Özel'den Erdoğan'ın ara seçim reddine sert yanıt: 'Yetki aşımıdır, hadisizliktir, Anayasa ihlalidir'
Hem aradığınız haberlere hızlıca ulaşabilmek hem de Haber3.com'a destek olmak için Google News'te Haber3.com'a abone olun.
Haber3'e Google News'te abone olun
Abone OlCHP lideri Özgür Özel TİP lideri Erkan Baş ile gerçekleştirdiği "ara seçim turu" görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Erdoğan'ın ara seçime karşı çıkmasını "Gündemimizde ara seçim yok’ demek, yürütmenin yasamaya müdahalesidir. En basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir, yetki aşımıdır ve bu da anayasayı çiğnemektir" diyerek yorumladı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Türk siyasetinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Özel, anayasal bir zorunluluk olan ara seçimin yürütme tarafından engellenemeyeceğini vurguladı.
"Yürütmenin Yasamaya Müdahalesidir" Anayasa’nın 78. maddesine atıfta bulunan Özgür Özel, meclisteki eksilmeler nedeniyle ara seçimin yapılmasının şart olduğunu belirtti. Hükümet kanadından gelen "Gündemimizde ara seçim yok" açıklamalarına tepki gösteren Özel, "Ara seçim yapmak yasamanın, yani Meclis’in işidir. Yürütmenin başının 'gündemimizde yok' demesi en basit tabiriyle siyaseten bir hadsizliktir ve anayasayı çiğnemektir" dedi.
Hatırlanacağı gibi Pazartesi günkü Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin ara seçim planıyla ilgili konuştu. Erdoğan, ''Hükümetimiz gündemine hakimdir, bize kimse gündem dayatamaz. Ne hükümetimizin ne de milletimizin yakın vadedeki gündeminde erken ya da ara seçim yer almamaktadır.'' demişti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile CHP Genel Başkanlık İstanbul Çalışma Ofisi'nde görüştü.
Görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Özel, şunları söyledi: "Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye İşçi Partisi’nin değerli Genel Başkanı ve kıymetli heyetlerini İstanbul’daki Çalışma Ofisimizde misafir ettik. Kendilerine nazik ziyaretleri için teşekkür ediyoruz. Geçtiğimiz hafta yaşanan gelişmelerden sonra siyasi parti Genel Başkanlarını, genel merkezlerini ziyaret etmeyle ilgili kararımız vardı. Ancak aynı dönemde Türkiye İşçi Partisi’nin de Cumhuriyet Halk Partisi’ne son dönem yaşananları değerlendirmek üzere bir ziyaret talepleri vardı. Öyle olunca bunu İstanbul’daki bugünkü buluşmayla gerçekleştirmiş olduk. Sayın Genel Başkan’la gündeme yönelik olarak çok kıymetli değerlendirmeler yaptık."
Ardından söz alan Erkan Baş, şöyle konuştu:
"Hem dünyada hem Türkiye'de o kadar çok gündem var ki şunları konuştuk diyecek halimiz yok, hepsini karşılıklı olarak değerlendirdik. Türkiye'de seçme ve seçilme hakkının, demokrasinin gaspına doğru giden gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptık. Meclis'te birlikte görev yaptık, ikimiz de iç tüzük, Anayasa konularında çok fazla şey paylaştık ve birlikte mücadele ettik. Numan Kurtulmuş'a şunu söylemek lazım, Kurtulmuş ya kendi dönemindeki bir milletvekilini cezaevinde bırakmış bir Meclis Başkanı olarak tarihe geçecektir ya da Anayasa Mahkemesi'nin kendisine gönderdiği yazının gereğini yapma hükümlülüğüyle karşı karşıyadır."
"ARA SEÇİM YAPILMASI ANAYASAL ZORUNLULUK"
Ardından sözü tekrar alan Özgür Özel, şöyle devam etti:
"Sayın Genel Başkan’a bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisinin de ifade ettiği gibi çoklu gündemi hızlı ve büyük bir mutabakatla ele almış durumdayız. Çünkü ayrışacak bir durum yok. Konuşulan her şey, anayasa eğer Türkiye’de varsa ve yürürlükteyse gereğinin yapılması gereken hususlar. Can Atalay’ın bir an önce Meclis kütüğüne kaydedilip gelip göreve başlaması da anayasal bir zorunluluk ve bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin kapı gibi iki kararı var. Ara seçim yapılması da anayasal bir zorunluluk. Anayasanın bir önceki maddesi Cumhurbaşkanı seçilmesine ‘seçilir’ diye yazıyor. Gücünü anayasadan alıyorsun ve bütün yetkileri kullanıyorsun. Bir sonraki madde ‘30 ay geçtikten sonra seçimlerden, eksilme varsa ara seçim yapılır’ diyor. Buna ‘Ara seçim gündemimizde yok’ diyorsun. Yürütmenin gündeminde ara seçim olmayabilir. Zaten onun işi değil ki. Ara seçim yapmak yasamanın işi.
"GÜNDEMİMİZDE ARA SEÇİM YOK DEMEK YÜRÜTMENİN YASAMAYA MÜDAHALESİDİR"
Güya bu anayasa değişikliği geldiğinde, yani artık bakanlar ve yürütmenin başı Meclis’in içinden seçilmediğinde, Meclis’e karşı sorumlu olmadığında ‘Kuvvetler ayrılığı olacak. Meclis kendi işini yapacak. Biz kendi işimizi yapacağız’ demiştiniz. Ara seçim yapmak Meclis’in işi. ‘Gündemimizde ara seçim yok’ demek, yürütmenin yasamaya müdahalesidir. En basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir, yetki aşımıdır ve bu da anayasayı çiğnemektir. Sen kim oluyorsun da Meclis’in yetkisi olan bir iş için ‘Gündemimizde yok’ diyorsun. Ki anayasa açık açık yazmış. Bu da çok net ortadadır.
"TAKSİM’DE 1 MAYIS’IN ÖZGÜRCE KUTLANMASI İÇİN KARARLAR ORTADA"
Bunun dışında Sayın Genel Başkan’ın gündemleştirdiği, önümüzdeki günlerde çok konuşacak olduğumuz 1 Mayıs konusu var. Bu konuda da Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları var. 1 Mayıs’ın Taksim’de özgürce kutlanması için. Bu yasağın hak ihlali olduğuna yönelik olarak kararları var. O yüzden aslında saflar çok net. Dünyada da öyle, ‘otokratlar ve demokratlar’ diye. Türkiye’de de. Dünyada, Amerika’da otokratların, kural tanımazların, ‘Ben ne dersem o olacak’ diyenlerin, hızlı ve tek başına olmayacak karar verenlerin ABD şubesi Trump; Türkiye şubesi de Erdoğan. Buna karşılık Türkiye’deki bütün demokratların bir arada, hep birlikte ilk başta anayasayı koruması lazım. Çünkü anayasaya sahip çıkmadan toplum düzenine sahip çıkamazsınız ve sandığa sahip çıkamazsınız. Erdoğan’ın bugün ‘Ara seçim yapmayacağız’ dediği 78’inci maddeye ‘peki’ derse Türkiye, bir üst maddede de ‘Beş yılda bir Cumhurbaşkanı seçilir’ diyor. ‘Onu da yapmayacağım. Devam edeceğim’ mi diyecek? Böyle bir şey mümkün olmadığına göre o ara seçim sandığı bir an önce gelecek, seçimler gerçekleşecek.
"MİLLETİN ARKASINDA DURMADIĞI ORTAYA ÇIKACAK"
Aramızda da değerlendirdik. AK Parti nasıl bir gerilemedeyse, biz ankette de sokakta da sahada da bunu görüyoruz. Düşünün ki AK Parti Kocaeli’nin, Kastamonu’nun, Afyon’un oy kullanacağı, İstanbul birinci bölgenin oy kullanacağı, Hatay’ın oy kullanacağı illerde yapılacak bir seçimden kaçıyor. Aslında bu illerin çoğunda birinci partiydi, çok yüksek oyları vardı geçmişte. Kiminde yüzde 65, kiminde yüzde 70 oy aldığı coğrafyada biz şimdi ‘Kaçma, gel yarışalım’ diyoruz. ‘Yarışamam, anayasaya rağmen kaçacağım. Seçim yapmayacağım’ diyor. Çünkü o da biliyor ki yapılacak bir ara seçimde nasıl güç kaybettiği, milletin nasıl artık onun arkasında durmadığı ortaya çıkacak. Bunun üzerine artık erken seçimden de kaçamayacak. O yüzden türlü planlamalarla ve bir şekilde bu işi sulandırmaya çalışıyor. Biz ‘Erken seçim net’ diyoruz, ‘Yok onlar istifa…’ Yani ilk 30 aydaki yüzde 5 boşalmayı, şimdi öyle bir ihtiyaç yokken sanki varmış gibi konuşup gündem bulandırmaya çalıştılar. Artık çok net durum. Takip ediyorsunuz, anayasa kürsülerinden değerli hocalar ardı ardına hem görüşlerini açıklıyorlar hem de geçmişte bu konuda yapılmış çalışmaları paylaşıyorlar. Bu konuda hiç şüphe yok. Sadece seçimler dört yıla indiği dönemde bir fiili imkansızlık vardı. Bu madde değişmediği için. Bir an önce bu kararın alınması gerekiyor. Ben Sayın Numan Kurtulmuş’u gelecek hafta ziyaret edeceğim. Zaten bütün taleplerimiz çok net bir şekilde aslında anayasaya uyulması noktasında.
"13 PARTİYLE ÇALIŞIP SAYIN KURTULMUŞ’A GİDECEĞİZ"
Esas olarak da Numan Kurtulmuş’un bu dönemde biraz önce söylenen, Sayın Genel Başkan’ın ifade ettiği konuyu da kapsayan ve kendisini fevkalade bağlayan bir sorumluluğu var. Niye? Bir komisyon kuruldu; terörsüz, demokratik Türkiye, Komisyon oybirliği ile bir rapor çıkardı. Başkanı Numan Bey. En temel yaklaşımı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyum. Sen bununla ilgili hep birlikte çalışılmış ve altında bütün partilerin ortak imza attığı komisyonun başkanısın. Özgül örnek, birincil örnek; seçilmiş bir milletvekili hapiste. Anayasa Mahkemesi de birincil kararıyla ‘Çıkmalıdır’ demiş. İkinci kararıyla da alt kademe mahkemenin bir kararı okunması mevzusunda ‘Yok hükmündedir’, demiş, Meclis’e ‘Derhal görevini yap’ demiş. Senin kendi imzan var. Komisyon başkanısın. Bir, hemen buradan başla. İki, AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasında artık normal vatandaş, milletvekili, seçilmiş Meclis Başkanı sorumluluğunun ötesinde tüm partilerin bir araya geldiği komisyon metninin, komisyonun başkanı ve metnin sahibi olarak bütün tariflerin ötesinde bir görevi var Sayın Kurtulmuş’un. O konuda biz bu hafta toplam 13 partiyle çalışarak kendisine gideceğiz öncelikle.
"NUMAN BEY’İN NET TUTUM SERGİLEMESİ GEREKİYOR"
Artık Meclis Başkanı’nın görevleri içinde partiler arasındaki görüşmeleri, uyumu sağlamak, belli konularda üzerine düşen görevleri yapmak ve daha fazlası bu attığı imzanın gereğini yapma konusunda Numan Bey’in izleyici, hak veren, nazik tutumunun ötesinde sorumluluk alan, gereğini yapan, net tutum sergilemesi gerekiyor. Aksi durum, biraz önce Sayın Başkanın dediği gibi kendi milletvekiline sahip çıkamayan, imzasına sahip çıkamayan, üzerine yemin ettiği Anayasa’ya uymayan, uymayanlara da herhangi bir tutum alamayan bir yere getirir. Biz Sayın Kurtulmuş'un bu pozisyonda kalmasını asla arzu etmeyiz. Bu konuda zaten tarih önünde sorumluluk olduğu gibi, millet önünde de hepimizin görevlerinin sorumluluğu var. Ayrıca ben Sayın Genel Başkanımla İran savaşı, dış gelişmeler, bu konuda Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin ortaya koyduğu öneriler noktasında partimizin çalışması ile ilgili de kendisine bilgi de verdim. Ayrıca bir siyasi etik yasası var. Tüm siyasetteki genel başkanların, Cumhurbaşkanının, bakanların ve yerel yöneticilerin hesap vermesi, mal varlıklarını açıklaması ve nasıl edindikleri konusunda toplumun tatmin olması noktasındaki çalışmamız var. O konuda da geçtiğimiz yıllarda da kendileri parti olarak net bir tutum takınmışlardı. Siyasi etik yasasında da bu konunun gündemleşmesi ve arkasında hep birlikte durmamız konusunda mutabakatımız oldu. Kendisine ve kıymetli heyetine çok teşekkür ediyorum.
İTTİFAK SORUSUNA YANIT
Özgür Özel, ‘Seçim ittifakı konusunda görüşme oldu mu?’ sorusuna, "Seçim ittifakı konusu şimdi konuşulması çok erken bir mevzu. Ama otomatik olarak şöyle bir şey var. Tüm dünya, otokratlara karşı demokratların ittifakının zorunlu kılındığı bir siyasi atmosfer içinde. Bu belki üçüncü dünya savaşının çıkmaması için bile gerekli olan bir şey. O yüzden otokratlara, kural, kanun tanımazlara dünya düzenini yıkıp yerine kendi düzenini kurmak isteyenlere karşı bir ittifakın her zeminde aranması lazım. Biz de seçim yaklaştıkça bu zeminleri mutlaka arayacağız. Çünkü ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ bir meydan sloganından çok içinde bulunduğumuz durumun mottosudur" yanıtını verdi.
Bu Haberleri Kaçırma...
Hem aradığınız haberlere hızlıca ulaşabilmek hem de Haber3.com'a destek olmak için Google News'te Haber3.com'a abone olun.
Haber3'e Google News'te abone olun
Abone Ol