Türk futbolunun kanayan yarası hakemler

Güncelleme:

Haber3.com yazarı Büşah Gencer yazdo: Türk futbolunun kanayan yarası hakemler

Hiç bir futbol takımı "yenilmez" diye bir kaide yok. 
Futbolun cazibesiyle heyecanı zaten "yenilme-yenilgiyle" ilişkili. 
Bir bakarsınız 19 puanlı LaLiga ikincisi Real Madrid'i veya averajla lider Barcelona'yı sonunca Elche mağlup etmiş. 
Meşin yuvarlak bu, illa büyükleri sevmek zorunda değil... 
Eğer (bir maç hakemsel bazda iyi yönetiliyorsa), takımlardan bir tanesi dünya devi olsa gününde değilse, rakibi ne kadar minnacık olursa olsun ya beraberlikle poposunu kurtarır, ya da mağlubiyeti tadar... 
Medya da onlara "Milyarlık utanmaz eşşekler" diye kulp takar. 
Şimdi yukarıda dedim ki;
"Eğer bir maç hakemsel bazda iyi yönetiliyorsa" 
Bu laf arasında geçen ibare çok önemli ve malümunuz tüm dünya hakemleri için sarfedilmiş bir sözdür. 
Bir de kulübeden iyi yönetilirse var, bu yazı konumuz şimdilik o değil.
Galatasaraylı yönetici Erden Timur doğru söyledi geçen hafta;
"Dört büyükler ilk kez dört dörtlük transferler yapıp, çok iyi takım kurdular"
Evet, doğru... 
-Galatasaray'ın Icardi şanssızlığından başka yapılan transferler iyi ve yerine oturuyor.
-Beşiktaş'ın Weghorst transferi mesela golcü karaborsasının olduğu bu dönemler için gayet mantıklı bir olay.
-Fenerbahçe'nin bana göre en büyük transferi Jesus'tur... Son derbide vasat olmasına rağmen Lincoln, Arao, Pedro, Luan Peres, Alioski, Gustavo, Emre, King ve Batshuayi hepsi, iyi bir futbol mimarı olan Jesus hoca tarafından monteleniyor. 
Burada konumuz geçen sezonun şampiyonu Trabzonspor...
-Baktığın zaman şampiyon hoca Avcı ile yola devam ediliyor, gidenlerin yerine de iyi adamlar alındı... 
Peki Trabzonspor'a penaltı uydurup maç kazandırmak yakışır mı?
Kayseri 1-2'lik maçının üzerinden zaman geçmesine rağmen halen hakem Ümit Öztürk ile VAR'ın tüm hakem hocalarının "uyduruk" olarak kabullendiği penaltının tartışması bitmiyor.
Hadi geçen sezon öyle böyle şampiyon olundu... Üç büyükler kenara çekildi, ilahi destekler de geldi ve yıllar sonra Trabzonspor şampiyon oldu. Ne diyelim tebrikler.
Ama halen geçen sezonun TFF ve hakem destekleri konuşuluyor ve Trabzon'un tescilli şampiyonluğu ağızlarda sakız.
2011'de Fenerbahçe'nin şampiyonluğu ve Trabzon'un lig ikinciliği "helal süt"tür ama ne hikmetse halen şaibeli diye konuşuluyor değil mi?
İnanın Bordo-Mavi'nin de 2021/2022 sezonu şampiyonluğunun üzerindeki dedikodu bitmeyecektir.
Şimdi son Yukatel Kayseri maçında Ümit Öztürk'ün penaltı vakası (!) ve ondan önceki Gaziantep maçında Mete Kalkavan'ın ilginç kararları (!) Trabzonspor için yeniden başka türlü (!) düşünmeye sevkediyor futbolseverleri... 
Adamın ağzı torba değilki büzesin, kapansın...
Başladı yine gereksiz gereksiz saçma dedikodular:
"-Trabzonspor'a federasyon kıyağı başladı, hakemlere talimat gitmiş"
"-2023 genel seçimleri için Trabzonlu'nun gönlü futbolla mı alınıyor acaba?"
"-Birileri inceden devreye girmiş galiba, 2 haftada değişti düdükler"
"-Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş boşuna uğraşmayın bu sene de Trabzonspor'u şampiyon yapacaklar..."
Veee bu arada en güzel ve en objektif yorumu Trabzonlu Gazeteci Cevat Kol yapmış...
Diyor ki:
"-Trabzonspor iyi takım, transferleri de olumlu, kardeşim bir Trabzonlu olarak o verilen -penaltı olmayan- penaltıya Bordo/Mavili efsanenin ihtiyacı mı var? Kimse Trabzonspor'umun ismini lekeleyemez. Yorum yaparken, biraz dürüst olalım, bir kişi çıksın da desin ki, o penaltı penaltı gibi değildi"
İşte bir futbol adamından, bir futbol kaleminden, koyu bir Trabzonspor taraftarı olan Cevat Kol kardeşimizden Hakem Ümit Öztürk ile VAR odası yorumu.
Bunun üzerine daha yazılacak bir yazı mı var... Bence yok.
Sadece eklenecek bir söz var:
Eyyy TFF, eyyy MHK, eyyy Hakemler, eyyyy fanatikler; Trabzonspor'un futbol onuruyla ve gururuyla oynamayın... Trabzonspor'un oyunu, deneyimli hocası ve akılcı yönetimi yeter, takviyesel olarak dışardan hiç kimseye ihtiyacı yok. 
Nokta

 

Diğer Yazıları
Cristiano Ronaldo Türkiye'ye gelir mi!
Valencia ve Qatar
Ali Koç kadar başınıza taş düşsün!
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'a açık mektup