kendi fotoğraflarıma bakınca. Bu süreçte benim adalet anlayışım ve korkusuz tutumum ortaya çıkıyor. Ben nasıl bir sanatçıyım kısmına gelirsek ben mesaj vermeyi ya da görmezden geldiğimiz gerçeği göstermeyi seven hatta bazen alenen göze sokmayı seven bir sanatçıyım diyebilirim. Gözümüzden kaçan şeylerin iyi bakıldığında ne kadar güzel olduklarını vurgulamaya çalışan biriyim.

Yurt içi ve yurt dışında birçok kişisel sergin oldu. İlk kişisel sergin ve sonraki süreç nasıl ilerledi?

İlk olarak karma bir sergiye katılmıştım ve benim için biraz heyecanlı bir süreçti. Daha önce bir deneyimim yoktu ve sosyal medya çağının öncesinde gerçekleşen bir süreç olduğu için daha korkutucuydu o dönemler benim için. Malum günümüzdeki kadar hazırlıklı değildik negatif tutumlara o dönemler. Sonrasında bir festivalden solo sergi açmam için davet aldım ve ilk kişisel sergimi böyle açtım.

‘‘Gerçek duyguları saklamadan yansıttıkları için çocukların fotoğraflarını çekmekten keyif alıyorum.’’

"Göç ve Çocuklar" Contemporary 2017

En ilgi gören sergilerinden biri Göç ve Çocuklar sanırım. Bu projenin hikayesi nasıl başladı?

Evet bu sergi 2017 Contemporary İstanbul bünyesindeydi. O dönem benim çektiğim fotoğrafların çok ilgi gördüğü dönemlerden biriydi. Bir sanat galerisinden o dönemin konsepti olan göç kavramını değerlendirip bir çalışma yapmam için teklif geldi ve Göç ve Çocuklar böylece doğmuş oldu. Belgesel kıvamında ama aynı zamanda sinematik ve marjinal çizgiler de barındırıyordu fotoğraflar.  Üstünden beş sene geçmesine rağmen hala hatırlayan insanlar olması beni mutlu ediyor. Gerçek duyguları saklamadan yansıttıkları için çocukların fotoğraflarını çekmek bana her zaman keyif vermiştir. 

 Peki ya NFT? Bize biraz da buradaki koleksiyonundan bahseder misin?

NFT gelişim süreci bir değerleme metodu benim için. Üniversite eğitimlerim gereğince biraz borsa ve finans mantığıyla yaklaşıyorum bu konuya.  Bir miktar çekimser olmakla beraber bu alışveriş metoduna karşı deneyimlemek gerekli olduğunu da düşünüyorum. Bazen şans sizi başka yerlere sürükleyebilir. Çok fazla kazanan insanlar oldu merak duygusunun etkisiyle ama günümüzde kripto borsasının dalgalanmaları NFT satış riskini etkiledi. Benim sokakta çektiğim fotoğrafların bir arada olduğu NFT koleksiyonlarım mevcut. Buradaki amacım satıştan ziyade elde ettiğim gelirle insanlara fayda sağlayacak projeleri üretebilmek.

 ‘‘Ağaçtan ilham alabilirsiniz ama bir ressamın çizdiği ağaçtan ilham alıp benzerini çizerseniz bu sanat olmaz.’’

 Dijital sanatlar ile ilgili fikirlerini alabilir miyiz?

Anlam ifade ettiği sürece sanatın her türlüsünü destekliyorum. Çağımız da bu süreçten geçiyor bana göre. Malum görsel olarak her şeyin sunulduğu bir çağdayız. Bu da kişinin çok fazla etkilenmesine olanak sağlıyor. Benim arayışım da bireysellik oluyor bu süreçte. Ağaçtan ilham alabilirsiniz ama bir ressamın çizdiği ağaçtan ilham alıp benzerini çizerseniz bu sanat olmaz. Bu çağ da böyle bir imtihandan geçiyor. Dijital sanatlarda bu tekrar olayı çok olası. Hatta günümüzün ünlü şahsiyetleri 30 kişiye iş yaptırıp kendi sanatları gibi sergileyebiliyor ya da var olan bir şeyi ilk kendileri yapıyormuş gibi sunmak da dijital sanatın devamlılık açısından sorunlarından biri bana göre.

 Sana da sormak isterim: Sanatta sansür olur mu?

Sansür uygulamak biraz otorite kaynaklı korkunun sonucu bana göre. Uygulayan da uygulatan da bir şeylerden korkuyor. Ama tabii ki bu hikayenin de ince bir çizgisi var bana göre. Zeki bir sanatçının alenen bir şeyi provoke etmesine gerek olmadığını düşünüyorum. Bana göre kişiyi sanatçı yapan kısım da işin sonunda attığı imza ufak bir dokunuştur. Mesajını kendi eserinin içine gizemli bir sanatçı. Bunu yapabilen arkadaşlara alkışlayalım.

 Fotoğrafın dışında ilgini neler çekiyor?

Sanatçı bir imajım olsa da arka planda ekonomi teorilerini takip ederim, malum bir tarafımda da matematik var. Son dönemde sporla ilişki kurmaya çalışıyorum. 36 yaşında piyano öğrenmeye başladım ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Sesimin güzel olduğunu söyleyen insanlar da var. Kendimce piyanoyla çalıp söylemeye çalışıyorum. Tiyatro ve sinemaya ilgim de azımsanmayacak seviyede.

"Göç ve Çocuklar" Contemporary İstanbul 2017

 Son olarak gelecek için hedeflerinizde neler var? Bize bahsedebileceğiniz projeler var mı?

Hazırda bekleyen 3 projem var. Bir tanesi geçen senelerde bir sakatlık yaşadığım için beklemeye aldığım İçimizdeki Şeytan (Inner Demon) fotoğraf sergisi. Bir diğeri ise İstanbul sokaklarıyla ilgili Gerçek Bir Hikayeden Alınmıştır (Based on true Story) sergisi. Son olarak geçmiş sergilerden bir best of yapıp geliri çocukların eğitimi için kullanılacağı bir sosyal sorumluluk projesi oluşturmak isitiyoum.