Peki şimdi ne olacak?

Hünkâr İskelesi Antlaşması. Adını hiç duydunuz mu? Ya da önemini biliyor musunuz? Rusya ve Osmanlı arasında ‘93 Harbi’ olur. Osmanlı Ordusu bozguna uğrar. Doğu’da Kars işgal edilir. Batı’da Rus Ordusu da bugünkü Atatürk Havalimanı’nın bulunduğu Yeşilköy Kargasekmez Çayırı’na yerleşir. Ve İstanbul artık top atışı mesafesindedir.

Paniğe kapılan Padişah, apar topar ‘barış antlaşması’ imzalar. “Hünkâr İskelesi” adı verilen bu antlaşma, Rus Donaması’na İstanbul Boğazı’nda ve İstinye’de donanma üssü kurma hakkını verir. Bu hak Avrupalı büyükler için kabul edilemez bir şarttır. İngiltere ve Fransa, Osmanlı’yla beraber Rusya’ya savaş açar ve meşhur Kırım Savaşı başlar.
Bugün de pek farklı bir durum yok. Ukrayna’yı işgal eden Rusya, Kırım’ın konumunu konsolide etmeye çalışıyor.

Herkes gibi ben de gördüğüm manzaradan rahatsızım! İşin insani boyutu tam bir dram ve yürekleri sızlatıyor. Bu ciddi bir savaş ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in adeta gözü dönmüş vaziyette. Masum insanların, sivillerin ve çocukların öldürülmesi asla affedilemez bir suç!

Şimdi isterseniz geriye doğru bir adım atalım ve gelin bu olayları kimin tetiklediğine birlikte bakalım.

Peşinen söylüyorum: Bugün ortaya çıkan bu tablonun mimarı ABD Başkanı Joe Biden’dir. Biden’in beceriksiz dış politikalarının bir sonucudur Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi.

İnsana sorarlar:

TV dizisi organize edip bir komedyeni önce politikaya hazırlayıp (Ne yazık ki toplumlar TV’de gördüklerini gerçek sanıyorlar!) sonra da gaza getirip ne diye NATO’ya zorla sokmaya çalıştın?

Çok yakın zamanda Gürcistan’da aynı tiyatroyu sahneye koyup Rusya’nın tanklarını Gürcistan’a soktuğunu ne çabuk unuttun?

Batı’yla Doğu arasında, Ukrayna’nın “tarihi tampon bölge” teşkil ettiğini ne çabuk unuttun?

Deyim yerindeyse, ayının inine çomak sokup ayıyı neden tedirgin ettin?

Ukrayna’yı NATO’ya sokmaya çalışacağına neden AB üyesi yapıp demokrasisini güçlendirmedin?

Bugünkü küresel dinamikler içinde Ukrayna’nın NATO üyesi olmasının hiçbir kıymeti harbiyesinin olmadığını niçin düşünmedin?

Şimdi masum insanlar ölürken “Putin diktatördür” diyerek bu işten sıyırmak o kadar kolay olmamalı.

SAHADA NELER OLUYOR?

Putin, işgalin kolay olacağını düşünmüştü ama kazın ayağı öyle çıkmadı. Ruslar zorlanıyor. Putin başarısız olursa kendi kellesinin gideceğini de biliyor ve bu nedenle masadaki potu ikiye katladı. Her ne pahasına olursa olsun Kiev’i ele geçirecek ve kendine yakın bir hükümet kurduracak.

Arkasından Dinyeper Nehri kıyısında iki ‘KKTC’ kurduracak ve Ukrayna’nın doğusunu Rus uydusu yapacak. Bu iki ‘KKTC’ üzerinden Kırım yarımadasını karadan Rusya’ya bağlayacak ve Azov Denizi’ni de Rusya’nın Marmara Denizi yapacak. Ukrayna’ya da Odessa Limanı’ndan çıkış verecek.

Putin'in planı bu yönde! ABD nasıl elindeki eldivenleri Kuzey Suriye’de çıkarmadan Kürtleri gaza getirdiyse aynı senaryoyu Ukrayna’da oynamaya çalıştı. Kuzey Suriye hüsranla bitti! Bakalım Ukrayna nasıl bitecek.

YAPTIRIMLAR NE KADAR ETKİLİ?
ABD tam 40 yıldır İran İslam Cumhuriyeti’ne yaptırım uyguluyor ama uyguluyor da ne oluyor? İran’da ayakta, ses sanatçısı Ebru Gündeş de...

Neden? Çünkü İran petrol üreticisi ve Dubai üzerinden petrolünü dünya piyasalarına sürüyor. Rusya sadece petrol üreticisi değil, aynı zamanda stratejik başka metallerin de üreticisi ve Batı’nın bunlara ihtiyacı var.

RUS-ÇİN İŞ BİRLİĞİ
Putin, Ukrayna hamlesini yapmadan önce, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'e ziyarete gitti-ki bu çok önemli bir temastı!

Rusya, Kış Olimpiyatları bitmeden hamle yapmayacağı konusunda anlaştı.

Rus petrolü ve ham maddelerinin Çin tarafından bol bol alınacağının mutabakatına varıldı.

En önemlisi de BM Güvenlik Konseyi’nde iki ülke beraber hareket edecek ve Ukrayna’yla ilgili ABD’yi veto edip elini kolunu bağlayacak.


Bir de Rus Çin iş birliğinde telaffuz edilmeyen başka bir boyut daha var: Ömür boyu başkan seçilmiş Şi Ukrayna’yı model olarak kullanıp Taiwan’a mutlaka bir hamle yapacak.

BİDEN'İN MANTAR DIŞ POLİTİKASI
Madem NATO bu kadar önemli, öncelikli ve elzem. O zaman Ukrayna NATO üyeliği için dünyayı neden birbirine kattın?

Daha başkan olur olmaz, ayağının tozuyla, yüz yıldır tartışılan Ermeni Soykırım teklifini kabul edip, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip, yıllardır müttefikin olan Türkiye’yi neden küstürdün. Acelen neydi?

Senin eski patronun ve senden çok daha çaplı Barack Obama bile genel Amerikan çıkarları doğrultusunda Ermeni Soykırımı konusunu pas geçmişti.

Şimdi liberal Amerikan medyası üzerinden Putin’i eli kanlı diktatör olarak lanse etmek Amerikan Dış politikasının günahlarını affetmiyor.

‘Ayının’ inine girdin dans etmek zorundasın ve dansı sen değil ayı bitirecek.

Gelelim Truvalı Helen’e…

Adı tarihe geçmiş ve onun yüzünden savaş çıkan Truvalı Helen diyorum çünkü romantizmi bir kenara bırakarak gerçeklere odaklanmak gerekir.

İnsanoğlu bir kız kaçırma olayından savaş çıkaracak kadar irrasyonel değildir.

O savaş Karadeniz ile Akdeniz arasında ticareti kimin kontrol edeceği ve dolayısıyla Çanakkale Boğazı’nın kimin denetiminde olması gerektiği nedeniyle çıkmıştır. Konu Truvalı Hellen’in çeyizi değil, uluslararası ticarettir!

Bir an için bandı yüzlerce yıl ileri sararsak, Churchill dahiyane bir strateji geliştirmiş, Rus Çarı’na Boğazlardan geçip, deniz yoluyla yardım edip, Lenin’nin Bolşevik hareketini ezmeyi öngörmüştür.

Dünya lideri Chuchill’in hesaba katmadığı, askeri dehasıyla inadını harmanlayıp, Çanakkale’yi geçilmez kılan Albay Mustafa Kemal’in savunmasıdır.

Bu olay Sovyetlerin kurulmasında belli başlı etkenlerden biridir.

Bu nedenledir ki Lenin, Kurtuluş Savaşı’nda Boğazlar konusunda yaptıklarının yapacaklarının garantisi olan Türkiye’den her türlü yardımı esirgememiştir.

Ne zaman ki Rusya Türkiye’ye karşı tavır değiştirmiş, bunu fark eden kurt İngiltere hemen maçı kendi lehine çevirmiş ve Montrö Antlaşması’nı imzalamıştır.

Sosyal medyada çok fazla gündem olan İngiliz Kralı’nın Dolmabahçe Sarayı ziyaretinin esas sebebi de budur.

Bu antlaşma sadece Boğazların denetimi değil, aynı zamanda Kırım Savaşı’ndan bu yana Rusya’ya karşı  kuyruk acısı olan İngiltere’nin Türkiye’yi Batı’ya çıpalıma sembolüdür.

O nedenle fazla abartmamak gerekir, İngiliz Kralı bu kadar büyük bir mükafat için bırakın Dolmabahçe’yi, Sarıyer’de balıkçıya bile gelirdi.

Ukrayna olaylarıyla birlikte Türkiye’nin stratejik konumunun önemi bir kez daha temayüz etti.

Öyle ki eski çamların bardak olmadığını, bilakis içi dolu sürahi gibi halen masada durduğuna bir defa daha tanık olduk.

İzleyeceğiz ve göreceğiz!

Önemli çünkü dünya ekonomisi Çin’den çıkan virüsle bir aparküt yedi, şimdi de Rusya‘dan ikinci bir kroşe yumruk aldı. İnşallah nakavt olmaz!

Diğer Yazıları
Çanakkale Köprüsü'nü bir de benden okuyun
Rusya - Ukrayna gerilimi
Fadıl'ın Ribası
Amerika'nın Hal-i Pür Melali
Ne vefalı komşumuzdun sen Merkel Abla!