Korona'dan yitip gidenler

Aralık ayı sonunda ilk olarak Çin'in Wuhan kentinde görülen koronavirüs vakası, Türkiye'de Mart ayı başında görüldü.

18 Martta ise ilk ölüm gerçekleşti.

Sağlık Bakanı ilk ölümü açıklarken oldukça duygusaldı.

Sonra, biraz işi gereği, biraz dünyadaki salgın gerçeğinden dolayı iş rutine bindi.

Şimdilerde her akşam düzenli olarak tablo açıklanıyor.

Ekranlarda, gazete köşelerinde herkes bu tabloyu yorumluyor.

Kimisine göre durum kötüye gidiyor, kimisine göre kontrol altına alındı.

Umarım, kontrol altına alındı diyenler haklıdır.

Kuşkusuz her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de sayılarla ilgili tartışmalar var.

Ama faydasız bir tartışma.

Gidenlerin geri gelmeyeceği bir sabun köpüğü durum.

Bu yazı 26 Nisan verileri açıklanınca yazıldı.

Sağlık Bakanı tarafından açıklanan 26 Nisan 2020 tablosuna bakınca ben 2.805 canın artık olmayacağını görüyorum.

2.805 can.

Hayalleri, evlatları, ailesi olan…

Geride kalan dullar, öksüzler, yetimler aklıma geliyor.

Bir ayda bu kadar ölüm, az mı fazla mı, uzmanlar yorumlasın.

Ben geri gelmeyeceklere yanıyorum.

Koronavirüs salgınında bulaşma riskini durdurmak veya en azından azaltmak için Dünya’nın ve Avrupa’nın birçok ülkesinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Türkiye’de hafta içi çalışma, hafta sonu kısmi sokağa çıkma yasağı ilan edilerek mücadele ediliyor.

Bunun ne derece faydalı olacağını zaman gösterecek.

Çünkü mutasyona uğrayıp, tekrarlama ve yeni dalgalarla yayılma ihtimalleri sürekli konuşuluyor.

23 Nisan’dan başlayıp, dört günlük kısmi sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Ramazan ayı içerisindeyiz.

 Önümüzde bir mayıs işçi bayramı var. Hafta sonlarıyla birlikte tatili bol bir ayın içindeyiz yani.

Mayıs ayı ile birlikte muafiyeti dar, genel sokağa çıkma yasağı ilan edilemez mi?

Ramazan Bayramına bayram gibi girebilir, sevdiklerimizle sarılabiliriz.

A+ A-