İstanbul Artık Yaşanılası Bir Yer Değil

Belki köşe yazarı olarak bunları yazmamam ve herkesin duymak isteyeceği şeyleri söylemem gerekir ama içimden gelmiyor doğrusu. İstanbul her geçen gün daha da yaşanılması zor bir şehir haline geliyor.

Bu gün bir arkadaşımla konuşuyorum diyor ki; Artık bu şehirde yaşamak istemiyorum, Urla veya Ayvalık ya da onun gibi Ege’ de sahil kasabalarına gitmek istiyorum. Keza ben de 1-2 yıl içinde yurt dışında yaşamayı planlıyorum, kısmet olursa tabii.

Niye diye soruyorum, trafikten, kalabalıktan bunaldım diyor. Çok zaman araba ile dışarı çıkmıyorum, toplu taşıma araçlarını kullanıyorum diyor.

Trafikten soğuma nedeni de çok haklı....

Fenerbahçe’ de Marina’ nın civarlarında oturuyor, sokaklarında tam köşe başına bir renault otomobil park ediyor ama tam da dönüş noktasına, gelen geçen araç, onun yüzünden ya dönemiyor, ya araçlarını çiziyor. Arkadaşım da Cayenne Jeep kullanıyor. O araç çizildiği zaman nereden baksanız boyası binlerce lira. Diyeceksiniz ki, o aracı kullanan, çizilme parasını da öder. Tabii ama neden boşu boşuna, birinin hadsizliği ve densizliği yüzünden, alın teriyle kazanıp aldığı aracı hasar görsün.

Daha bununla da bitmiyor, uyarmalarına rağmen bu kişi yine, aracı tam köşeye dönüş noktasına koyuyor, muhtemelen inat yapıyor.

Arkadaşım da yine dönemeyip, arabayı çizince, o sinirle inip aracın sileceklerini kırıyor.

Asıl film ondan sonra kopuyor. Adamla mahkemelik oluyorlar, 30- 40 liralık silecek için, adama 1500 lira verip davadan vaz geçiriyorlar, bir de üstüne üstlük adam parayı alıp, gelip şahsen özür dilemezlerse davadan vaz geçmem diyor.

Arkadaşımın eşinin cevabını yazmayacağım tahmin etmişsinizdir aşağı yukarı....

Yani demek istiyorum ki, insanlar eğitimli ve iyi niyetli olmayınca istediğiniz kuralı koyun, yollar yapın, trafiği rahatlatmaya çalışın. Eğitimsiz insan ne kadarını anlayacak, konulan kuralı nasıl uygulayacak?

Sonra da Avrupa Birliği’ ne niye bizi almıyorlar diye şikayet ediyoruz. İşte cevabı bu....