Kızgın demiri soğutmak

Yerel seçim süreci ateşli ve sert sözlerle geçti. Özellikle iktidar kanadının sert üslubu seçim sürecine damga vurdu. İktidara gönülden bağlı köşe yazarları bu söylemin ateşli savunucuları oldular.

31 Mart seçim sürecinde iktidar kanadı, seçim politikasını ülke bekası olarak belirledi.

Bunun altını doldurmak gerekiyordu.

PKK ile organik bağlılığı genel kabul görmüş, ama YSK tarafından seçime girmesinin önünde her hangi bir engel olmayan HDP hedef tahtasındaydı. HDP birçok ilde aday göstermedi ve iktidar karşısında güçlü olanı destekleyeceğini açıkladı. Ve bundandır ki; HDP, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerde CHP adaylarını destekledi.

CHP ve İyi Parti kurumsal bir ittifak yaptılar ve bu ittifakta HDP resmi olarak yoktu ama sürekli; “Teröristlerle iş birliği” içinde olmakla suçlandılar.  İyi Parti ve CHP’nin oluşturduğu ittifak ( HDP ve Saadet’i de gizli ortak sayarak ) dörtlü çete olarak dile getirildi... İçişleri Bakanı Süleyman Soylu; CHP’lilerin şehit cenazelerindeki protokole alınmaması için valilere talimat verdiğini açıkladı.

HDP ateşin ortasındaki kor misali muhalefetin elinde bir ateş topu oldu. İktidar kesimi adayları, yazarları, parti yöneticileri HDP üzerinden muhalefeti sert dille ve ağır sözlerle suçladılar.

Bu ağır dile, iktidarın kullandığı ekonomik ve siyasi güce, basın ve teknik olanaklara rağmen özellikle büyükşehirlerde muhalefet önemli bir güç elde etti. Seçim neticesinde demokrasi kazandı.

Uzatmayalım…

Yakın zamanda hepimiz, duyduk, okuduk ve bu süreci yaşadık.

Sert ve zorlu geçen bu sürecin sonunda…

Cumhurbaşkanı ve AKP genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, “Kızgın demiri soğutma” çağrısı yaptı.

Bu çağrı normalleşme çağrısıdır. Her kesim tarafından gönülden sahip çıkılmalı, sözde kalmamalıdır.

İçselleştirilmeli ve özeleştiri kültürünün tekrar hatırlanması gerektiğinin habercisidir.

Fakat.

Unutulmamalıdır ki; kızgın demir; halkın oyuyla seçimi kazanan belediye başkanının elini sıkmayarak, görmezden gelerek soğumaz.

Kızgın demir; ana muhalefet partisine atılan yumruğun, arkasındaki güçleri hukuk önünde cezalandırmaya, suçluyu bulmak için niyet ortaya koymakla soğuyabilir.

CHP Genel Başkanına atılan yumruk seçim sürecinde kullanılan orantısız dilin sonucudur. Arkasında her hangi bir gücün olmadığını bile varsaysak, siyasilerin yaptığı sorumsuz açıklamaların nereye varacağını bildiren, halkın dolduruşa gelebileceğinin düşünülmesini gerektiren canlı bir uyarıdır.

Kızgın demir; suyla soğukla değil, ortak akılla ve demokrasiyi tüm kurumlarla çalıştırarak, her kesimden seçilmişin iradesini ülke menfaatlerine ortak ederek soğuyabilir.

Kızgın demir, seçimin bir yarış olduğunu ve seçim sürecinde söylenen tüm kötü sözlerin hafızanın dibine itilerek unutulmasıyla soğuyabilir. Bu devlet adamlığı geleneğidir bir noktada.

Artık gerçek gündeme dönülmeli ve ekonomideki kötü gidişe çare aranmalıdır. Kızgın demir, mutfaktaki tüpte, buzdolabının rafındadır.

Demokrasinin farklı renklerden harmanlanan bir yumak olduğunu ve birbirini tamamlayan ulusal bir karakterin parçaları olduğu unutulmamalıdır. Demokrasi farklı seslerin dile getirilmesini sağlayan bir uluslararası kabul görmüş siyasi tercih ve uygulamadır.  Değeri bilinirse, ülkeyi geleceğe taşıyan yollar sağlamlaşacaktır.

Ortak aklın kıymeti bilinmeli ve demokrasinin gerçek anlamında buluşmak için irade geliştirilmelidir.

Kısır çekişmeler bu ülkenin geleceğinden harcanan kredidir.

Kavgacı üslubun, tartışmaların kimseye bir fayda getirmediğini anlamalı, “kızgın demiri soğutmalı” ve hep beraber demokrasiyi güçlendirmeliyiz. Demokrasisi güçlü ülkeyi ne ekonomik, ne siyasi hiç bir güç yıpratamaz.

Birlikten kuvvet doğar diye bir atasözümüz yok mu bizim?

www.twitter.com/yolagiden

 

 

 

A+ A-