Aşkın yaşı yok

Sinema kanallarından birinde,  Benjamin Button' ın garip hikayesi vardı.

Aşkın her yaşta yaşanmış yansımalarını bir kez daha izledim.

Sonra da aklıma genç erkek ve yaşlı kadınlar ( daha yaşlı) arasındaki ilişkiler geldi....

Ya da tam tersi.

Gülümsedim...

Aşk olduğunda aslında, yaşların, görüntülerin, dinlerin kısaca her şeyin kaybolduğunu hatırladım.

Aşkın yaşı yoktu, aşkı yaşayan ruhtu, onun da yaşı yoktu....

Yaşlanan ya da genç kalan sadece bedendi.

Ruh hep aynı yerdeydi, hem küçük bir çocuk saflığında, hem de bin yıllık bir ihtiyar tadında....

Aslında bu film biraz da bize sevgiyi, aşkı, fedakarlığı bir çok başka duyguyu anlatıyordu.

Bizse yalnızca bedenlerle ilgilenip, duyguları hiçe sayıyorduk, hiç yoklarmış gibi....

Oysa unutuyorduk ki, ruhun ışığı yanmadan, bedeni parlatacak bir güç olamazdı ki...

Ruhumuzun kendini yaşamak için, duygulara ihtiyacı vardı, duyguların canlanması için de bedene....

Eleştirmek için değil ama bu aralar, genç erkeklerle, daha büyük kadınlar arasındaki ilişkileri çok duyar olduk.

Eskiden tam tersi olurdu; yaşlı erkekler, kendinden 15-20 yaş genç kızlarla evlenmek isterlerdi. Şimdi kariyer yapan, kendi ayakları üzerinde duran ve erkeklerden daha fazla kazanan kadınlar, genç erkeklerle beraber oluyor, ya da evleniyor.

Bir süre sonra da ayrılıyorlar.

Ayrılmayıp, aşkları ve sevgileri devam eden çiftler de vardır elbette.

Bu bizi ilgilendirmez, insanların duygularını istedikleri gibi yaşamaları en doğal hakları, eleştirmek, ne ayıp demek v.s bize düşmez. Kime ne....

Yok kadın, yaşlı ve şişko adamla parası için beraber oluyormuş, ya da kadın, sevgilisinden daha yaşlı ve çirkinmiş. Genç adam; kadın kendisine sahip çıksın istiyormuş, onun için berabermiş....

Tabii böyle ucuz hesapları olanları bir kenara ayırdıktan sonra....

Gerçekten birbirine aşık iki insan varsa, varsın arada da yaş farkı olsun.

Yeter ki gönüller bir olsun.....

Diğer Yazıları