\"Artık net görmek istiyorum\"

Lazerle gözlüklerinden kurtulmak isteyenler için rehber niteliğinde önemli bilgiler

A+ A-

Gelişen tıp teknolojileri sayesinde gözlük kullananların imdadına yetişen lazer teknolojisi her geçen gün yeni gelişmelerle farklı bir boyut kazanırken, bu uygulamayı yaptırmak isteyenler de yaşanan bilgi karmaşası içerisinde doğru karar vermekte güçlük çekebiliyorlar. Dünyagöz Ataköy’den Dr. Haluk Talu, lazerle gözlüklerinden kurtulmak isteyenler için rehber niteliğinde önemli bilgiler verdi.

Gözdeki kırma kusurlarının (miyopi, hipermetropi, astigmatizma) tedavi edilmesinde kullanılan lazer teknolojilerinde her geçen gün yeni gelişmeler yaşanıyor.  Yeni nesil bıçaksız lazer teknolojisi olarak adlandırılan intralase ve kişiye özel wavefront yöntemlerinin uygulanmaya başlanması ile birlikte laser tedavisinde hangi teknolojinin tercih edilmesi gerektiği, yeni ve eski teknolojinin nasıl ayırt edileceği, aradaki farkın ne olduğu gibi sorular gündeme geldi.

Yeni ve Eski Teknolojinin Farkı

Laser ameliyatı için 2 işlem gerekir. Birinci işlem gözün önündeki kornea yüzeyinin aşılması, ikinci işlem ise korneanın numaraya göre yeniden şekillenmesi. Yeni teknolojide kornea yüzeyi femtosaniyelaseriyle bıçaksız aşılıp, numaralar da kişiye özel tedavilerle düzeltilebiliyor.

Dr. Haluk Talu, yeni nesil lazer tedavilerinin dünyayı daha net göstermedeki başarılarının çok üstün olduğunu belirterek, günümüzde gözdeki kırma kusurlarının tedavisinde iLASIK tedavisinin teknolojik olarak en gelişmiş lazer yöntemi olduğunu söyledi. Dr. Haluk Talu, iki aşamadan oluşan ve gözlükten kurtulma ameliyatlarının baştan sona bıçaksız lazerle yapıldığı uygulamayla ilgili şu bilgileri verdi: “Operasyonun birinci aşamasında bir femtosaniyelaseri olan Intralase cihazı ile bıçak kullanmadan, en ince ayarlı bir şekilde kornea tabakasında arzu edilen kalınlıkta ve çapta bir kapak oluşturuyoruz. Tamamiyle doktor kontrolü altında yapılan bu işlem sırasında vakum boşalması gibi herhangi bir sıkıntı olursa bile korneada bir hasar oluşmuyor, yeni bir kapak oluşturarak ameliyata devam edebiliyoruz. Bıçaksız laser ameliyatı güvenli kapak oluşturmak için geliştirilmiş en ileri yöntemdir. Bu yöntemle son derece ince fakat dayanıklı kapaklar oluşturabiliyoruz. Bu kapaklar sayesinde iyileşme çok hızlı oluyor, hastalar 5-6 saat sonra gözlüksüz görmenin keyfini çıkarmaya başlıyorlar. İkinci aşamada bıçaksız olarak oluşturduğumuz bu kapakçığın altına göz numaralarını düzeltmek üzere, korneanın eğimini değiştirecek bir excimerlaser uyguluyoruz. Yeni teknolojide excimerlaseri NASA pilotlarına da uygulanan kişiye özel wavefront yöntemi ile ya da wavefronta optimize edilmiş yöntemlerle uyguluyoruz. Wavefront göz bozukluğunu sadece gözlük numaralarıyla ifade etmeyip, bu bozukluğun daha detaylı tarifi anlamına gelir. Wavefront ölçümü alınırken iris fotoğrafı da hafızaya alınır ve ameliyat sırasında hasta yattığı için gözü biraz devrilmiş olsa bile cihazın iris tanıma özelliği ile hastanın astigmat aksı birebir yakalanmış ve tedavi doğru düzleme yapılmış olur. Bu yüzden özellikle astigmatlarda wavefront tedavileri yüksek başarılır. Wavefront aynı zamanda gece görüşü için de standart laser tedavilerine üstünlük gösterir. Eski teknolojide mikrokeratom adı verilen ve bıçak kullanılan bir sistemle korneada kapak (flap) oluşturulur. Mekanik keratomda kontrol tamamen doktorun dışındadır, doktorun müdahale şansı yoktur. Kesi sırasında vakum kaybedilirse flap yırtılır, ameliyat iptal edilir. Kornea hasarı fazla değilse 3 ay sonra yöntem tekrarlanır. Bu da gözde oluşabilecek farklı problemlere yol açarken, net görüşü olumsuz etkileyebilmektedir. Ayrıca eski nesil excimerlaser tedavileri gece ışık saçılmalarını daha fazla hissettirir.”

Lazerle İlgili En Çok Merak Edilenler

Dr. Talu hastaların kafalarında lazer uygulamasıyla ilgili pek çok soru işareti bulunduğuna dikkat çekerek, bu sorulara şu şekilde açıklık getirdi: “Hastalarımızın kafasındaki en önemli soru işareti numaraların geri gelip gelmeyeceği konusundadır. İleri teknoloji ürünü tetkik ve teşhis cihazları ile tedavi süreci ve sonucu başarı oranlarımız artmış, risklerimiz azalmıştır. Hiçbir zaman %100 başarı diyemeyiz ama artık çok daha az sürpriz yaşıyoruz. Kafalardaki bir başka soru işareti ise operasyon sırasında gözün oynamasının, doğru bakmamasının bir soruna yol açabileceği konusundadır. iLASIK cihazında bulunan ve FBI’ın da kullandığı iris tanıma özelliği ile hafızaya aldığı irisi yakalayarak  göze bire bir kitlenme özelliği sayesinde lazer tedavisi tam arzu edilen koordinatlara uygulanır, göz hedeften çıkınca laser durur, hedefe gelince tekrar başlar. Ayrıca bu kilitlenme özelliği sayesinde astigmatlılar da gözlüklerinden daha başarılı şekilde kurtulabilmektedir. Son olarak da laser olmuş hastaların ileride katarakt gibi diğer göz ameliyatı olamayacağından bahsedilir. Bu tamamen yanlış bir bilgidir.”