Süper Lig’de bir sezon daha sona ererken…

Önceki yıllarda, Fenerbahçe maç kaybedince olumsuz anlamda çok etkilenir, üzülürdüm. Sonrasında, TV’lerde Avrupa ve diğer liglerden maçlar yayınlanmaya başlayıp, oralarda oynanan futbolun kalitesini, seyircilerin maç izleme davranışlarını ve centilmenliklerini görünce, ülkemizdeki futbol yapısıyla Fenerbahçe maç kaybedince üzülmenin anlamsız olduğunu anlamaya başladım. Çünkü ligler daha başlamadan şampiyonun (İstisnalar dışında) üç büyüklerden birinin olacağı, kulüp başkan ve yöneticilerinin sürekli birbirini suçladığı, hakem hataları ve federasyon yönetiminin sürekli konuşulduğu, teknik direktör değişikliklerinin sık yaşandığı ve en önemlisi uluslararası sportif başarıdan yoksun bir ligi, çok önemsemenin gereksiz olduğuna kanaat getirdim. Fenerbahçe’nin kaybetmesini tabi ki istemiyor olsam da, iyi oynayanı, hak edeni alkışlamayı, tebrik etmeyi, onların maçlarını izlemeyi ilke edindim.

Süper ligde bir sezonu daha tamamlamış bulunuyoruz. Şampiyon Beşiktaş’ı ve şampiyonlukta emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum. Beşiktaşlı futbolcu Sergen’in, teknik direktör olarak da Beşiktaş’ta şampiyonluk yaşaması gerçekten çok güzel. Bu sezon, seyircisiz oynanan maçlar, VAR uygulaması ve teknik direktör değişiklikleri kanaatimce ön plana çıkmıştır. Seyircisiz maçlar, takımları mali açıdan gelirden yoksun bırakırken, deplasman baskısını ortadan kaldırarak, herkesin herkesi yenebileceği, iyi oynayan, iyi takıma sahip olan takımların kazanabileceği maçları ortaya çıkarmıştır. Stadlar, sadece teknik direktörlerin veya futbolcuların birbirlerine bağırmalarının duyulduğu “sessiz mabetlere” dönüşmüştür. Ayrıca, seyirci baskısı ve coşkusu olmayınca, futbolcular, derbi maçları sonrasında bile centilmenlik içerisinde sahayı terk etmiştir.

Bu sezon süper lige yükselen Hatayspor ve Karagümrük’ü iyi futbolları ve performansları nedeniyle alkışlamak gerekiyor. Yine, Alanyaspor ve Gaziantepspor’u da güzel futbolları nedeniyle kutlamak gerekiyor. Anadolu kulüplerinin başarısında, stadlar başta olmak üzere, artık daha iyi spor tesislerine sahip olmalarının, bütçelerini daha iyi yönetmelerinin, oyun anlayışlarını ve kadro yapılarını tabir yerinde ise “haddini bilerek” oluşturmalarının etkili olduğunu düşünüyorum.

Başkent Ankara’nın iki köklü takımı Gençlerbirliği ve Ankaragücü’nün ligden düşmesi,  Ankara ve Ankaralı futbolseverler açısından hiç iyi olmadı.  Ayrıca, deneyimli Teknik Direktörler Yılmaz Vural ve Hikmet Karaman’ın çalıştırdığı iki takımın da küme düşmesi, onların kariyerleri ve iddiaları açısından düşündürücüdür. Kişisel kanaatim, sezon başladıktan sonra, zorda olan takımların başına geçme tercihlerinden vazgeçmelidirler.
UEFA’nın Finansal Fair Play Kriterleri, üç büyükler başta olmak üzere tüm takımları, finansal yapı ve rekabet açısından zorlamaktadır. Futbolun endüstri haline geldiği ve yaratılan gelirin, sportif başarıda doğrudan etkili olduğu bir dönemde, kulüp başkanı ve yöneticisi olmanın, futbol kulübü yönetmenin zor olduğunu biliyoruz. Ancak, Sayın Ali Koç’un Fenerbahçe Başkanlığına aday olduğu dönemde “Ali Koç Başkan, Fenerbahçe Şampiyon” beklentisinin, çok para harcama ya da çok futbolcu transfer etme ile gerçekleşmeyeceğini, kaybedilen üç sezon sonunda iyice anlamış olduk. Bırakın şampiyon olmayı, göze hoş gelen, taraftarlarını ve izleyenleri mutlu eden bir futbol bile izleyemeden, bir sezonu daha kaybetmiş olduk.

Süper lige yükselen Adana Demirspor ve Giresunspor’un ardından, üçüncü takımın kim olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Süper lige yükselen takımları tebrik ediyor, başarılar diliyoruz.

Günümüzde, uluslararası alanda başarılı olan, alt yapıdan futbolcu yetiştiren, yetiştirdiği futbolcularını gelir sağlayarak diğer kulüplere satabilen, kurumsallaşma ile birlikte, sürekli gelir sağlayabilen yönetim anlayışlarının yerleştiği spor kulüplerine ihtiyaç duyulmaktadır.

Bir futbol sezonu daha sona ererken, transfer haberlerinin manşetlere taşınacağı, duyumların, konuşmaların gerçekmiş gibi haber yapılacağı, taraftarlara ümitlerin verileceği, bazen yalan rüzgârlarının eseceği transfer günlerine hepimiz hazır olmalıyız. Şampiyon Beşiktaş’ı alkışlıyor, şampiyonlukta emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum. Saygı ve sevgilerimle.16.05.2021.

Levent KÜÇÜK

Genel Başkan
Tüketiciler Derneği (TÜDER)

instagram.com/leventkucuk1
twitter.com/27Ekim
linkedin.com/in/levent-küçük-51541a58/

LEVENT KÜÇÜK KİMDİR ?

27 Ekim 1965 Osmaniye Doğumlu. İlk, orta, lise eğitimini Osmaniye'de tamamladı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F. Maliye Bölümü Mezunu. Aynı üniversitede Maliye (Mali Hukuk) Ana Bilim Dalında Yüksek
Lisansını tamamladı.
levent küçük

1992 yılından itibaren 15 yıl Maliye Bakanlığı Vergi Denetmeni (Müfettişi) olarak İstanbul'da görev yaptı. 10 Ekim 2007 tarihinden itibaren İstanbul Teknik Üniversitesi'nde İç Denetçi olarak denetim ve danışmanlık görevi yapmaktadır. SMMM ve Bağımsız Denetçi Belgesi sahibidir. Evli, eşi emekli bankacı, 1 kız çocuk babası.

Vergi Müfettişleri (Denetmenleri) Derneği İstanbul Şube Başkanlığı görevinde bulundu.
26.03.2014 tarihinden itibaren, merkezi Bakırköy’de olan, 1995 yılından beri faaliyette bulunan Tüketiciler Derneği-TÜDER Genel Başkanlığı görevini sürdürmektedir. Bakırköy Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti ve Bakırköy Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesidir. Tüketicileri bilgilendirici,
bilinçlendirici ve kamuoyunun dikkatine yönelik çeşitli yazı ve açıklamaları bulunmaktadır.

 

Diğer Yazıları