Diyanet'ten 1 Mayıs hutbesi! Hem işçileri hem de işverenlere mesaj var...
Hem aradığınız haberlere hızlıca ulaşabilmek hem de Haber3.com'a destek olmak için Google News'te Haber3.com'a abone olun.
Haber3'e Google News'te abone olun
Abone Ol1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün Cuma gününe denk gelmesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı, "Alın Teri Mukaddestir" başlıklı bir hutbe yayımladı. Türkiye genelindeki tüm camilerde okunacak hutbede, işçiye "emanet bilinci", işverene ise "hak ve güvenlik" sorumluluğu hatırlatıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile Cuma namazının aynı güne rastlaması vesilesiyle çalışma hayatına ışık tutan bir hutbe hazırladı. "Alın Teri Mukaddestir" başlığıyla yayımlanan metinde, iş dünyasında adalet, dürüstlük ve hakkaniyet vurgusu ön plana çıktı.
İşçiye Mesaj: "İşyeri Bir Emanettir"
Hutbenin çalışanlara yönelik bölümünde, işin sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olduğu belirtildi. İşçilerin, görevlerini en kaliteli ve sağlam şekilde yapmaları gerektiği vurgulanırken; çalıştıkları yerleri birer "emanet" olarak görmeleri ve evlerine helal lokma götürme gayretini her şeyin üzerinde tutmaları gerektiği ifade edildi.
İşverene Mesaj: "Hakları Zamanında Ödeyin"
İşverenlerin omuzlarındaki ağır sorumluluğa dikkat çeken Diyanet, çalışan haklarının korunması konusunda sert uyarılarda bulundu:
Adil Ücret: Çalışanların emeklerinin karşılığı tam ve zamanında ödenmeli.
İş Sağlığı: İş sağlığı ve güvenliği için gerekli tüm teknolojik ve fiziki tedbirler eksiksiz alınmalı.
İnsani Yük: İşçiye gücünü aşan yükler yüklenmemeli ve sosyal hakları titizlikle gözetilmeli.
"Kazanç Bir Amaç Değil, Araçtır"
Modern çalışma hayatında manevi değerlerin geri plana itilmeye çalışıldığına dair tespitlerin yer aldığı hutbede, ticaret ve kazancın nihai bir amaç değil, toplumsal huzur ve manevi doyuma ulaşmak için bir "araç" olması gerektiği savunuldu. İş yerlerinin karşılıklı güvenin hâkim olduğu birer "emniyet yurdu" haline getirilmesi çağrısı yapıldı.
"Fazilet Hakkaniyettedir"
Hutbenin kapanış bölümünde, işçi ya da işveren olmanın kimseye insani bir üstünlük sağlamadığı hatırlatıldı. Asıl üstünlüğün dürüstlük ve dayanışmada olduğu vurgulanırken, metin Kasas Suresi’nde yer alan; "Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap" ayetiyle son buldu.
Hutbenin tam metni şu şekilde:
Muhterem Müslümanlar!
İslam; kazanç ile infakı, zanaat ile ahlakı bir araya getiren hayat dinidir. Dinimiz, bütün insanlığı; iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal-haram bilincini kuşanmaya davet etmektedir. Alın terini mukaddes saymakta, helal ve meşru yollardan rızık temin etmeyi ibadet olarak görmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir hadis-i şeriflerinde bizleri çalışmaya şöyle teşvik etmektedir: “Sizden birinizin, urganıyla sırtında bir bağ odun satması, böylece Allah’ın onun itibarını koruması, verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden bir şeyler istemesinden daha hayırlıdır.”
Aziz Müminler!
Bugün, dini ve insani değerlerin çalışma hayatının dışına itilmeye çalışıldığına şahitlik ediyoruz. Üzülerek ifade edelim ki, biz Müslümanlar da bu yanlış gidişattan nasibimizi almaktayız. Oysaki iş ve ticaret hayatındaki faaliyetler ve elde edilen gelirler, Müslüman için bir amaç ya da bir hedef olmamalıdır. Bilakis, Allah’ın rızasına ulaşmada, iki cihan saadetini elde etmede bir araç olmalıdır. Bu nedenledir ki, biz Müslümanlar; ticaretimizde, alış-verişimizde, işçi ve işveren ilişkilerimizde iyiliği, adaleti ve merhameti esas alan, ahlaki ilkeleri usta-çırak eğitimi çerçevesinde nesilden nesile aktaran bir anlayışı benimsemek durumundayız.
Kıymetli İşçi ve İşveren Kardeşlerim!
İşyerini sadece bir geçim kapısı değil, karşılıklı güvenin hâkim olduğu birer ‘emniyet yurdu’ haline getirmek, herkesin ortak görevidir. Bununla birlikte işçi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Allah Teâlâ, işinizi en güzel şekilde yapmanızdan hoşnut olur” nasihatine kulak vermeli; işini, sağlam ve kaliteli yapmalıdır. Yaptığı işin ve çalıştığı işyerinin kendisine bir emanet olduğu bilinciyle hareket etmeli; evine, alın teriyle elde ettiği helal lokmayı götürmenin gayretinde olmalıdır. İşveren ise; Allah Resûlü (s.a.s)’in, “Her kimin yanında kardeşi çalışırsa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyin” emri gereğince, işçiye hakkını tam ve zamanında ödemeye çalışmalı, onun sosyal haklarını gözetmelidir. İşçinin güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışması için gerekli tüm tedbirleri almalıdır. Bu amaçla yapılacak her çalışmanın; sadece bir insanın değil, ailenin ve toplumun geleceğini korumak olduğunu unutmamalıdır.
Değerli Müminler!
İşveren ya da işçi olmanın, insani açıdan hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında insanların en faziletlisi; imanla nasiplenen, ibadet ve güzel ahlakla hayatını süsleyen, takva elbisesine bürünendir. İnsanların en faziletlisi; hakkaniyeti, dürüstlüğü, yardımlaşma ve dayanışmayı bütün menfaatlerin üstünde görendir.
Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: “Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap...”
Bu Haberleri Kaçırma...
Hem aradığınız haberlere hızlıca ulaşabilmek hem de Haber3.com'a destek olmak için Google News'te Haber3.com'a abone olun.
Haber3'e Google News'te abone olun
Abone Ol