Erdoğan'ın ''üçlü yürüyeceğiz'' dediği DEM Parti'den den ''Terörsüz Türkiye''ye itiraz geldi

Güncelleme:

MHP lideri Bahçeli'nin eli kanlı bölücü terör örgütü PKK'nın bebek katili elebaşısı Abdullah Öcalan için TBMM kürsüsünden yaptığı çağrıyla başlayan ve iktidarın Terörsüz Türkiye olarak adlandırdığı süreçte, Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Erdoğan'ın "bu süreci AK Parti, MHP ve DEM üçlü olarak birlikte yürüteceğiz" demişti. Ancak DEM Parti'den bugün yapılan açıklamada sürece "Terörsüz Türkiye" adının verilmesine itiraz geldi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, iktidarın 'Terörsüz Türkiye' adını verdiği yeni süreçte, kullanılan isme karşı olduklarını, "Terör ve güvenlikçi politikalar üzerinden ifadelendirmek yerine gerçekten barışı, demokratik toplumu esas alan bir nitelendirmenin daha doğru olacağını" söyledi.

DEM Parti'nin komisyona vereceği isimlerin belli olduğunu belirten Koçyiğit, "Koordinatör Grup Başkanvekili olarak ben, Meral Danış Beştaş, Saruhan Oluç ve Cengiz Çiçek arkadaşlarımız ile bu komisyonda çalışacağız" dedi ve resmî bildirimin bu hafta için yapılacağını açıkladı.

 Koçyiğit ayrıca TBMM'de kurulacak komisyonun yalnızca silahsızlanma sürecini kapsamaması ve demokratik adımların atılmasını da hedeflemesi gerektiğini söyledi. 

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Yüreğimiz, geleceğimiz, toprağımız yanıyor. Bununla beraber milyonlarca canlı da yanıp kül oluyor. Her yangının içimizi dağladığını, her yangında bu ülkede milyonlarca insanın sessiz gözyaşları döktüğünü de biliyoruz. Halk hep beraber ağlarken, hep beraber yüreği kavrulurken ne yazık ki bu ülkenin iktidarı süreci seyretmekle ya cumhurbaşkanı başdanışmanı gibi sosyal medya hesabından dua etmekle ya da olaya kayıtsız kalıp aslında hiçbir şey olmamış gibi kafasını kuma gömmekle meşgul” dedi.

Komisyonun teknik bir seviyeye indirilmemesi gerektiğini vurgulayan Koçyiğit, komisyonun demokratik adımların atılması hedefiyle de çalışması gerektiğini ifade etti ve "Meclis Başkanı ile yapılan son toplantıda hem biz hem de CHP hem de genel olarak muhalefet; komisyonun teknik bir komisyon seviyesine indirgenmemesini, sadece silah bırakma meselesine özgülenen bir komisyon olmaması gerektiğini söyledi. Bu ülkede Kürt sorununun kök nedenleri var. Bu kök nedenler konuşulmadan, Türkiye demokratikleşmeden en nihayetinde Kürt sorunu da çözülemez. Onun için mutlaka bu komisyonun demokratikleşme ve barış perspektifini içermesi ve sorunları kalıcı bir şekilde çözecek bir yaklaşımla çalışması gerektiğini biz de CHP de ifade etti. O anlamıyla genel demokrasi konusunda muhalefet, mutabakat ve ortak bir yaklaşım benimsiyor." dedi.

Koçyiğit, TBMM Genel Kurulunda, 'İklim Kanunu' ile enerji ve maden alanlarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifinin kabul edildiğini hatırlatan Koçyiğit, şu ifadeleri kullandı:

"Bu iki yasanın kabul edilmemesi için mücadele ettik. Ancak çoğunlukçu anlayış hiçbir uyarımızı dikkate almadı; ne topluma, ne uzmanlara, ne STK'lara, ne muhalefete kulak vermedi ve parmak sayısıyla ormanları ve doğayı yok edecek yasaları Meclis'ten geçirdi. Yaz mesaisini doğayı yok etmek üzerine yapan bir iktidarın Meclis pratiğiyle karşı karşıyayız. O gün de söyledik, çıkardığınız yasalar; doğayı ve yaşam alanlarını yok ediyor. Ancak kulak asmadılar ve bugün bunların her birini birer birer yaşıyoruz. Bu çıkan yasalar sermaye lehinedir. Bütün mevzuatı sermaye ve maden şirketleri lehine esnetmek için çıkarılan ticari yasalar olduğunun altını çizmek istiyoruz. Onun için buradan bir kez daha ifade etmek gerekiyor; AKP'nin en büyük düşmanlığı doğaya ve halka karşıdır. Bugün bu kadar çok orman yangını çıkıyorsa, yeşil alanlar imara açılıyorsa, kıyıdaki haklar orada yaşayan halk yerine turizm şirketlerine peşkeş çekiliyorsa, kanun hükmünde kararnamelerle ülkenin bütün zenginliği 3-5 sermaye şirketine veriliyorsa bunun sorumlusu sermayenin yanında yer alan iktidarın kendisidir."

Yangınların 'kader' olmadığını ve en büyük sorumlusunun AKP iktidarı olduğunu da belirten DEM Partili Koçyiğit, “Ülkenin milyonlarca liralık kaynakları yanıp kül oluyor. Bütün bunlara kader dememizi, doğal karşılaşmamızı bekleyen bir anlayış karşımıza çıkıp doğru dürüst bir açıklama yapmadan bunları normalleştirmeye çalışıyor. Öncelikle bir kez daha söyleyelim bu yangınların sorumluluğunu sadece iklim krizine ve artan hava sıcaklığına yüklemek en büyük haksızlıklardan biridir. Bu yangınların en büyük sorumlusu önlem almayan AKP hükümetidir. Önlem almayan kurumlardır ve bakanlığın bizzat kendisidir" dedi.