Eşimiz Bizi Terk Ederse?

Eşi ya da sevgilisi tarafından terk edilen kadınlar neden bir türlü karşı taraftaki yani onlara göre söyleyeyim; kendilerine göre tercih edilen kadına nefret duyuyorlar? Bunu gerçekten anlamıyorum. İsim falan verecek değilim genel izlenimim böyle diyeyim.

Eşlerinin yeni eşlerini ya da sevgililerini sürekli kıskanmakla, onu rencide etmeye çalışmakla vakitlerini geçiriyorlar.

Ya hastalıklarını bahane edip duygu sömürüsü yapıyorlar. Ya da yeni evlerinde poz poz resimler çektiriyorlar. Boşanma davaları sürüyor ama biz hala görüşüyoruz, en yakın dostuz hikayesi....

Veyahut 3-5 kuruş para sahibi olmuşsa, paraya 40 takla atan bazı ‘bilindik basına’, uyduruk ama karşı tarafın gururunu incetecek haberler yaptırmalar.

Aslında çok acınası haldeler bence. Ve terk edilme sebepleri de bu yani kendilerini çok beğenmeleri ve yenilgiyi bir türlü kabul edememeleri....

Niye yani? Ben kendimi onların yerine koyuyorum. Beni eşim terk etse ve benden daha genç daha güzel birisine aşık olsa. Üzülürüm tabii ki, diğer kadına da kızarım içimden belki. Ama kızacaksam kendi eşimi muhatap alırım. Asıl ona kızarım. O kızgınlığı sindirmem çok kısa sürer ve hemen ayrılırım. Hiç kimseyi de suçlamam.

İlla ki birini suçlayacaksam, kendimi suçlarım. Demek ki, ben bir yerde hata yaptım yaşanması gerekiyormuş yaşanmış der, herkese mutluluklar diler, kendi yoluma devam ederim.

Yakın çevrem dışında da bu konuları medya ile, şunla, bunla paylaşmam.

Asil ve karakterli kadına yakışan budur . Gerisi boş, kim ne derse desin.

Şimdi bakıyorum bizim bir takım medyada da bu tür kadınlara bir destek, bir ilgi alaka, sebebini anlayamıyorum.

İnsanlar arasındaki aşk, sevgi bağı bitmişse, o adam ya da kadın mecbur mu mutsuz olsa da sevmediği insanla yaşlanmaya?

Eşine söyleyip ayrılmasından daha doğal ne var?

Sevmeden sadece çocuklar olduğu için ya da ele güne ayıp olmasın diye sürdürülen evlilikler daha mı ahlaklı oluyor?

Bu mudur ahlak anlayışı?

Diyeceksiniz ki; memleketin bu kadar sorunu varken, bir buna mı takıldın?

Evet bu ara buna takıldım. Hep siyaset yazıyorum, bu sefer de biraz toplumsal ve kadınsı konulara girmek istedim. Önümüzdeki hafta Kürt ve terör sorunu ile ilgili önemli röportajlarım olacak.

Kendimizi kandırmadığımız, egolarımızdan arındığımız ve kendimizi geliştirebildiğimiz ölçüde mutlu olabiliriz.

Bunlar benim düşüncelerim, katılmak ya da katılmamak en doğal hakkınız. Ne olursa olsun, mutluluğunuz daim olsun diyorum.