Çekip gitmek olgunluktur

31 Mart seçimlerinin üzerinden neredeyse iki hafta geçti ama İstanbul Büyükşehir, Maltepe ve Büyükçekmece üzerindeki tartışmalar henüz bitmiş değil.

Fark etmişsinizdir, ekranlarda, gazete köşelerinde yapılan tartışmalar sandık sonucu üzerinden yapılmıyor ve anlaşılan o ki; AKP İstanbul'u teslim etmemek için topu taca atma niyetinde. Topu taca atma niyetinde çünkü ilk günden beri yapılan itirazlardan sonra aradaki fark kapanmadı ve sonuç değişmedi.

AKP her fırsatta itiraz hakkını kullanıyor. İtiraz yasanın partilere verdiği bir hak sonuçta!

AKP'nin geçersiz oylara yaptığı itirazlar YSK tarafından kabul gördü, geçersiz oylar sayıldı ve sandık sonucu değişmedi. 

Sandık başında tüm parti gözlemcilerinin içinde geçersiz sayılan oylar, sonradan geçerli oldu.

Bu bize, aslında seçim yapma/oy sayma kurallarını değiştirme gereğini hatırlatıyor.

Bilindiği gibi oy pusulalarında oyu geçersiz kılacak her hangi bir şey olmasa bile, zarfın içinden pusula dışında her hangi bir şey çıkınca oy geçersiz sayılabiliyor.

Ya da dışına taşmış, silik bir şekilde basılan mühür vb.

İşte sonradan geçerli sayılan oylar muhtemeldir ki bunlar.

Bu gibi durumlarda sonradan itiraz gerektirmeyecek bir çözüm sandık kurulunda çözümlenebilmesi gerekir..

Dönelim 31 mart seçimleri ve sonrasına..

Polisin, ev ev dolaşıp seçmen sorgulaması olağan hayatın akışına ters ve bunca yıldır örneğine rastlanmayan bir tutum. 

Bazı polislerin "kime oy verdiniz" şeklinde soru sorması, doğrulanmayan ve doğrulanması mümkün olmayan bir iddiadır ve çok vahimdir.

İstanbul seçimlerinde itiraza temel oluşturan bahaneler, seçim sonucunu etkileyecek bahaneler gibi durmuyor. 

Birçok AKP seçmeni ve köşe yazarı bile tepki vermeye, ses yükseltmeye başladılar.

YSK tarafından seçim öncesi açıklanan seçmen listelerine seçmen taşınma şüphesiyle CHP tarafından itirazlar olmuş ve başta Üsküdar, Çatalca, Büyükçekmece olmak üzere 39 ilçede birçok seçmenin kaydı silinmişti.

Sonrasında askı süresi dolmuş ve liste onaylanmış ve seçime gidilmiş.

AKP İstanbul Büyükçekmece adayının evinde 11 farklı ve aileden olmayan seçmenin olması gözden kaçmış.

Buna rağmen YSK verilerine göre, Büyükçekmecede 2014 seçiminden bu yana görülen seçmen hareketi seçimin sonucunu değiştirecek nitelikte değil.

Aynı durum Üsküdar'da çok daha fazla olmasına rağmen nedense çok dile getirilmiyor.

İnsan neden acaba diye soruyor elbette!

Ortaya çıktı ki; Üsküdar'da Beylerbeyi stadının çimlerine bile seçmen kaydı yapılmış!

Geçersiz oyların tekrar sayımı, bazı sandıkların baştan sayılması gibi seçeneklerin durumu değiştirmemesinden sonra seçimin İstanbul'da tekrar edilmesini zorlamak seçmen tercihine saygısızlıktır.

Aynı seçmenin tekrarlanan seçimde, hakkı yenmiş olan Ekrem İmamoğlu'nu farklı bir şekilde başkan yapması olasıdır. Yine aynı seçmenin meclis üyelikleri ve AKP'nin kazandığı ilçe başkanlıklarında da tercihini değiştirmesi muhtemeldir.

Seçim kazanılmak için girilir ama garantisi yoktur.

Seçimle gelenin, seçimle gitmesi demokrasinin gereğidir.

Seçimle gelenin seçimle gidebilme olgunluğunu gösterebilmesi gerekir.

Meclis üyeliğinin  çoğu AKP'de diyenler, İnsanlar ilçelerde AKP'yi tercih etti diyenler, o insanların Büyükşehir'de başkasına oy verebileceklerini kabullenmiyorlar.

Neticede aynı zarfın içinden çıkan geçerli pusulalar galibi belirliyor.

Seçimin arifesinde İstanbul ve Ankara'yı CHP alsa bile merkez hükumet tarafından yatırımların kesilmesi ile tehdit edilmişti.

Bu adaletli bir davranış olmayacaktır.

Şimdi önümüzdeki fotoğraf YSK tarafından onaylanıp, hizmete döndüğünde ve Ekrem İmamoğlu büyükşehir başkanı olduğunda, Ankara merkezi hükümet İmamoğlu'nu zora sokacak engellemeleri yaparsa...

Ekrem İmamoğlu'da ilçe belediyelere aynı şekilde yatırım yapmazsa ne olur?

Kalkınma yerelden başlar sözünden hareketle, yerelde oynanan ayak oyunlarında kaybeden kim olur?

Bu ülkeye yazık değil mi?

www.twitter.com/yolagiden

 

A+ A-