Yeni Asya yazarı ile Star yazarı arasında kavga büyüyor

Star yazarı Ahmet Kekeç ile Yeni Asya Mustafa Özbek arasındaki polemik büyüyor. İşin içine kişisel hakaretler girdi.

A+ A-

Yeni Asya yazarı Avukat Mustafa Özbek, genel yayın yönetmenleri Kâzım Güleçyüz'e yönelik olarak "Şimdi ben ne yapayım? Fetullah adlı meczup şarlatana 'yancılık' yapmak dışında görünür bir özelliği bulunmayan bu utanmaz arlanmaz adamı mahkemeye verip biraz parasını mı alayım? Ne yapayım, siz söyleyin?" diyen Star yazarı Ahmet Kekeç'e "Müslüman yalan söyler mi Sayın Kekeç?" diye sordu.

Star yazarı Ahmet Kekeç ile Nur cemaatinin Yeni Asya koluyla aynı adı taşıyan gazetenin yayın yönetmeni Kâzım Güleçyüz arasındaki polemik devam ediyor. Star yazarının 22 Aralık'ta yayımlanan "Bu Kâzım'a ne içiriyorlar?" başlıklı yazısına Twitter'dan verdiği cevapta "Her lafa cevabımız var. Lakin bir lafa bakarız laf mı diye. Bir de söyleyene bakarız adam mı diye. Ahmağa verilecek en iyi cevapsa sükûttur" diyen Güleçyüz'e, Kekeç'ten bugün yanıt geldi. Ahmet Kekeç, "Şimdi ben ne yapayım? Fetullah adlı meczup şarlatana 'yancılık' yapmak dışında görünür bir özelliği bulunmayan bu utanmaz arlanmaz adamı mahkemeye verip biraz parasını mı alayım? Ne yapayım, siz söyleyin?" dedi.

Ahmet Kekeç, polemiği başlatan yazısında Kâzım Güleçyüz'le ilgili olarak "Biz bu Kâzım’ı, 17/25 Aralık sürecinde yazdığı heyheyli ve celadetli yazılardan hatırlıyoruz... 'Ateş parçası'ydı... Hükümete ve Erdoğan’a demediğini bırakmıyordu" diyerek tepki göstermiş, Rus Büyükelçi Andrey Karlov'u öldüren polis Mevlüt Mert Altıntaş'la ilgili yazısında, katil hakkındaki 'FETÖ' iddialarına değinmemekle eleştirmişti.



Mustafa Özbek'in "Müslüman yalan söyler mi Sayın Kekeç?" başlığıyla yayımlanan (26 Aralık 2016) yazısı şöyle:

Ahmet KEKEÇ’İN 22, 23 ve 24 Aralık 2016 tarihli Star Gazetesinde gazetemiz genel yayın yönetmeni Kazım GÜLEÇYÜZ hakkındaki yazılarını okuduk.

Evet evet.. Hakkında “atma Kekeç din kardeşiyiz” ve “Kekeç cahillikleri” sayfaları bulunan, onlarca yalan ve yanlış haber ve bilgiyi köşe yazılarında yazan Ahmet KEKEÇ’ten bahsediyoruz ve onun şahsında aynı zihniyete sahip diğerlerini…

Deniz GEZMİŞ’in idamı oylamasında ERBAKAN’ın mecliste bu gençleri asmak cinayettir diyerek hayır oyu kullandığını yazan, ancak ERBAKAN’ın o gün meclis toplantısına katılmadığından bile bihaber olan yazardır.

Süleyman DEMİREL’in şirketlerinin bulunduğunu ve bu şirketlere zamanında TMSF’nin el koyduğunu zanneden Ahmet KEKEÇ.

Şimdilerde Yeni Asya’yı cahilce ve seviyesizce ve edepsizce suçlayanlar kervanına katılan Ahmet KEKEÇ. 1980’li yıllardan sonra, siyasi yasaklar sürerkenki tavrını..

Mevcut hükümetle Gülen grubunun samimi pozlar verdiği dönemdeki tavrını..

Yeni Asya 12 Eylül darbesi döneminde kapalıyken,

28 Şubat sürecinde yazarlarımız Kazım GÜLEÇYÜZ, Ali FERŞADOĞLU ve Mustafa DÖKÜLER sadece “deprem ilahi ikazdır” hükmü Kur’anisini söylediler diye DGM’lerde yargılanırken ve cezalandırılırkenki tavrını.. vs.. özellikle merak ediyoruz.

Bu ülkeye ne hizmeti olmuş, ne faydası olmuş, hangi amaca hizmet ediyor? Bunları da merak ediyoruz.

Her şeyden evvel; bu kadar yalanı ve bu kadar her devrin adamı olma özelliğini nasıl manevralarla idame ettirdiğini..

1970’li yıllardan beri Yeni Asya’nın Gülen’le yollarını ayırdığını, Mehmet KUTLULAR’ın ilk teklifin kendilerine geldiğini ve kabul etmedikten sonra GÜLEN’e gidildiğini açıkladığı röportajını, Kazım GÜLEÇYÜZ’ün “Cemaatler ve İktidar” isimli kitabını da mı bilmiyor KEKEÇ ve onun gibiler..

Bilmiyor ve bilmeden bunları savuruyorsa, bu nasıl bir gazetecilik ahlâkı?!

Buradan, mensubu olduğu yayın organına ve hükümete bir sualim var:

Böyle yalan haber ve yazı yazan ve sürekli çamur atan birinin tarafınızda olması sizi rahatsız etmiyor mu?

Bu tür yalan yazılarla aslında sizin doğrularınızı da gölgelendirdiğini göremiyor musunuz?

“Yalanı ancak iman etmeyen kimse uydurur” (Kenzu’l-Ummal, h. No: 8994) hadisini de mi duymadınız? Bu Hadis-i Şerif’e göre KEKEÇ ve onun gibiler ne durumda olduklarını düşünüyorlar mı?

Hadi bunu duymadınız diyelim.. Yahut alakalı değiller diyelim. Peki aşağıda bir kısmını aldığımız Basın Meslek Ahlak Esaslarını nereye koyacağız?

Basın Ahlâk Esasları Hakkında 129 Sayılı Genel Kurul Kararına göre:

(*) Madde 1 – Bir kamu hizmeti olan gazetecilik, kişisel veya ahlâka aykırı amaç ve çıkarlara âlet edilemez ve kamu yararına aykırı bir şekilde kullanılamaz. Haberlerde ve olayların yorumunda gerçeklerden saptırma, çarpıtma veya kısaltma yoluyla amaçlı olarak ayrılınamaz. Doğruluğu kuşku uyandırabilen ve araştırılması gazetecilik imkânları içinde bulunan haberler, araştırılıp doğruluğuna emin olunmadan yayınlanamaz.

c) Hiç kimse, suçlu olduğu kesin yargı kararıyle belirtilmedikçe suçlu olarak ilân edilemez; cezai soruşturma aşamasında veya devam eden davaların konusu olan olaylarla ilgili haber veya yorumlarda “Suçsuzluk” ilkesi ihlâl edilemez; soruşturma ve yargılamanın doğal ve yasal akışını, özellikle hâkimlerin kararını etkileyecek beyan ve yorumlarda bulunulamaz.

h) Ahlâka aykırı yayın yapılamaz.

ı) Kişi, kurum ve toplum katmanlarına yönelik yayınlarda, eleştiri sınırlarını aşan aşağılayıcı sözcükler kullanılamaz; hakaret edilemez, sövülemez iftira ve haksız isnat yapılamaz.

j) Din istismar edilemez.

k) Yayınlarda hiç kimse ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve dini inançları sebebiyle kınanamaz, aşağılanamaz. Vicdan, düşünce ve anlatım özgürlüklerini hukuka aykırı şekilde sınırlayıcı, sarsıcı veya incitici yayın yapılamaz.

l) Haber başlıklarında, haberin içeriği saptırılamaz ve çelişki yaratılamaz.

Gibi düzenlemelerle belirtilen meslek ahlak esaslarının neresindeler? Yoksa Ahmet KEKEÇ ve onun gibilerin bundan da mı haberi yok?

Eğer elinizde Yeni Asya’nın, herhangi bir terör örgütü veya yasa dışı bir örgütle bağlantısını  gösteren deliliniz varsa lütfen yetkili mercilere verin.

Eğer yoksa yalancı ve müfterisiniz. Devleti ve hükümeti iğfal etmeye çalışan sizin gibilerin hem bu dünyada ve hem de Mahkeme-i Kübra’da davacısıyız.

Hükümet ve Adli Makamlar da bu gibi yalan ve iftira yazıp, gözleri asıl suçlulardan kaçırdığını ve bu gibi kişilerin aslında terör örgütlerine hizmet ettiklerini görmeli..

Yaptıkları ne dine, ne vicdana ve ne de meslek ahlakına uyuyor..

Yeni Asya AKP kapatma davasında AKP’yi müdafaa ederken AKP’li değildi..

Ergenekon davasında hukukun üstünlüğünü anlatmaya çalıştığında da Ergenekoncu değildi.

Şimdi devletçe görevine iade edilen yüzlerce kişi varken (Yeni Asya zaten masumların dikkatlice ayırt edilmesi gerektiğinden başka bir şey söylememiş ve hükumetin kısmen de olsa yaptığı göreve iadeler de ne kadar haklı olduğunu göstermiştir), muhbirlerin ihbarıyla adaletin sağlanamayacağını haykırdığında da herhangi bir terör örgütüne mensup değildir..

Yeni Asya ve Kazım GÜLEÇYÜZ ve diğer yazarlarımız, herhangi bir parti veya terör örgütüne mensup değildir. Yalnız, hakkı ve hakikatın tarafındadırlar..

KEKEÇ’in Yeni Asya ve Genel Yayın Yönetmeni ile alakalı yazısını ilk okuduğumda aklıma çocukluğumda yaşanmış bir hatıra geldi. O da şudur:

12 Eylül dönemi.. Yer: Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesi..

Askeriye idareye el koymuş. Gözaltılar, faili meçhuller ve kardeş kavgaları..

Böyle bir dönemde sadece bir kişiye dokunulmazdı. Lakabı “Kirve” idi. Hatırlayanlar iyi bilir.

Kirveyi bir gün askeriye gözaltına alır, lakin gözaltındayken Kirve başlar bağırmaya: “Kenan EVREN’e kimse küfredemez, devlet büyüklerimize kimse hakaret edemez” diye.

Sesi duyan askeriye adamı susturmaya çalışırlar ama nafile. İşin sonunda en azından şüpheli olmak var.. Çekinirler.. En nihayetinde Kirve, serbest  bırakılır. Durum birkaç kez tekrarlanınca bizim Kirve, Ceylanpınar’ın tek dokunulmazı olur. Belli ki göreceği işkenceden ve korkusundan aklınca böyle bir çözüm bulmuş.. İşe de yaramış.