Kamuda yeni dönem! Fatura memurlara kesilecek!

Kamuda yeni dönem! Fatura memurlara kesilecek!
Güncelleme:

İşinde kusurlu olan memur bu durumdan dolayı vatandaşın mağdur olmasına sebep olursa, sebep olduğu zararı ödeyecek. Böylece vatandaşların zarar görmesi de engellenmiş olacak.

Hacettepe Üniversitesi Hukuk  Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rauf Karasu, İnsan Hakları Eylem Planı'nda tahkim  uygulamasının yaygınlaştırılacağının belirtildiğine işaret ederek, "Yargının iş  yükünün azalması için zorunlu Kurumsal Tahkim Merkezlerinin kurulması büyük önem  arz edecek." dedi.

Karasu, yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı'nda, herkesi ilgilendiren  yeni düzenlemeler ve yeni hakların yer aldığını söyledi.

Eylem Planı'nda yer alan ama çok fazla gündeme gelmeyen bazı konuların  da bulunduğunu, bu yeniliklerin herkesi ilgilendiren, herkesin haklarını  genişletecek ve güçlendirecek yenilikler olduğunu ifade eden Karasu, şunları  kaydetti:

 "İnsan Hakları Eylem Planı'nda, kamu kurum ve kuruluşlarının işlem ve  eylemleri nedeniyle zarar gören kişilerin zararını kurum karşıladıktan sonra  kurumun bu zarara neden olan kamu görevlisine rücu edeceği (zararın ondan tazmin  edileceği) belirtiliyor. Bu konuyu Cumhurbaşkanımız da konuşmasında vurgulamıştı.  Yürürlükle olan mevzuatta rücu müessesesi olmakla birlikte bu, uygulamada pek  işletilmemekte ve zarar görene ödenen tazminat kusurlu kamu görevlisine rücu  edilmemektedir. Bu nedenle bazı kamu görevlileri, hukuka uygun hareket etme  konusunda özenli davranmamaktadır. Bu konunun İnsan Hakları Eylem Planı'nda yer  almasının uygun olacağı görüşümüzü Hacettepe Hukuk Fakültesi olarak Adalet  Bakanlığına ve Cumhurbaşkanlığına iletilmek üzere YÖK'e bildirmiştik. Bu  görüşümüzün Eylem Planı'nda yer alması çok yerinde olmuştur. Görüşümüzde her kamu  kurumunda bir Rücu Komisyonu kurulması zorunluluğunun getirilmesini önerdik.

Kurum aleyhine sonuçlanan her davanın bu komisyonda rücu yönünden  incelenmesinin gerektiğine işaret eden Karasu, şöyle devam etti:

 "Komisyonun ilgili kamu görevlisini kusurlu bulması halinde kurumun bu  kamu görevlisine bir ay içinde rücu davası açma zorunluluğu getirilmelidir.  Örneğin bir kadroya atanması gereken bir kişinin atanmaması nedeniyle ilgili kişi  dava açıp davayı kazandığında bu kişi ilgili kadroya atanacaktır. Ancak bu kişi  bu işlemden doğan maddi zararını tazmin etmek için kuruma başvurduğunda, kurum bu  zararı ödemek zorunda kaldığında, ödediği bu tazminatı kusurlu kamu görevlisinden  tahsil edecektir. Bu düzenleme hayata geçtiğinde hak ihlallerinin önemli ölçüde  azalacağını düşünüyorum. Zira bu düzenleme ile kamu görevlileri bir işlem ve  eylem yapmadan önce daha fazla özen gösterecektir."

"Git davanı aç kazan öyle gel, şeklinde özetlenen tavra son  verilecek"

Prof. Dr. Rauf Karasu, şu ifadeleri kullandı:

"Kamu idarelerinin taraf olduğu aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda  'pilot dava' usulü getirilerek ve bu davada verilecek kararın aynı konudaki diğer  tüm uyuşmazlıklar bakımından bağlayıcı olması temin edilerek hem hak ihlalleri  önlenecek hem de gereksiz zaman kaybı ve kaynak israflarının önüne geçilecektir.  İdarenin, haklı olduğu belli olan vatandaşa 'git davanı aç kazan öyle gel'  şeklinde özetlenen tavrına son verilecek. Bundan sonra idari kurumlar bir işlem  ve eylem yapmadan önce sadece mevzuata bakmayacak, aynı zamanda ilgili konuda  verilmiş yargı kararlarını da incelemek zorunda kalacak. Kamu kurumları benzer  bir olayda yargının daha önceden vatandaş lehine verdiği bir kararı emsal alarak  benzer durumda olan kişilere dava açılmasına gerek olmadan hakları verilecektir."

"Uyuşmazlıklar uzman hakemler tarafından çözülecek"

Türkiye'de insan hakları anlamında yaşanan en önemli sorunlardan  birinin, davaların çok uzun sürmesi olduğuna işaret eden Karasu, "İnsan Hakları  Eylem Planı'nda tahkim uygulamasının yaygınlaştırılacağı belirtilmiştir. Bu  düzenlemenin de Eylem Planı'nda yer almasını çok önemli görüyorum." ifadelerini  kullandı.

Mahkemelerin çözmekle yükümlü oldukları dava sayısının çok fazla  olması ve dava konusu uyuşmazlıkların özel uzmanlık gerektirmesi nedeniyle  bilirkişilerin görevlendirilme zorunluluğunun, yargılama sürecini çok uzattığına  işaret eden Karasu, şu değerlendirmelerde bulundu:

 "Bu durum vatandaşların dava açmaları halinde haklarını çok geç elde  etmesine neden olmaktadır. Uzun süren yargılama nedeniyle hak sahiplerinin  haklarına çok geç kavuşması, onların dava açma azmini de kırmakta ve hak  sahipleri dava açmaktan vazgeçmektedir. Bu kapsamda son yıllarda alternatif bir  uyuşmazlık çözüm yolu olan arabuluculuk ile yargının iş yükü belli ölçüde azalmış  ise de bu yeterli değildir. Yargının iş yükünün azalması için zorunlu Kurumsal  Tahkim Merkezlerinin kurulması büyük önem arz edecek."

Sigorta Tahkim Komisyonunun, sigorta uyuşmazlıklarında yargı yükünü  büyük ölçüde azalttığını, vatandaşların sigorta şirketlerinden olan alacağına  daha az maliyetle ve daha kısa sürede kavuşmasını sağladığını belirten Karasu,  şunları kaydetti:

 "Sigorta Tahkim Komisyonu yılda yaklaşık 100 bin uyuşmazlığı karara  bağlamaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonuna benzer yeni Kurumsal Tahkim Merkezleri  kurulmalıdır. Örneğin bankacılık sektöründe bankalar ile tüketiciler arasında  çıkan uyuşmazlıklar yeni kurulacak Bankacılık Tahkim Komisyonu yoluyla  çözülebilir. Ayrıca  işçiler ile işverenler arasında çıkan uyuşmazlıklar yeni  kurulacak İş ve Sosyal Güvenlik Tahkim Komisyonu ile çözülebilir. Yine halen  uygulanan ancak işlevini yerine getirmeyen Tüketici Hakem Heyetleri kaldırılarak  yerine Tüketici Tahkim Komisyonu kurulabilir. Böylece belli bir miktara kadar  olan tüketici uyuşmazlıkları adliye mahkemelerine başvurulmadan kısa sürede uzman  hakemler tarafından çözülecektir."

AA