Kılıçdaroğlu 128 Milyar dolar nerede afişini Meclis'e astı!

CHP lideri Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'na "128 milyar dolar nerede" afişiyle çıkıp, AK Parti iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok sert sözlerle eleştirdi.

TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşma yaptığı kürsüye "128 milyar dolar nerede" yazılı afişin de asılmış olması dikkatlerden kaçmadı.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satırbaşları:

 Ramazan ayı içindeyiz. Duygularımızın yoğunlaştığı, iç hesaplaşma yapacağımız bir ay. 

Belediye başkanlarımız çalışıyor. 11 milyon vatandaşımıza yardım götürdüler. Kimisine maske, kimisine burs, tablet. Hangi kanaldan ulaşırsa ulaşsın belediye başkanlarımız yardım götürdü. 

Belediye başkanlarımıza dedik ki: Ayrım yapmayacaksınız. Halk için yapacaksınız. Sizi oraya yaşıyanın halk olduğunu unutmayacaksınız. Fakir mahallelere pozitif ayrım yapacaksınız. O mahalleler sizden önceki belediye başkanları tarafından çok ihmal edildi. Yoksullara yardım yaparken yoksulun onurunu koruyacaksınız. Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz. Cebinizdeki para sizin değil millettin parası. İsraftan kaçının, işi ehline verin dedik. Belediyeleri adaletle yönetin herkes adaletle yönetmeye özen gösteriyor. 

MÖNTRO BİLDİRİSİ

Bizde bir söz vardır, Allah insanı kuru iftiradan sakınsın diye. Montrö sözleşmesinden rahatsız olan emekli amiraller bir bildiri yayımladı. Onların iradesini suistimal edenler saraya yakın olanlardır. Saray buradan darbe çıkarmak istedi. Sonradan bunun arkasında CHP var dediler. Ne oldu? CHP ile ilgili tek bir kelime yok. Kalktın utanmadan sıkılmadan beni suçladın. Devlet yalan söyler mi? 

Makama, hırsa, kibire bakın. Böbürlenmeye bakın. Koltuğu uğruna yapmayacağı bir şey yok. Devlet akılla, erdemle, ahlakla yönetilir. Tam tersini yapıyorlar. Kibir deseniz ahlaksızlık deseniz hepsi var. Pudra şekerini kimse unutmadı. Her türlü iftiraya hepimiz hazırlıklı olmalıyız. 

CHP'nin çalıştığı kadar kimse çalışmıyor. Halkın nabzını tutuyoruz. Aldığımız parayı aylığı hak etmeye çalışıyoruz. Yan gelip yatmıyoruz. Saray'dan medet ummuyoruz. Biz halkın partisiyiz. Yandaşlar için değil vatandaşlar için çalışıyoruz.

"DERSİ SANDIKTA VERECEĞİZ"

10 milyonun üstünde işsiz varsa bir ülkede orada huzur olmaz. Bereket olmaz. Kargaşa çıkar. Ülkeyi yönetenler bunun farkında mı? Bir elleri yağda bir elleri balda. Vatandaşın çektiği ızdırabı bilmiyorlar.

 Hükümetin enflasyonu ile bizim enflasyonumuz farklı. Nasıl lebaleb kongre yaptılarsa çözümü de bulmaları lazım. İnsanlar ölmüş umurlarında bile değil. 

Sandık gelecek mi? Korkudan getirmiyorlar. Hep birlikte dersi sandıkta vereceğiz. 

Sorunları biliyoruz çözümleri de oluşturacağız. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke. Denizcilik Bakanlığı bile yok. Denizleri verimli kullanacağız.

NORVEÇ BAŞBAKANINA KESİLEN CEZAYI ÖRNEK GÖSTERDİ

Covid-19 sürecini yaşıyoruz. Gazetelere bir haber düştü. Norveç'te 10 kişiden fazlasının bir araya gelmesini yasaklamışlar. Başbakan doğum günü için aile bireyleriyle bir araya geliyor. 10 değil 12. Devlet televizyonu geniş kitlelere duyuruyor. Gidiliyor ceza kesiliyor.

Türkiye de kongreler yapıldı, lebalep. İçişleri Bakanı'na mı ceza keseceler; yürek ister yürek. Erdoğan'a mı ceza kesecekler, yürek ister yürek. 

Devlet kibirden arınmış olsaydı ilk yapacakları iş bildiriyi değiştirenleri bulup yargıya teslim ederlerdi. Yapamazlar. Kibir böyle bir şey. 

İnsanlar ölüyor siz ne yapıyorsunuz? Sizin iradeniz ipotek altında, rehin tutuluyorsunuz. Çıkın söyleyin. Bilim adamısın. Seni adam yerine bile koymuyorlar. Niye konuşmuyorsun. Emekli amiraller gibi bizi toplarlar. Toplarlarsa bir onurdur.

Kendileri doktor, doktorları savunmaları lazım. Ne diyorlar, alkışla. Onların nasıl çalıştıklarını biliyorlar mı? 

Sağlık Bakanı açıklama yapıyor. "Vakaların artmasının sebebi hepimiziz." Uzayda mı yaşıyorlar? Vakaların artmasının sebebi kongreler değil mi? Halkı suçlamaya başlkadığın zaman bu işi bilmiyorsun.

Muhtarlara aşı yapılsın. Apartman görevlilerine niye yapılmıyor? Alışverişi onlar yapıyorlar. 

NEREDE BU 128 MİLYAR DOLAR ?

Bu kürsüden defalarca 128 milyar dolar nerede diye sordum. 128 milyar doları hangi kurdan sattınız diye sordum. 128 milyar doları satanların kimler olduğunu, kimin imza attığını sordum. Defalarca her yerde sordum. Birisi "para kaybolmadı, para el değiştirdi" diyor. Para zaten el değiştirdi. Ben sana zaten bunu soruyorum. El değiştirdi de kime gitti bu? Milyarları kim götürdü? Bunu niye soruyorum? Merkez Bankası daha önce sattığı dövizleri böyle tablolar halinde yapar kendi internet sitesinde yayımlardı. Şimdi yok. Damat kime verdi, sen kime talimat verdin? 1 TL'den söz etmiyorum, 1 milyondan söz etmiyorum 128 milyar dolardan söz ediyorum. Ne oldu bu para? Tık yok. Bir daha sorduk, tık yok. Önce kasada duruyor dedi, sonra pandemide kullandık dedi. Yalan söylüyorlar. Dua edelim darbeci diye suçlamadı bunu soruyoruz diye. Bu kadar pişkin, halktan bu kadar kopuk, bu kadar para sevdalısı dünyada başka bir iktidar görülmemiştir. Sorular karşısında ezilip büzülen, cevap veremeyen ama yeri geldiğinde kibirlenen, böbürlenen bir yapıyla karşı karşıyayız. Sen kendini ne sanıyorsun? 

Dedik ki cevap vermiyor bari bilboardları kiralayalım, oraya asalım, millet görsün. Vay efendim neymiş? Cumhurbaşkanı'na hakaretmiş. Arkasında Saray'ın silüeti varmış. Soru sormak ne zamandan beri hakaret oldu? 20 Temmuz sivil darbesinin en temel kanıtı budur. Bir darbe dönemi yaşıyoruz. Ben bal gibi soracağım, sen de bana cevap vereceksin. 

Bu kürsüde 128 milyar doları sorduk. Bana nasıl sorarsınız diyor. Şahsım hükümetinde sporuyu kime soracağız. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı için soruyoruz. Nerede bu 128 milyar dolar? Bunu sormak her namuslu, ahlaklı, Allah'a inanan herkesin görevidir? Hesabı veremiyorsan sandığı getir namusunla git.